Özgür Sanat, Özgür Eleştiri

Eski Şiir Esintileriyle Gelen O Hoş Seda Dolayısıyla

 

İnsanoğlu şaşılası varlık: hem haklarından, özgürlüklerinden olmak istemez hem de başkalarının bu değerlerini onların ellerinden almaktan geri durmaz. Örneğin, hakları, özgürlükleri kısıtlayan türlü türlü yönetim biçimini düşünüp ortaya koyan, bunları uygulayan da hep insanoğlu. Tek elden yönetimden bütüncülüne dek… İnsanlığın bugün ulaşmış olduğu ‘elerki’ (demokrasi) dediğimiz ‘halkın egemenliği temeline dayanan’ yönetimlerde bile nice dayatmalar, baskılar yaşanıyor. Tepemizdeki bir olumsuz etmen ise, bugün geldiği aşamada demokrasileri de yönlendiren anamalcı düzen.

Baskılardan, dayatmalardan, önce sanat, dolayısıyla sanatçı etkileniyor. Oysa, Prof. Dr. Afşar Timuçin’in dediği gibi, “Yaratı, gerçekleştirilmiş fikirdir ve ne kadar aydınlıksa nesnesine o kadar uyarlıdır.” Yaratı, sanatçının ortaya koyduğu şeyleri de kapsadığına göre, dayatma, baskı –ölçüsü ne olursa olsun, düşünceyi (fikri) karartacak, kısıtlayacak, olumsuz yönde etkileyecektir. Bu durumda, sanat ürününün (yapıtın), nesnesine uyarlığından (uygunluğundan) söz edilebilir mi? 

Öte yandan, sanatçı baskıdan, dayatmadan nasıl etkileniyorsa, eleştirmen de öyle etkilenecektir böyle ortamlarda. Ve ben, örneğin, ülkemizde sanat eleştirmenlerinin pek az oluşunu buna bağlıyorum.

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Bir Zamane Ortaoyunu

Sanırsın ‘Hisseli Facialar Kumpanyası’…

 

 

Ortaoyunu, bugün artık unutulmuş bir sanat dalımız. Başkarakterleri Kavuklu ile Pişekâr olan oyun, açık alanlarda seyircilerin önünde oynanan geleneksel bir halk tiyatrosu dalıydı. Metinsiz, doğaçlamaya dayanan bir oyun olan ortaoyunu, müziklerle, danslarla renklendirilirdi.

 

Bu kısa girişten sonra, Sözcü gazetesi köşe yazarlarından Mehmet Türker’in bugünkü (29 Mar. 2016 Salı) yazısını [*] vereceğim; Türker, “Alın size belge ve bulgu!.” demiş:

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

“Hangi Irk?”

Ya da Yeni Bir Ülke Var Etmiş Olmanın Ortak Övüncünü Duymak

 

 

Her bağımsız ülkenin ulusal marşı var; bu marşlar arasında özel adı olanlar da vardır mutlaka, ama bizim ulusal marşımız gibi adı ‘İstiklal Marşı’ olanını duymadım. Cumhuriyetimiz’in büyük bir kurtuluş savaşı verilerek kurulmuş olmasının payı büyük bu adda; ve asıl belirleyici olan, Kurtuluş Savaşımız’ın bir adınının da ‘İstiklal Savaşı’ olması… Tarih dersinde değiliz, ama dünyaca ‘Türk Kurtuluş Savaşı’ diye bilinen bu savaşa ‘Millî Mücadele’ dendiğini hiç ama hiç unutmamalı.

 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Bazı Siyasilerin Kavrayamadığı Şey Ne?

Muhammed Mursi’nin Başına Gelen Bağlamında Düşünceler

 

 

Dünyanın son günlerde gittikçe yoğunlaşan biçimde konuştuğu konular arasında Mısır da var. Konunun odağındaki isim, bu ülkenin göreve seçimle gelen ilk cumhurbaşkanı olma özelliğini taşıyan Muhammed Mursi…

 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Benzerlikler…

Eğlenceli Bir Yazı Üzerine

 

 

Okuyanlar vardır, Ahmet Tan dünkü yazısında (4 Ara. 2012, Cumhuriyet gzt.) Rusya Devlet Başkanı Viladimir Putin ile Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan arasındaki benzerlikleri sıralamıştı. On sekiz benzerlik… Bunlardaki ufak tefek farklılıkları da belirtmiş Tan.

 

Tan’ın saptamış olduğu bu benzerliklerden en çarpıcı olanı bence, her iki sayın politikacının da her fırsatta ülkelerinin kurucu kadrolarını suçluyor olmaları: Putin Sovyetler Birliği’nin kurucuları Bolşevikleri suçluyor, Erdoğan’ın ise kimleri suçladığı malum.

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

İstiklal Marşımız’a Dair

Bir Yıldönümünde Öylesine Düşünceler

 

 

Turkcell Süper Ligi’nin 24’üncü haftasından akılda kalacak şeylerin başında, bana göre, İstiklal Marşımız’ın ıslıklanması da gelecek olmalı. Bu durum ilk değil. İstiklal Marşımız’a pek çok kere saygısızlık yapıldı bu ülkede. Türlü fırsatlarla, türlü biçimlerde…

 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Improve the web with Nofollow Reciprocity.