30 Ağustos’u Anlamak

İşe Nerden Başlamalı?

 

 

Bugün 30 Ağustos; Büyük Zafer’in 90’ıncı yıldönümü.

30 Ağustos’u ulusal bir bayram olarak 1935’te kutlamaya başlamışız. 30 Ağustos Zaferi’nin ilk kutlanışı 1923 yılında Afyonkarahisar’da, Ankara’da ve İzmir’de olmuş.

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Bayramı Anlamak

30 Ağustos’un Gerisinde Ne Var?

 

 

Bugün 30 Ağustos Zaferi’nin yıldönümü. İlk olarak 1923 yılında Afyonkarahisar’da, Ankara’da ve İzmir’de kutlanan, 1935 Mayısı’nda da ‘Zafer Bayramı’ adıyla ulusal bayram ilan edilen bu mutlu günün gerisinde neler var? Bunları bilmeden bayram yapmak olur mu?

 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

‘AmbassaLeak 1938’

Oysa Her Şey Apaçıktı

 

 

Bazı şeyler vardır, efsaneleşirler. Bazen bu, onların efsaneleşmeye değer olduklarından kaynaklanmaz, insanevladının gereksindiği bir olgu olarak çıkar ortaya. Sözlü tarih, bazıları yazıya dökülmüş efsanelerle dolu… Şimdiki zamanda bile böyle şeyler görülüyor. Pek çoğu da şehir efsanesi… Bir de efsaneleşmiş gerçekler var.

 

Lafı uzatmayayım, -bu yazının uzun olacağı doğuyor içime- bizim millet de efsanelere pek yatkındır hani… Aha benim buradan akşam vakti ver ağzına, yatsıya varmaz İnceburun’dan Beysun’a, Avlaka Burnu’ndan Aras Irmağı’nın ucuna kadar varır; bu arada, türlü değişikliklere uğramış olarak dört bir taraftan sana da ulaşır, şaşar kalırsın. Eğer konu genelağa (internete) düşmüşse esasta pek bir değişiklik olmaz, ama bu sefer de, milyonlarca metnin arasında özgün olanı hangisi diye araştırmaktan helak olursun. İşte bunlardan biri de, Majesteleri’nin Ankara Büyükelçisinin yazdığı bir kripto*. O, efsaneleşmiş bir gerçek…

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Bayramı Anlamak

30 Ağustos’un Gerisinde…

 

 

Zafer Bayramı’nı, ‘ülkemizin ulusal bayramlarından biri’ diye tanımlamak yanlış değil. İş, bu tanımlamayı yapanın ‘bir’ sözcüğüne yüklediği anlamda ya da anlamsızlıkta…

 

Bu ‘bir’ sözcüğüne yüklenen anlam ya da anlamsızlık, 1922’nin 26 Ağustosu’nda Dumlupınar’da Mustafa Kemal’in başkomutanlığında başlayıp beşinci günü zaferle sonuçlanan Büyük Taarruz’u anlamak ya da anlamamakla eş…

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Mayıs Vakası

Kraliçe’nin Gölgesinde Dört Gün

Bugün Büyük Kurtarıcı‘nın doğum günü. Ve 19 Mayıs 1919′da başlayan büyük yürüyüşün de 89′uncu yıldönümü… 

Bu mutlu güne yaklaşırken, Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı Kraliçesi II. Elizabeth (Elizabeth Alexandra Mary), üçüncü kez ülkemizi ziyaret etti. Yoğun izlencesi 13-16 Mayıs günlerine yayılan bu ziyaretin izlenişinde basın-yayıncıların hakkını yemek olmaz; Allahları var, yerlisiyle-yabancısıyla gece gündüz demeden canla başla çalıştılar, verdikleri haberlerle cümle âlemi bilgilendirdiler. 

Bu haberlerin birkaçını ‘Kraliçe Elizabeth’ ayracına alayım: geliyor, dört aydır Türkiye kitapları okuyor, 13 Mayıs`ta Türkiye`de, geldi, 37 yıl sonra Türkiye’de, uçak gemisinde kalacak, Çankaya Köşkü`nde, İstanbul’da, Cumhurbaşkanı ve eşi onuruna HMS Illustrious uçak gemisinde resepsiyon verdi, Bursa`ya gitti, Yeşil Cami’de Kuran dinledi, nişan taktı, çocuklarla Karagöz izledi, tekrar Ankara’da, defile izledi, Erdoğan’la görüştü, Baykal’la ayaküstü sohbet etti, ayaktopçu Hakan Şükür’le tanıştı, Türkiye`den ayrıldı… 

Öyle böyle bir haber zenginliği değil… Unutmadan yazayım, bu dört günlük ziyareti sırasında Kraliçe’nin öne çekilmiş doğum günü kutlaması da yapıldı. Ha, bir de, Birleşik Kırallık donanmasından HMS Illustrious Salıpazarı’na bağlandı. “Frak mı smokin mi” ayrıntısıyla süslenen protokol muhabbetlerine ise hiç girmeyeyim… 
*
Ve köşe yazıları, unvanları kendilerinden menkul ‘enkırmen’lerimizin yorumları: “Kraliçe niye geldi?” 

Denen şeylerden dişe dokunanlar, özetle, BOP, BAP, BEP eksenli şeyler… Biraz AB, az biraz da ABD, Fransa, İran, Çin, Rusya etmenleriyle süslenmiş/pekiştirilmiş varsayımlar, öngörüler… 
*
Geçen ay AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso‘nun ülkemize gelişi dolayısıyla yazdığım
yazıda sözünü etmiştim, yinelemiş olacağım, varsın öyle olsun, ne zaman ‘İngiliz’ sözü geçse aklıma Şark Meselesi ile İngiliz Muhipleri Cemiyeti gelir…   

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

10 Nisan Vakası ya da …

31 Mart Yaklaşırken…

 

Bugün ülkemizin basın-yayınında yer alan önemli bir olaya ilişkin başlıkları şöyle özetleyebilirim:

Avrupa heyecanı… / Barroso ve Rehn Ankara’da / ‘Devlet başkanı’ gibi… / Ziyaretin zamanlaması önemli / Barroso TBMM Genel Kurulu’nda konuşacak / TBMM’de Barosso krizi / Muhalefet tepkili

Önce bunalımı geldi, sonra da kendisi: ben bu satırları yazdığım sırada AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso, yanında Komisyon’un genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn, artık ülkemizdeydi.

Bu muhteremlerin Ankara’ya sebeb-i gelişlerini anlatacak değilim; başlıkların altına da bakmayacağım. Sanıyorum, AB’ye girdiğimiz gün cebindeki paranın en azından yirmi bin dolara çıkacağı hayalini kuranından benim gibi cebindekiyle yetinmeyi yeğleyenine, milletimizin her ferdi, bu gelişe ilişkin şöyle ya da böyle bir bilgi sahibidir.

İyi de, ne diye bu ‘geliş’le girdim yazıya? Hiiiç… Öylesine… Süs olsun diye.

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Improve the web with Nofollow Reciprocity.