Adını Doğru Koyalım

Resmin Gerisinde Ne Var?

 

Asıl konuya girmezden önce, anlatabilirsem, bana göre yanlış olan bir söze dair bir şeyler söylemek istiyorum. Söz şu: Taşeron işçi. 

Dilbilgisinden gideyim: Daha ilkmektepte öğretmişlerdi, isim tamlamalarından biri de takısız tamlamadır. Bu tamlamalarda tamlayan, tamlananın neyden yapıldığını (onun ne tür maddeden yapıldığını; yani, aslını, ham maddesinin ne olduğunu) belirtir. Verilen örnek de pek yaygındır: “demir kapı”. Arkadaşlarımın, kaldırdıklarını parmaklarını sallayarak hep birden “Altın bilezik örtmenim.”, “Örtmenin örtmenim, demir tava!…”, “Öğretmeniiim, kurşun askeerr…” diye bağrıştıklarını duyuyorum. Öğretmenimizden hepsine birer “Aferin”…

Masaya yatırdığım “taşeron işçi” de tıpkı “demir kapı” yapısında. Yani, tamlayan konumundaki ‘taşeron’, tamlanan ‘işçi’nin neyden yapıldığını (onun ne tür maddeden yapıldığını; yani, aslını, ham maddesinin ne olduğunu) belirtme konumunda, durumunda. Ancak, bir sorun var: ne ‘taşeron’ bir madde ne de ‘işçi’ bir şey… Nerden biliyoruz bunu? Uygulamalardan, yazılı kaynak olarak da sözlüklerden… Sözlükler, Türkçeye Fransızcadan gelmiş olan taşeron (Fr. tâcheron) için şu özet tanımlamada birleşiyor: “Bir işin bir bölümünü yapma, yaptırma işini asıl yükleniciden alan yüklenici.” Bu altyüklenici, gerçek kişi de olabilir, tüzel kişilik de. İşçi de, birisinin ya da bir kurum veya kuruluşun işini, işlerini beden ya da kafa gücünü veya el becerisini kullanarak bir ücret karşılığında yapan kişi. 

Sonuç olarak, “taşeron işçi” tamlaması yanlıştır; söz edilmek istenen, “taşeron işçisi”dir. Ama, –pek azı dışında– devletin tepelerindekilerin, gazete sütunlarını arşınlayanların, TV’lerde başköşelerde oturanların dillerinde ve en önemlisi, ekonomi yazarlarının, iş dünyası yazar-çizerlerinin dillerinde de kalemlerinde de ve hâliyle evde-sokakta-kahvede bizlerin de dillerimizde “taşeron işçi” lafı almış başını gidiyor… 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Akıl Akıl, Gel Çengele Takıl!

Ya da Eleştirel Düşünmenin Kılavuzluğunda Yürümek

 

«İnsan, sahip olduğu en temel yeti olan düşünme yoluyla doğayı incelemekte, araştırmakta, kendisine ve doğaya ilişkin anlamlar yaratmaya çalışmaktadır. Temel işlevi insanın düşünme yetisini geliştirmek ve korumakla yükümlü olan kurum ise, kuşkusuz eğitim kurumudur. Bugün, gelişmekte olan ülkelerin eğitim sistemlerine yapılan en yaygın eleştiri, ders içeriklerinin düşünme gereksinimi yaratmaktan uzak olması ve eleştirel düşünme becerisinin işe koşulmasına olanak tanıyacak biçimde yapılandırılmamış olmasından kaynaklanmaktadır.

Bu durumun nedenlerinden birinin, eğitim tarihinde uzun yıllardır varlığını koruyan “pozitivist paradigma” olduğu düşünülebilir. Freire (1973), pozitivist paradigmanın bilgiyi statik, nesnel ve insan bilincinden bağımsız gördüğünü belirtmektedir. Dolayısıyla uzun yıllar, “insan bilincini (human conciousness)” geliştirmek ve bilinci eleştirel kılmak yerine (critical consciousness), zaten bilinçten bağımsız olan bilginin, aktarılması yeterli görülmüştür.»

