Sakın, Sağa Sola, İlle de Sola Bağırıp Çağırdığımı Bizimkilere Söylemeyin!…

Onlar Benim Ankara’da, Şurada, Burada …

 

 

Bu yazacaklarımı aklıma düşüren, Emekli büyükelçi Onur Öymen’in geçen salı günü Egeli gazetelerden Haber Ekspres’te çıkan yazısı. “Uyarıyorum”* diyerek söze başlayan Öymen, “Çatı adayını öneren muhalefet partileri de bu adayın söylemlerinin kendi partilerinin ilke ve programlarıyla uyuşmadığı durumlarda o konulardaki farklı görüşlerini ortaya koymalıdırlar. Özellikle ulus devlet gibi cumhuriyetimizin temelini oluşturan konularda gerekli duyarlılık gösterilmelidir” diye bitirmişti diyeceklerini.

 

Başlıktan bu bitim cümlesine uzanan satırları ise, Cumhurbaşkanı seçimi için başlatılan kampanyada dile getirilen Atatürk dönemini suçlayan ifadelere ilişkin değerlendirmelerinden oluşuyor yazarın.

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Cumhura Başkan Seçimine Doğru

‘Kadın’ı Araç Yapmak Üzerine…

 

 

‘Sosyal medya’da bir fotoğraf… Cumhurbaşkanı adaylarından Ekmeleddin İhsanoğlu ile eşi bir balkonun köşesinde el eleler. Fondaki görüntü fotoğrafı destekliyor: hava açık… İnsanın içine ferahlık getiren bir görünüm…

 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Benim Beklediğim Bir Sonuç Bildirgesi

Geziciler Yol Ağzında…

 

 

Bazı ağızlarda ‘çapulcu’ diye geçen Gezi Parkı eylemcilerinin –ben onlara işin başından beri kısa yoldan ‘Geziciler’ diyorum– ‘Ben Kuşağı’ndan sanıldıklarını, oysa, onların olsa olsa Y Kuşağı’na benzetilebileceklerini iki önceki yazımda belirtmiştim*. Bugün söylemek istediklerime taban oluşturması bakımından yinelemek istiyorum, Y Kuşağı, şimdiye kadar ortaya çıkmış en eğitimli, en bilgili, en uygar, teknolojiye en açık, bilgi kaynaklarını en iyi biçimde kullanabilen, kendilerinin dışındaki dünyayı da anlamaya, çözümlemeye çaba gösteren bir kuşak. İşte, daha önce hiç bilinmiyor olan varlıklarını, apar topar girişilmiş bir ‘düzenleme’ye “dur” diyerek ortaya koyanlar evet böyle bir kuşaktan… Hem de nerede yaptılar eylemlerini? Bu gibi şeyler için en çekinilecek yerde: İstanbul’un göbeğinde… Taksim’de Gezi Parkı’nda…

 

Sonuç olarak, benzerleri dünyanın her yerinde var olan küresel nitelikteki Y Kuşağı’nın bize özgü olanıyla karşı karşıyaydık. Bir yanda onlar, bir yanda da onları anında tanıyıp tanımlayanlar, anlamaya çalışanlar, anlamak istemeyenler, içlerine sindiremeyenler… Bu arada kendilerine mal edebilecekleri kazanımlar peşinde olanlar: başta siyaset esnafı olmak üzere, dernekçiler, oluşumcular, sendika ağaları, sivil toplumcular, şunlar bunlar…

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Çok Alındığımı Söyleyeyim

Üstelik Muhalefeti Savunur Hâle de Düştüm ya!

 

Ne zamandır, “İpin ucu kaçtı, tutana aşkolsun; sen artık bu işlere kafa yorma” diyordum kendi kendime. Ama olmadı. Duruma hepten sırtımı çevirmiş de olsam, kaderde, kulağıma gelenlere engel olamamanın nârına yanmak varmış…

Anlatayım: Dün balkonda oturmuş bulmaca çözüyordum. Bir yandan da içeride vızıldayan televizyonu dinliyorum… Böyle böyle vakit öldürürken, farkında değilim, haberlere geçmiş televizyon. Kendince bir şeyler anlatıyor… Hiçbirini umursamama kararındayım ya, aldırmıyorum. Ama olmuyor; haber, Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın dün partisinin genişletilmiş il başkanları toplantısında yaptığı konuşmaya ilişkin. Sayın Erdoğan yine esip esip gürlüyor… Olağan bir şey. Ama hayır, bu seferkiler öyle yenir yutulur gibi değil. Geliyor geliyor, dayanılmaz bir ağırlık olarak göğsüme çöküyor. O ağırlık, o gülle gibi şey, Sayın Başbakan’ın (‘Yeni’) Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel başkanının bilgi düzeyi üzerine söylediği “Elifi görse mertek zanneder” sözü olabilir mi? Hayır, bu işin hafifi. Peki, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun siyaset üslubu için “Ak Parti ekolünden ziyade, çok çok affedersiniz Sayın Bahçeli’nin diline daha yakın” demiş olması olabilir mi? Iıh, o da değil… Sağı solu kendince küçük görme, küçük düşürme işinde yine olabildiğince başarı gösteren Sayın Başbakan, -o da ne?- bu kez memurları yine kendince bir yere oturtuyor, ama tahmin edilebilecek olan bir yere değil, ‘iyi’ bir yere: “Öyle memur kardeşlerimiz var ki” diyor, “iki değil üç olsun eyvallah, hanımının altında, kendi altında araba var.” Ben işte o anda kopuyorum ve bu yazıyı yazmaya oturuyorum.

Sayın Başbakan Erdoğan’ın muhalefet liderlerine yönelik değerlendirmelerinde siyaset üslubu da söz konusu olunca biraz gerilere gitmek şart oluyor. 2009 Şubatı’nda kavga-döğüş üzerine yazdığım bir yazıyı şu uzun satırlarla bitirmiştim:

«Kişinin kendisini bir kavganın içinde bulmasının basamakları neler? Karşısındakiyle önce küçük bir anlaşmazlık… Taraflar bunu çözerlerse sorun yok; çözemezlerse iş atışmaya varıyor… Atışma da bir yere kadardır; susmasını bilmezlerse, taraflar büyük bir anlaşmazlığa düşüyorlar. Artık dönüşü olmayan bir yola girilmiştir, durum kötüye gidiyordur: sürtüşme basamağı kısa sürede aşılır, iş kavgaya varır. Bundan sonrası da var: iletişim kopukluğu, uzun süren bir dargınlık… Ve son durak düşmanlık.

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Balkonlarda Muhabbet Gırla…

‘Uluslararası Geleneksel 3. Balkon Öpücüğü’ Dolayısıyla

 

 

Beni artık pek sıkan bir muhabbet dolanmakta günlerdir ortalıkta; konu: şu bilinen balkon konuşması… Balkon muhabbetlerine meze oldu mübarek. Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı ve Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın 12 Haziran gecesi partisinin balkonundan yaptığı seslenişe, her ‘köşe’den fışkıran yazı-çizide, her seçim sonu değerlendirmesinde peşrev muamelesi yapılıyor.

 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Yasa Değişiklikleri Yapmak da Ne ki!?

Bu yazı daha önce 23.6.2010 tarihinde yayımlanmıştı. İlgilik’in sunucusunda 27 Ocak 2011 tarihinde meydana gelen aksaklık sonucunda silinmiş olan yazıyı yeniden ekliyorum. İK

 

Ayrıksı Düşünceler…

 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Improve the web with Nofollow Reciprocity.