Gitmek mi Zor Kalmak mı? (*)

Kelimeler Kifayetsiz 

 

Emre Kongar, bugün (14 Aralık 2017 Perşembe), bir olgunun anahatlarını çizmiş köşesinde. Bir utanç tablosu… 

Kongar’ın Korku imparatorluğu: Ahtapotlaşan sarayını okuyunca ( http://www.cumhuriyet.com.tr/koseya… ), kendi hesabıma da utandım. Bende bu utanma duygusuna yol açan şey, kaç gündür kafamın bir köşesinde hapsedilmiş bir hâlde duran, durdukça da beni içten içe sıkan ve fakat bir türlü ona ilişkin birkaç satır bile yazamadığım, dolayısıyla da salıveremediğim kıyıda köşede kalmış küçük bir haber.

Evet, ‘küçük’ bir haber, ama bence taşıdığı anlam ‘pek büyük’ bir haber: 

Kocaeli’de –Bizim İzmit’te– yerel bir yayın organı var, Kocaeli Koz. Birbirinin üzerine yığılmış olumsuzlukları getirir sayfalarına. Yazarlarıyla, habercileriyle, haberleriyle dikkat çekici bir yayın… Yazarlarından özellikle birisi, Yeliz Koray, yazılarıyla manşet bile olmuştu; şimdi yok! 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Özgür Sanat, Özgür Eleştiri

Eski Şiir Esintileriyle Gelen O Hoş Seda Dolayısıyla

 

İnsanoğlu şaşılası varlık: hem haklarından, özgürlüklerinden olmak istemez hem de başkalarının bu değerlerini onların ellerinden almaktan geri durmaz. Örneğin, hakları, özgürlükleri kısıtlayan türlü türlü yönetim biçimini düşünüp ortaya koyan, bunları uygulayan da hep insanoğlu. Tek elden yönetimden bütüncülüne dek… İnsanlığın bugün ulaşmış olduğu ‘elerki’ (demokrasi) dediğimiz ‘halkın egemenliği temeline dayanan’ yönetimlerde bile nice dayatmalar, baskılar yaşanıyor. Tepemizdeki bir olumsuz etmen ise, bugün geldiği aşamada demokrasileri de yönlendiren anamalcı düzen.

Baskılardan, dayatmalardan, önce sanat, dolayısıyla sanatçı etkileniyor. Oysa, Prof. Dr. Afşar Timuçin’in dediği gibi, “Yaratı, gerçekleştirilmiş fikirdir ve ne kadar aydınlıksa nesnesine o kadar uyarlıdır.” Yaratı, sanatçının ortaya koyduğu şeyleri de kapsadığına göre, dayatma, baskı –ölçüsü ne olursa olsun, düşünceyi (fikri) karartacak, kısıtlayacak, olumsuz yönde etkileyecektir. Bu durumda, sanat ürününün (yapıtın), nesnesine uyarlığından (uygunluğundan) söz edilebilir mi? 

Öte yandan, sanatçı baskıdan, dayatmadan nasıl etkileniyorsa, eleştirmen de öyle etkilenecektir böyle ortamlarda. Ve ben, örneğin, ülkemizde sanat eleştirmenlerinin pek az oluşunu buna bağlıyorum.

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

BOP Dediğin…

Bir Ufak Sözcüğün Çevresinde

 

 

Benim çocukluğumda ‘bopstil’ diye bir söz vardı. Kötü bir anlamı olduğunu sezerdim: bizim oralarda, garip görünüşlüler için söylenirdi sanki… Mesela, annemin öğretmen arkadaşlarından birisinin bir yeğeni vardı, mahallede çocuklar onun arkasından “Bopstiiil” diye bağırırlardı. Ben daha on yaşıma gelmemişim… Çok sonraları öğrendim, bu laf, ’40 yıllarında ortaya çıkmış bir caz biçimi olan ‘bop’tan geliyor: züppece giyiniş biçimine denmekteydi; ama çocukluk yıllarımın ‘bopstil’ lafı halk arasında sıfatlaşmıştı.

 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Improve the web with Nofollow Reciprocity.