Aslında Ecdadımız Laikmiş

Yılbaşı Yaklaşırken…

 

Cumhuriyet’ten Tayfun Atay sormuş: Hayrola, ‘Yılbaşı haram’ fetvası yok mu?!”.

Görüldüğü gibi yazar, soru cümlesi kalıbındaki –ve aslında tam teşekküllü bir soru olan– cümlesinin sonuna koyduğu soru imiyle (işaret) yetinmemiş, bir de ünlem imi (nida işareti) eklemiş. Bu ‘kombin’ (?!), bir şaşırmışlığı anlatıyor. Emojiler yokken yazıları renklendirmenin bir yolu da noktalama imleriydi. Atay’a “çağı yakalayamamış” mı demeli yoksa ‘gelenekçi’ mi? Bırakalım, buna okurları karar versin… 

Bu küçük notumu şişirmemek için yazısının bağlantısını vereyim Tayfun Atay’ın: http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/892724/Hayrola___Yilbasi_haram__fetvasi_yok_mu__.html . Merak eden okur… Hem, vermesem de bulur okur ya, benimki, iş olsun işte…

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Osmanlı’da Bir Kadın Dergisi: Kadın

Kadın, Bugün de Umudumuz…

 

 

Kadın, 2. Meşrutiyet döneminin¹ (24 Tem. 1908 – 11 Nis. 1920) başlarında, 26 Ekim 1908’de Selanik’te İttihat ve Terakki Cemiyeti tarafından Osmanlıca olarak yayımlanmaya başlayan bir dergi. Yayın hayatı ekonomik güçlükler yüzünden uzun sürmeyen Kadın, 7 Haziran 1909’da kapanmış. ‘Hanım’ yerine ‘Kadın’ kelimesini kullanan ilk yayın olan Kadın dergisi, Osmanlı’nın kadınlara yönelik pek tanınmış dergileri Kadınlar Dünyası (1913), Kadınlık (1914) ve Genç Kadın (1918) ile benzerlerinin isim öncüsü olmuş. Ve ilginç bir durum, Kadın’ın yazarlarının çoğu erkekmiş.   

 

 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Global Krizin Çözüm Yolundan Önce…

Küresel Yanıt Verebilmek İçin


Kriz dünyayı hepten vurdu ya, adı, bilenlerin dilinde konuverdi: global kriz! Sonra da, gelsin çözüm yolları… Varsa yolu, bunun ne olduğunu konuşmazdan önce, asıl böylesi krizlerin nedenine bakmak gerekmez mi?

Ben bildim bileli ekonomi uzmanları konuşur da konuşurlar: paranın seyrinden, borsanın inip çıkmasından, mali sektörden, reel sektörden, yatırım sepetlerinden, petrolün fiyatından vb… Öngörüler möngörüler… Bu bunalımda da böyle oluyor. Haa, bir de kredi kartları ile FED var lafların arasında… Başka bir şeyler söyleyen eden pek yok.

Böyle durumlarda ne olur? Birileri parayı toplar, birileri de parayı kaptırır. Devletlerde de aynı sonuç… Kimi devlet zenginleştikçe zenginleşir, kimileri de el kapılarında avuç açar.

Sonra da, hadi yeni baştan…

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

‘Zamanın Ruhu’

Ve Güzel Sözler…

 

 

“Zamanın ruhu, anlaşmazlıklara rağmen konuşabilmeyi; karşıdakini dinleyerek anlamaya çalışmayı; uzlaşı yolları arayışlarını değerlendirmeyi; nefreti ayıplayıp saygı ve hoşgörüyü yüceltmeyi gerektirmektedir.”

 

Güzel cümle.

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Atatürk’ü Koruma Yasası Kaldırılmalı

“Nefreti Duydum” Dememek İçin…

 

 

İnsan, duygularıyla var olan bir varlık. Duygu nedir? Duyguyu, işin derinine inmeyi uzmanlarına bırakıp liseden gelme genel bilgilere dayanarak ‘ruhsal durumumuzda, içsel ve çevresel etmenlerin etkileşimi sonucunda ortaya çıkan karmaşık değişimler’ diye tanımlarsam yanlış bir şey söylemiş olmam sanırım.

 

Duygu çeşitliliği ve yoğunluğu herkeste aynı değilmiş, kişiden kişiye değişirmiş. Bu değişikliği belirleyen pek çok etmen varmış; bunlar, kendi yapımızda olanlardan tutun da içine doğduğumuz kültürün yapısındakilere kadar uzun bir liste oluşturacak etmenlermiş… Ve duygularımız hayatımızın her anında ‘merkez’de yer alıyormuş. Varlığımızın merkezinde. İşte bu kötü… Merkezde yer alıyorsa, bu, her eylemimizi duygularımız belirliyor, en azından etkiliyor demek değil mi?! Peki akıl? Eh, artık hangisi hangisine üstün gelirse… Allah kimseyi duygularına esir etmesin.

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

“Canal Istanbul, PM Erdogan’s Crazy Project”?

Hiç de Bile…

 

 

Her şeyden önce şunu söyleyeyim, bu konu öyle düzgün bir dille anlatılabilemez; o yüzden, az biraz ‘Osmanlı’ takılacağım, az biraz da ‘yeni tatlı su Frenkleri’ne* mahsus jargondan lügatler yazacağım. Bir de, ‘crazy, çılgın’ sözüne bakmam lazım öncelikle… Bir yansıma sözcük (‘onomatope’ dedikleri şey) olan ‘çılgın’ın birincil anlamı şu: ‘davranışlarında aşırılığa kaçan, aşırı davranışlarda bulunan kişi; hâşâ huzurdan deli, mecnun’. Tabii, delilik, mecnunluk da insana mahsus bir durum. Bu sözcüğe son zamanlarda yüklenen bir anlam daha var, ‘çok büyük, aşırı, olağanüstü’ demek oluyor. ‘Felaket güzel’ gibi nev-zuhur bir laf olaraktan kullanılıyor…

 

Asıl diyeceğim ise şu: dilimizde İngilizceselliğe doğru bir gidiş var, ve Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın dün ‘çılgın proje’ tanımlamasıyla açıkladığı ‘Kanal İstanbul’ adı da –yabancı basın-yayında, örneğin, dünkü Euronews’ta Turkey’s PM unveils ‘crazy’ canal project diye verilen haberde görüldüğü gibi böyle bir şey işte…

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

« Previous entries Sonraki Sayfa » Sonraki Sayfa »

Improve the web with Nofollow Reciprocity.