“Lozan?… Hıh!”

Aşağılanan Bir Günün Yıldönümünde

 

 

Olsaydı duyardım; yok. Allah’tan yok… ‘Lozan Marşı’ diye bir marşımız yok. Olsaydı, o da Onuncu Yıl Marşı gibi birilerinin kanına dokunacaktı.

 

Yok olmakta olan bir memleketi kurtarmak, kurtarmakla kalmayıp yeniden inşa etmek başka, kim bilir ne tür sebeplerle o inşa sürecine düşman kesilmek başka… Bu kinin beslendiği kök nerelere uzanmaktaysa adamlar sevememişler bir kere o süreci; sevmiyorlar işte, ne yapacaksın… Zehirlerini de, örneğin, “Geçenlerde bir töreni Onuncu Yıl Marşı’yla başlattılardı da asabım bozulduydu. ‘Mehter varken niye onunla başlamıyoruz’ dediydim. Mehter varsa önce mehterle başlanır; Onuncu Yıl Marşı da neymiş” diye akıtabiliyorlar… İşte bu yüzden diyorum: iyi ki ‘Lozan Marşı’ diye bir marşımız olmamış, o da Onuncu Yıl Marşı gibi birilerinin kanlarına dokunacak, asaplarını bozacaktı…

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Korkutucu Bir Durum

Olacak Şey Değil, Ama Oldu…

 

 

Bunu, son zamanların yeniyetme anlatımlarıyla, sıfatlarıyla anlatabilirim ancak; ama hangisini seçsem? “Şaka gibi” desem, olmaz; çünkü durum çok ciddi. “Felaket güzel”? Olmaz; durum hiç de iç açıcı değil: karanlık ötesi… “Acayip kötü”? Bak, bu olur; ama yakışık almaz. “Kâbus gibi” desem? İşte bu!… Hayır hayır, en iyisi “vaziyet vahim” demek…

Öyleyse diyorum: Vaziyet vahim.

Vaziyet neden vahim, açıklayayım:

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Improve the web with Nofollow Reciprocity.