İstanbul’un ‘Durdurulamaz Alınışları’

Fethin 560’ıncı Yılında…

 

 

İstanbul’un, nam-ı diğer Kostantiniye’nin tarih kitaplarında yazılı olan son fethedilişinin üzerinden nice nice yıllar geçti. Bugün, bu fethin 560’ıncı yıldönümü.

 

Bu önemli tarihsel olayın türlü yönlerden ele alınışını ilgililerine bırakıp 1950 yıllarına gidiyorum:

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Yarın 29 Mayıs 2013!

İstanbul’un Fethinin 560’ıncı Yıldönümü

 

 

İstanbul’un tarih kitaplarına geçmiş olan son fethedilişinin üzerinden 560 yıl geçmiş bulunuyor. Ama bu şehrin ‘fethi’ bir türlü bitmiyor, tarihsel hafızanın ırzına geçiliyor neredeyse…

 

Yarın, 29 Mayıs 2013 günü, İstanbul’un fethinin 560’ıncı yıldönümü. Bu fetih, benim öğrencilik yıllarımda tarih derslerinde bize ortaçağı kapatıp yeni bir çağ açan bir olay diye öğretilmişti; öğretmenlik yıllarımda da bu böyleydi: “İstanbul’un fethiyle ortaçağ sona ermiş, yeniçağ başlamıştır.”

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Bin Yaşına Daha Girmek!

Ya da Daimi Sekr Hâli…

 

 

‘Bir yaşına daha girmek’¹ deyiminin ne demeye geldiğini biliriz; ama ‘bin yaşına daha girmek’? İşte benim durumum bu. Çok zamandır bu hâldeyim. Beşer onar yaş birden alıyorum… ‘Ben’ derken, yani birinci şahıs üzerinden konuşurken inan olsun bir büyüklenme içinde değilim; pek çok kişinin her Allah’ın günü bir kere değil onlarca kere bin yaşına daha girdiklerine adım gibi eminim ve işte ben onlardan biriyim. Yorulmadık mı, yıpranmadık mı? Elbette yorulduk da yıprandık da; ama yapacak bir şey yok.

 

Bin yaşıma daha girişlerime yol açan şeylerden şöyle üst düzeyinden bir-iki örnek vereyim de içimi tam dökmüş olayım:

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

500+55

İstanbul’un Fethi

Ve Yeniden ve Yeniden Fethi…


Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Improve the web with Nofollow Reciprocity.