Gel de Düşünme…

Partinin Altı Fedaisi mi?

 

Olacak iş değil, ama aklıma gem vuramam ya… Düşünüyorum: Hani şu “tecavüzcülere af getiren tasarı” vardı ya, Mısır’daki sağır sultanın bile duyduğu yasa tasarısı, .. hani şu ‘olay’ önerge verilmemiş olsa pek kimsenin haberinin olmayacağı yasa tasarısı… Ve işte o tasarı, bu sefer adıyla söyleyeyim: bir torba yasa olan Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” tepki çekmesi üzerine Adalet Komisyonuna geri çekildi. Ama ne geri çekilme? Bir şov mu desem, millî beraberlik ruhunun bir tezahürü mü, artık bilmiyorum 

Ve tam da bu bilemezlik içerisindeyken aklıma gelen şeye “gelme” diyemiyorum: Önerge sahibi altı vekil, bu durumun başlarına geleceğini tahmin edebilmişler miydi acaba o önerilerinde bulunurken, yoksa, bu şovun bir parçası mıydılar? Dedim ya, bilmiyorum, bilemem; ama bu dediklerimi de düşünmeden edemedim işte… 

Aklıma gem vuramayıp düşündüğüm şeyler, işte bu yukarıdaki zırvalar.   

Ne demek istediğimi anlayanlar anlamışlardır; takılanlar varsa onlara da şu haberi okumalarını tavsiye edebilirim ancak: “Tasarı gitti o açıklamanın yankısı kaldı”[*]. 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Cui Bono?!…

Sonuç Alıcı Soru

 

Gündemin başındaki meselemiz ‘başkanlık’tı; bir de baktık, ‘tecavüzcüye af” alıvermiş onun yerini… 

Baş köşeye oturan meselenin özeti şu: TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın geçici 1’inci maddesine bir fıkra eklenmek isteniyor; buna karşı çıkanlar var.

“Egemenlik ulusundur (Hâkimiyet milletindir)” demiyor muyuz? Yasama, yargı, yürütme? Üç erk? Güçler ayrılığı? 

Bizde yasa koyucu (kanun koyucu, vazııkanun) organ neresi? Meclis değil mi? E o zaman? Öyle de, millet de düşüncesini ortaya koyuyor; üniversiteler, meslek kuruluşları, STK’ler… Hem yurttaşlar da kişi kişi bu hakka sahip değil miyiz, sorgulamayacak mıyız? 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Her Türlü Şiddete Karşı Olmak İçin

İnsan Olmak Yeterli!…

 

Akademisyen yazarlarımızdan Prof. Dr. Tülay Özüerman*, geçen gün (18 Kas. 2016), “Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nın geçici 1’inci maddesine bir fıkra eklenmesi” konusundaki görüşlerini dile getirdiği 21. Yüzyıl Türkiye Gerçeği (!)… yazısını gönderdi bana (da). Eksik olmasın, teşekkürlerini sunuyorum. 

Prof. Özüerman’ın geçen gün İzmirport Com Tr’de, dün de Haberekspres Com Tr’de yayımlanmış olan yazısını alanıma aktarmak istiyorum: 

«Kamuoyunun, “Tecavüz ve istismar suçlularına af” olarak  değerlendirdiği, 6 AKP’li milletvekilinin Meclis Genel Kurulu’nda yine AKP oyları ile kabul gören geçici önergesi, “Cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden olmaksızın 16/11/2016 tarihine kadar işlenen cinsel istismar suçundan, mağdurla failin evlenmesi durumunda, Ceza açıklanmasının geri bırakılmasına, hüküm verilmiş ise cezanın infazının ertelenmesine karar verilir. Zamanaşımı süresi içinde evliliğin, failin kusuruyla sona ermesi halinde fail hakkındaki hüküm açıklanır veya cezanın infazına devam olunur……….” ifadesiyle başlıyor. 

Ek fıkradaki ifadeyle, “işlenen cinsel istismar suçu”nun faili olan yaklaşık 4.000 kişiyi hapisten çıkarmaya yönelik  bu önergeyi, “…………Toplumda mağdur olarak anılan bir kesim var. İnsanlar evlenmiş tören yapmışlar, kanundan kaynaklı sıkıntılar olmuş. Adam cezaevinden çıkıp yanlış yaptığında zamanaşımı olsa bile cezaya devam edilecek. Yanlışı olana destek veren bir düzenleme yok. Mesele, kadını çocuğu kollamaktır…..” diyerek savunuyorlar. 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Kötü Niyetlilere Bakmayın Siz

Memleketimde Güzel Şeyler de Oluyor!

 

 

Bir kısım muhalifler, ki bunlar, birtakım küflü ilkelere yapışmış olan darbeci, ulusalcı falan taifesidirler sabah akşam memleketin kötüye gittiğini söylüyorlar. Oysa, insan haklarını, adaleti, Atatürk milliyetçiliğini, ulusal dayanışmayı, toplumun huzurunu önde tutan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk düzeniyle yönetiliyoruz.

 

Unutmuş olanlar için söylüyorum, geçen yılın Eylülü’nde, hem de pek anlamlı bir günde, tam da ayın12’sinde kapsamlı bir anayasa değişikliğini halkoylaması yoluyla yüzümüzün akıyla başarmış idik. Bu pek başarılı halkoylaması, 7/5/2010 tarihli 5982 numaralı yasanın kabulü demek oluyordu. Bu değişiklikler arasında, bunu da işin farkında olmayanlar için söyleyeyimHâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na, nam-ı diğer HSYK’ye dahi çekidüzen verilmesi de var idi. 5982’nin en şayan-ı dikkat olmakla birlikte hiç de ilgi çekmeyen maddelerinden biri ise, işte bu düzenlemeye dayanak olacak olan madde idi: Anayasamız’ın bu yeni düzenlemeyle sil baştan yazılan ve 12 Eylül halkoylamasıyla 159’uncu maddesi olacak olan madde… Anayasamız’ın en uzun maddesi… Tam 4493 vuruşluk madde. Ve yine bu konuda sıfırdan, hiç yokken yazılan, yani yeniden oluşturulan 6524 vuruşluk 19’uncu geçici madde… Sonuç olarak, 26 maddeden oluşan yaklaşık 40 bin vuruşluk değişiklik paketinin dörtte biri bu kurulla ilgili iki maddeye gitmiş idi.   

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Improve the web with Nofollow Reciprocity.