Bir İllüzyon!

Hey Gidi ‘Ada’ Hey…

 

Ben, dün basın-yayında çıkan haberlerin yalancısıyım, önceki gün Rusya’ya giden Başbakan Binali Yıldırım, Rusya’da Devlet Diplomasi Enstitüsü’nde yaptığı konuşmada, “Ben proje adamıyım; köprü yaparım, yol yaparım. Milletin hayatını kolaylaştırmak için birçok projeyi Cumhurbaşkanlığımız liderliğinde hayata geçirdik” diyesiymiş.

Öyle demişse öyledir.

Yalnız, –başkalarını bilmem ama– ben, Başbakan’ın Ulaştırma Bakanlığı döneminde ortaya konan bir projenin hayatımı kolaylaştırması bir yanda dursun, zorlaştırdığını iddia ediyorum. Öbür projelerin sonuçları sade vatandaşlardan kimleri memnun etmiştir, kimleri etmemiştir, o konuda bir bilgim yok tabii; ama bu projelerin en çok da kimleri memnun ettiğini söylemek için kâhin olmaya gerek yok: elbette en başta yüklenicileri…

Her neyse, az biraz bencillik olacak ama ben kendi memnuniyetsizliğimi açıklayayayım:

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Spekülatif Yaklaşımlar

İki Felaket Senaryo

 

 

Şimdi ben bu yazıyı yazıyorum ya, –ileride birileri de okuyor olabilecek– daha adını koymuş değilim. Ama içime doğdu, başlığı saçma bir şey olacak. Neden dersem, olan bitenler saçma da ondan; aslında hayat da saçma değil mi?!

Bu saçma düşüncemi iki olay üzerinden desteklemeye çalışayım:

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Her Bir Şeyin Çözüm Yolu Vardır

İşte Açıklıyorum

 

Aile efradı, eş-dost ne zamandır bastırıp duruyor, açıkla diye… Benimle birlikte gitmesine kimsenin gönlü razı değil. Şu son köprü bakımı işleri olmasaydı zor açıklardım; milletin çektiği trafik şeysi beni zerre kadar ilgilendirmez, ama “Köprüler yaptırdım gelip geçmeye / Çeşmeler yaptırdım suyun içmeye, karam aman aman…” dercesine şu kadar arabayı köprüden beleş geçirmek, bu da yetmez, köprü ahalisine iftarlık dağıtmak iktisadiyatıma dokundu ve açıklamaya karar verdim.

İşte açıklıyorum: Haliç ve Boğaz doldurulmalı. Bu da benim projem… İstanbulumuz’un köyleşme süreci tamamlanıp da –bu iş bu yüzyılda mı sonuçlanır, bir dahakine mi sarkar, artık bilemem– nasıl olsa benim sır gibi sakladığım bu fikir beş yüzlük ampul gibi birilerinin kafasında ışıldamaya başlayacak… Bu gerçek karşısında en doğrusunu yaptım, açıkladım gitti işte. Hem ailemin, eşin dostun gönlü olmuş olacak hem de namım yürüyecek, öyle değil mi?

Projem sayesinde şehrin iki yakası bir araya geldiğinde ve bu arada Fatih de Beyoğlu’yla öpüşmüş olduğunda, İstanbul halkı huzura erecek, kamu maliyesinde gediklere yol açan olur olmaz şeyler de son bulacaktır. Dahası, külliyetli miktarda kamusal arsa stokuna kavuşulacaktır.

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

“Canal Istanbul, PM Erdogan’s Crazy Project”?

Hiç de Bile…

 

 

Her şeyden önce şunu söyleyeyim, bu konu öyle düzgün bir dille anlatılabilemez; o yüzden, az biraz ‘Osmanlı’ takılacağım, az biraz da ‘yeni tatlı su Frenkleri’ne* mahsus jargondan lügatler yazacağım. Bir de, ‘crazy, çılgın’ sözüne bakmam lazım öncelikle… Bir yansıma sözcük (‘onomatope’ dedikleri şey) olan ‘çılgın’ın birincil anlamı şu: ‘davranışlarında aşırılığa kaçan, aşırı davranışlarda bulunan kişi; hâşâ huzurdan deli, mecnun’. Tabii, delilik, mecnunluk da insana mahsus bir durum. Bu sözcüğe son zamanlarda yüklenen bir anlam daha var, ‘çok büyük, aşırı, olağanüstü’ demek oluyor. ‘Felaket güzel’ gibi nev-zuhur bir laf olaraktan kullanılıyor…

 

Asıl diyeceğim ise şu: dilimizde İngilizceselliğe doğru bir gidiş var, ve Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın dün ‘çılgın proje’ tanımlamasıyla açıkladığı ‘Kanal İstanbul’ adı da –yabancı basın-yayında, örneğin, dünkü Euronews’ta Turkey’s PM unveils ‘crazy’ canal project diye verilen haberde görüldüğü gibi böyle bir şey işte…

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Nobel Barış Ödülü

 

Sis Altında Paslaşmalar… 

 

 

Önceki yazımı, “Sis… Doğal bir olay; önlemini aldın mı geçiştirirsin. Dedim ya, İstanbul’un, dolayısıyla memleketin üzerine yeni ‘bir dûd-i muannid’ çökmesin de… Aman dikkat!” diye bitirmiştim.

 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Improve the web with Nofollow Reciprocity.