Özgür Sanat, Özgür Eleştiri

1920’lerden Gelen O Hoş Seda Dolayısıyla

 

İnsanoğlu şaşılası varlık: hem haklarından, özgürlüklerinden olmak istemez hem de başkalarının bu değerlerini onların ellerinden almaktan geri durmaz. Örneğin, hakları, özgürlükleri kısıtlayan türlü türlü yönetim biçimini düşünüp ortaya koyan, bunları uygulayan da hep insanoğlu. Tek elden yönetimden bütüncülüne dek… İnsanlığın bugün ulaşmış olduğu ‘elerki’ (demokrasi) dediğimiz ‘halkın egemenliği temeline dayanan’ yönetimlerde bile nice dayatmalar, baskılar yaşanıyor. Tepemizdeki bir olumsuz etmen ise, bugün geldiği aşamada demokrasileri de yönlendiren anamalcı düzen.

Baskılardan, dayatmalardan, önce sanat, dolayısıyla sanatçı etkileniyor. Oysa, Prof. Dr. Afşar Timuçin’in dediği gibi, “Yaratı, gerçekleştirilmiş fikirdir ve ne kadar aydınlıksa nesnesine o kadar uyarlıdır.” Yaratı, sanatçının ortaya koyduğu şeyleri de kapsadığına göre, dayatma, baskı –ölçüsü ne olursa olsun, düşünceyi (fikri) karartacak, kısıtlayacak, olumsuz yönde etkileyecektir. Bu durumda, sanat ürününün (yapıtın), nesnesine uyarlığından (uygunluğundan) söz edilebilir mi? 

Öte yandan, sanatçı baskıdan, dayatmadan nasıl etkileniyorsa, eleştirmen de öyle etkilenecektir böyle ortamlarda. Ve ben, örneğin, ülkemizde sanat eleştirmenlerinin pek az oluşunu buna bağlıyorum.

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Improve the web with Nofollow Reciprocity.