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Siyasetin Hâlleri

Ve Düşünceler ve Teoriler…

  

Kim ne kadar yakınırsa yakınsın ve hor bakarsa baksın, çoktandır hayatımızda ‘medya’ denen şey de var; basın-yayın… Eskiden bizde, olayları (hadiseleri, vakaları) kaydetmek için bir devlet görevlisi olarak vakanüvisler varmış, şimdi medya var; toplumun tarihi buraya bakılarak yazılacak.

‘Gelecek zaman’ kipiyle ‘yazılacak’ dedim; ama aslında tarih günü gününe yazılıyor; taze taze… Medya sayesinde işler kolaylaştı artık. Buna bir de ‘sosyal medya’yı ekleyin, tarihe geçmekten kurtuluş yok. Resmî tarih de tarih oldu hâliyle… Bu durumda, ağzından çıkanı kulağın duyacak. 

*

Vaziyet bu durumdayken bir ‘hadise’ vuku buldu: siyasetin muhalefet kanadından beklenmedik bir ses yükseldi. Bu, MHP Genel Başkanı’nın sesiydi, ve bunun üzerine kafamda, “Bahçeli neden öyle kükredi? Oysa, dikensiz gül bahçesinde gibiydiler; ‘al gülüm – ver gülüm’ gidiyorlardı” diye bir soru belirdi. Tarih, bu ayın 1’iydi. 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Gel de Düşünme…

Partinin Altı Fedaisi mi?

 

Olacak iş değil, ama aklıma gem vuramam ya… Düşünüyorum: Hani şu “tecavüzcülere af getiren tasarı” vardı ya, Mısır’daki sağır sultanın bile duyduğu yasa tasarısı, .. hani şu ‘olay’ önerge verilmemiş olsa pek kimsenin haberinin olmayacağı yasa tasarısı… Ve işte o tasarı, bu sefer adıyla söyleyeyim: bir torba yasa olan Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” tepki çekmesi üzerine Adalet Komisyonuna geri çekildi. Ama ne geri çekilme? Bir şov mu desem, millî beraberlik ruhunun bir tezahürü mü, artık bilmiyorum 

Ve tam da bu bilemezlik içerisindeyken aklıma gelen şeye “gelme” diyemiyorum: Önerge sahibi altı vekil, bu durumun başlarına geleceğini tahmin edebilmişler miydi acaba o önerilerinde bulunurken, yoksa, bu şovun bir parçası mıydılar? Dedim ya, bilmiyorum, bilemem; ama bu dediklerimi de düşünmeden edemedim işte… 

Aklıma gem vuramayıp düşündüğüm şeyler, işte bu yukarıdaki zırvalar.   

Ne demek istediğimi anlayanlar anlamışlardır; takılanlar varsa onlara da şu haberi okumalarını tavsiye edebilirim ancak: “Tasarı gitti o açıklamanın yankısı kaldı”[*]. 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Bir Görüş, Bir Anı

Bu İşte Herkesin Payı Yok mu?

     

 

Sosyal medyalardan birinde arkadaşım* da olan bir tanıdığım, önemli bir konuya ilişkin görüşlerini sayfasında şöyle dile getirdi:

 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Yazılar Arasında…

Gazeteciliğin Namusu?

 

 

Odatv Com yazarlarından Barış Pehlivan’ın dünkü yazısı ‘Madem öyle sen bir alçaksın Ahmet Altan’ başlığını taşıyordu.¹ Yazıyı görünce, ‘Ahmet Altan’ adlı bu kişinin bir yazısı geldi aklıma. Bilenler çoktur, yazı, 15 Eylül 2009 günü Taraf gazetesinde yayımlanmıştı: ‘Büyük Selanik’.² Bu yazıdan birkaç kere söz etmiştim. Örneğin, ‘AmbassaLeak 1938’ – Oysa Her Şey Apaçıktı’ yazımda…³

 

Bazı insanları tanımak, haklarındaki bilgileri tazelemek, yeni marifetlerini öğrenmek çok yararlı oluyor. Pehlivan’ın bugünkü yazısı, Bay Altan’a ilişkin yeni şeyler öğrenmek bakımından pek çok şey veriyor…

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

« Previous entries Sonraki Sayfa » Sonraki Sayfa »

Improve the web with Nofollow Reciprocity.