Un: Adı Var, Ama Tadı Yok…

Hepsi de Birer Aldatmaca mı? 

 

Meraksız olmak, istenen bir özellik değil; buna karşılık her bir şeyleri merak etmek de hiç çekilir gibi değil… Kendimden biliyorum, bu pis huyum yüzünden başıma gelmedik kalmamıştır. 

Alın ekmek meselesini… Ortaya çıkışından bu yana bir türlü “ke de ve” demeyi kendimize yakıştıramayıp “kadeve” dediğimiz KDV’yi… Öbürlerini sayıp yazıyı şişirmeyeyim; bir de un meselesini… 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Usta, Ne Diyorsun Bu Hususta?

Kanada’nın Mercimeği Fakir Fukaranın Yiyeceği

 

 

Biliyorum, benim bu İlgilik’i epeydir ihmal ettim. Seçim hengâmesi, Tvitır’ın, arkasından Youtube’un mühürlenmesi, Facebook’ta oyalanıp gönül eğlendirmeler, ardından sonuçların tahmin ettiğim gibi çıkması vesaire…

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Ekmekler Çoktandır Bozuk

İş Mayada, Asıl Onu Bozmayalım

 

Bugünlerde ekmeğe ilişkin türlü türlü şeyler duyuyoruz. Milletin dikkatini en çok da fiyat artışı çekiyor. Televizyonlarda ise bir ‘tam buğday’ lafıdır dolanıp duruyor: ‘uzmanlar’, hangi ekmeği yemeleri gerektiği konusunda milleti aydınlatma yarışında…

Vaktiyle ekmek konusunda bir şeyler yazmaya çalışmıştım; ama yukarıda kısaca sözünü ettiğim durum, beni bu konuya bir kere daha bulaşmaya iteliyor.

Ama düşünüyorum da, sütü kutuda, unu pakette, tavuğu plastik tabakta , … gören ve yerelinden bölgeseline pek çok yiyeceğimizden, içeceğimizden habersiz olanların ne ölçüde ilgisini çeker diyeceklerim?… Yeni şeyler söyleyeyim, diye uğraşmama değer mi? Onun için, işin kolayına kaçıp vaktiyle ekmek konusunda yazmaya çalıştığım şeyleri yineleyeyim, diyorum. Neredeyse dört yıl olmuş onları yazalı. Aktarıyorum:

«Geçen pazar günü bir gazetede ekmekten de söz ediliyordu. Hem de iki yerde… İnsanları salak yerine koyan reklam yazılarıydı bunlar. Frenklerin ‘advertorial’ dedikleri haber görünümünde tanıtım şeyleri… 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Ekmekler Nicedir Bozuk…

Şimdi Mayayı Yenileme Zamanı 

 

Geçen pazar günü bir gazetede ekmekten de söz ediliyordu. Hem de iki yerde… İnsanları salak yerine koyan reklam yazılarıydı bunlar. Frenklerin ‘advertorial’ dedikleri haber görünümünde tanıtım şeyleri… 

Bunları görünce, yıllar önce kesip sakladığım bir yazıyı aradım. Ekmek diye yediğimiz şeyin ne kadar ekmek olduğunu irdeleyen, “ekmeğimi istiyorum” diye haykıran bir yazıydı. Bulamadım. O zamanlar, ekmekte de dışa bağımlı duruma getirilmemiştik daha… Yazının sahibi bilmem bugünleri gördü mü? Gördüyse acaba neler demiştir?

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Improve the web with Nofollow Reciprocity.