Cihan Harbi Şartlarında…

Eşeğin Adı “Abdurrahman Çelebi”

 

Demek, “birinci teşrin”e “ekim”, “cihan”a “dünya, evren”, “harb[p]”e de “savaş” demiyormuşuz henüz… 1940-41… Dışarıda savaş… O günlerde Almanlar, Fransa’nın “geçilemez” bilinen ünlü Maginot (Majino) Hattı’nı ([Fr.] Ligne Maginot) aşıp (Haz. 1940) ülkenin kuzeyini işgal etmişler; güney Fransa ise İtalyanlarca 21 Haziran’da işgal edilmiş durumda… Bizde Millî Şef dönemi… 1938’de TMO (Toprak Mahsulleri Ofisi) kurulmuş, ancak tam yeterli mi bilmiyorum –benimki de laf, nereden bileceğim–; ancak, demiryolu güzergâhlarında her an orduya teslim edilecek şekilde hazır “açık” arpa-buğday stokları, ambarları var. 

Bir saptama 

Mesela, ileriki bir tarihte ben gördüm, bizim Tokat’ın Zile ilçesinde tren istasyonundaki rampa bu stoklardan biriyle kaplıydı; yığının üzeri toprakla kaplanmış, bu örtüyle temas eden tahıllar filizlenmiş olmalı, yığının üzerinde yer yer taze yeşillikler vardı. İşte, “Millete yedirmediler, toprağın altında çürüttüler” efsanesi bu filizlerden kaynaklanıyor. Ve hâlâ ve hâlâ Kemal Bey takımı işte bunun da tokadını yemekte… 

Ben ilkokula o yıl başlayacağım. Büyükannem sağ. Bir kardeşim olacağını biliyorum. Ekmek karneye ya bindi ya binecek… Babam, kıtlık olacağının farkında ve ailenin ufuktaki badireyi en az zorlukla atlatması için şehrin dışı sayılacak bir yerde sebze ekip-biçmeye de uygun, suyu bol, koca bahçesi meyve ağaçlarıyla dolu, küçük bir havuzu, koca aşhanesi (işlik), kileri falan olan, yerden yukarısı iki katlı, yerleri muşamba kaplı konağımsı koca bir ev bulmuş, oraya taşınıyoruz. Sanıyorum çocukluk arkadaşlarından olan uncu İbrahim Efendi’nin Kalhane’deki evi; “yıllığı 182 lira” diye kalmış aklımda. Aylığı 15 liraya falan geliyor. 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Bir İllüzyon!

Hey Gidi ‘Ada’ Hey…

 

Ben, dün basın-yayında çıkan haberlerin yalancısıyım, önceki gün Rusya’ya giden Başbakan Binali Yıldırım, Rusya’da Devlet Diplomasi Enstitüsü’nde yaptığı konuşmada, “Ben proje adamıyım; köprü yaparım, yol yaparım. Milletin hayatını kolaylaştırmak için birçok projeyi Cumhurbaşkanlığımız liderliğinde hayata geçirdik” diyesiymiş.

Öyle demişse öyledir.

Yalnız, –başkalarını bilmem ama– ben, Başbakan’ın Ulaştırma Bakanlığı döneminde ortaya konan bir projenin hayatımı kolaylaştırması bir yanda dursun, zorlaştırdığını iddia ediyorum. Öbür projelerin sonuçları sade vatandaşlardan kimleri memnun etmiştir, kimleri etmemiştir, o konuda bir bilgim yok tabii; ama bu projelerin en çok da kimleri memnun ettiğini söylemek için kâhin olmaya gerek yok: elbette en başta yüklenicileri…

Her neyse, az biraz bencillik olacak ama ben kendi memnuniyetsizliğimi açıklayayayım:

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Bu Sefer ‘Samim Lütfü’ İçerde Değil…

Ama Bu, Yeni Yeni Kitaplarla Karşılaşamayacağız Anlamına Gelmiyor 

 

Yazarları özgürlükler yaratmaz, yazarlar özgürlükleri yaratır.

~Ali Sirmen*

  

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Bir “Eeeyy” de Benden…

Nafile Feryat 

 

Eeeyy dünün ulaştırma işlerinin sorumlusu, eey bugünün bütün işlerinin başsorumlusu! 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Bugün Günlerden 28 Haziran…

Bugün İzmit’in Kurtuluşunun 92’nci Yıldönümü

 

 

Bugün 28 Haziran; İzmit’in kurtuluş günü…

 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Yakıştı mı?

Sevinci Kursağında Kalmak…

 

 

Avrupa, Amerika falan görmüşlerin anlattıklarının en başında, daha çok hızlı trenler, metrolar, geniş geniş meydanlar gelirdi. Artık bizim trenler de hızlı olma yolunda… Metrolarımız da var. Ama meydan konusu hiç iç açıcı değil: kentlerimiz zaten meydan fakiriydi, şimdi durum daha kötü ve hele İstanbulumuz’unkiler ufak ufak elden çıkarılıyor.

Ama ne güzel, İstanbul metrolanıyor… Üç gün önce bu sisteme yeni bir hat daha katıldı. Ne zaman açılacağını vesaireyi gazetelerin arka sayfalarındaki duyurudan, Belediye Başkanı’nın çağrısından, haberlerden öğrendik. Ben pek sevindiğimi söyleyeyim. Herkesler de sevinmiştir mutlaka… Benim sevincim, sanırım bir demiryolusever olmam dolayısıyla daha bir başkadır; benim gibilerlerinki biraz farklı anlam taşıyor olmalı… Metro, trenin kentin bağrına uyarlanmışı olduğuna göre, bizlerin sevinçleri elbet farklı olur. Tabii, yaş etmeni de var; duygusal olmuşuzdur biraz…

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

« Previous entries Sonraki Sayfa » Sonraki Sayfa »

Improve the web with Nofollow Reciprocity.