Ne O, Ağlıyor musun?

İstanbul’a Bakınca…

 

İlgi çekici, ilgi çekiciliği kadar da zengin bir yer (hesap, alan) var Facebook’ta (FB): Eski İstanbullular İstanbul’un Nostaljik Güzel Fotoğrafları.(1) Bir de, bu hesaba benzeyen –belki de iç içedirler– “Eski Zamanlarda İstanbul’un En Güzel Fotoğrafları ve Resimleri” adlı bir alan da yer alıyor FB’de.(2) Buralarda insanlar, –tabii, çoğu İstanbullu olmalı, –gerçi, saf, yani, katışıksız, halis, has, atadan gelme, doğup büyüme İstanbullu pek var mıdır, bilemem, sözün gelişi işte… Hoş, herkes İstanbullu ya bu devirde– yeni yeni görseller koyarak, var olanlar dolayısıyla da anılarından söz ederek, düşüncelerini dile getirerek katkılarda bulunuyorlar… İkisi de gezilmeye değer yerler; tavsiye ederim. 

Bu vesileyle, günden güne elden kayıp giden tek şehrimizin İstanbul olmadığı gerçeği bir kere daha içimizi yakıyordur. Şiddetle… Gerçi, araştırsak yukarıda sözünü ettiğim alanlara benzeyen daha niceleri vardır; olmalı da… Ama ya yaygın değiller ya da pek o gözle bakmıyoruz, o yüzden de görmüyoruz, bilmiyoruz; kendi hesabıma bu böyle… Evet, Genelağ’da (Internet), şehirler için açılmış olsun, kasabalar ya da küçük yerler için, birçok tanıtım alanı var. Ancak bunlar, kamusal yönetim birimlerinin (valilikler, kaymakamlıklar, belediyeler vb.) eliyle kurulan ve işletilmekte olan alanlar. Hemen hepsi de o kuruluşça verilen hizmete, turizme yönelik şeyler. Hiçbirinde de insanların, en azından o yer hemşerilerinin etkileşimli katılımları sağlanmış değil. 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Her Bir Şeyin Çözüm Yolu Vardır

İşte Açıklıyorum

 

Aile efradı, eş-dost ne zamandır bastırıp duruyor, açıkla diye… Benimle birlikte gitmesine kimsenin gönlü razı değil. Şu son köprü bakımı işleri olmasaydı zor açıklardım; milletin çektiği trafik şeysi beni zerre kadar ilgilendirmez, ama “Köprüler yaptırdım gelip geçmeye / Çeşmeler yaptırdım suyun içmeye, karam aman aman…” dercesine şu kadar arabayı köprüden beleş geçirmek, bu da yetmez, köprü ahalisine iftarlık dağıtmak iktisadiyatıma dokundu ve açıklamaya karar verdim.

İşte açıklıyorum: Haliç ve Boğaz doldurulmalı. Bu da benim projem… İstanbulumuz’un köyleşme süreci tamamlanıp da –bu iş bu yüzyılda mı sonuçlanır, bir dahakine mi sarkar, artık bilemem– nasıl olsa benim sır gibi sakladığım bu fikir beş yüzlük ampul gibi birilerinin kafasında ışıldamaya başlayacak… Bu gerçek karşısında en doğrusunu yaptım, açıkladım gitti işte. Hem ailemin, eşin dostun gönlü olmuş olacak hem de namım yürüyecek, öyle değil mi?

Projem sayesinde şehrin iki yakası bir araya geldiğinde ve bu arada Fatih de Beyoğlu’yla öpüşmüş olduğunda, İstanbul halkı huzura erecek, kamu maliyesinde gediklere yol açan olur olmaz şeyler de son bulacaktır. Dahası, külliyetli miktarda kamusal arsa stokuna kavuşulacaktır.

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Improve the web with Nofollow Reciprocity.