Şu ‘Medya’ Dediğin…

Hep Başa Bela Bir Güç

 

 

‘Medya’ lafını sevmem de kullanmam da… ‘Basın-yayın’ tanımlaması neyime yetmez… ‘Gazete-dergi-radyo-televizyon’ dörtlüsünden söz edeceksem ‘basın-yayın’dan daha uygununu bulamam. Yerine göre, kullanım bağlamına göre ‘iletişim ortamı’, ‘iletişim araçları’ sözlerini de kullandığım olur.

 

Bugün basın-yayın dendi mi, ilk akla gelen, elimizle tuttuğumuz gazeteler ile dergiler… Günü geçince kaldırıp attığımız gazeteler ile bazılarımızın evin bir kuytu yerinde biriktirdiği –bazen yer kapladığından bazen de içindeki zararlı (!) şeylerden ötürü başa bela olan– dergiler… Eskiden “Eski gazeteler alıyorum” diye dolaşan, bu işten ekmek yiyenler vardı. Şimdi nereye atacağımızı bilemiyoruz. Bunlara ‘yazılı basın’ diyenler de var; televizyon haberciliğine de ‘görsel basın’ diyorlar… Pek tuhafıma giden bu yeni adlandırmaları da kullanmam. Bu arada radyo, yine radyo; Allah’tan, bu ada dokunan olmadı; ‘işitsel basın’ falan deme densizliğini eden çıkmadı yani.

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Otosansür!

Bu Kimin Ayıbı Olacak?

 

 

‘Medya’ lafını sevmiyorum da kullanmıyorum da… Şimdi de ‘sosyal medya’ diye bir tanımlama çıktı.

 

Gazete-dergi-radyo-televizyon dörtlüsünden söz edeceksem ‘basın-yayın’ sözünden daha uygununu bulamam. Öte yandan, ‘medya’ yerine,  sözün bağlamına göre ‘iletişim ortamı’, ‘iletişim araçları’ diyorum.

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Improve the web with Nofollow Reciprocity.