Osmanlıca mı Demiştin?

Al Sana, Güle Güle Kullan…

 

Başlıktaki sözüm, içlerindeki özlemi, “mezar taşlarını okuyabilmek”le açıklamaya kalkışanlara… Benim, kişisel olarak ‘Osmanlıca’yla alıp veremediğim bir şey yok. Edebiyat derslerinin ‘edebiyat dersi’ olduğu döneme denk düştü lise öğrenimim ve kitaplarla aram iyi olduğundan benim için yabancı değildi ‘Osmanlıca’. Sokakta konuşulan dili de anlıyordum, İstanbul Türkçesini de ‘Osmanlıca’ metinleri de…

Yazıma devam etmem için, önce, ‘Osmanlıca’ bir dil mi, bir yazı mı, buna bakmak gerekiyor. Tırnak içerisine aldığım bu kelimeden ben ne anlıyorum?

Bunu belirlemenin en doğru yolu bence sözlüklere bakmak; zira, sözlüklerin dedikleri, süzülmüş bilgilerin özüdür. Osmanlica Turkce Com’un sözlüğü, “Osmanlıların konuştuğu dil olup, Türkçe, Arapça ve Farsçadan müteşekkildir”; Türk Dil Kurumu’nun Güncel Türkçe Sözlüğü, “XIII-XX. yüzyıllar arasında Anadolu’da ve Osmanlı Devleti’nin yayıldığı bütün ülkelerde kullanılmış olan, Arapça ve Farsçanın etkisi altında kalan Türk dili” diyor. Bu dille yazılmış olan metinlere de ‘Osmanlıca’ dendiğini kaydetmiş bu sözlük. Dil Derneği’nin sözlüğü biraz daha ayrıntılı vermiş: “XIII.-XX. yüzyıllar arasında Anadolu’da ve Osmanlı Devletinin yayıldığı bütün ülkelerde kullanılan yazın dili; özellikle XV. yüzyıldan sonra Arapça ve Farsçadan yalnızca sözcük değil, bu dillerin kurallarını da alan yapay dil.” Ve, benim bu kelimeyi tırnak içerisine almak isteyişimin yanıtı da var bu açıklamada: ‘Osmanlıca’nın yapay bir dil oluşu; yani, herhangi bir dil ailesi içerisinde yer almayışı… 

Ve tabii, ‘Osmanlı Türkçesi’ de denen ve 13’üncü yüzyıldan 20’nci yüzyılın başlarına uzanan ve kendi içinde dönemleri olan bu ‘dil’in yazıya nasıl geçirildiği… Bu iş, ‘Osmanlı alfabesi’ denen abeceyle oluyor. Hâliyle, Arap abecesi esaslı bir abece bu… Çünkü, bu yapay dilin söz varlığının bir bölümünü oluşturan Farsça’nın sahipleri de Arap abecesi kullanmakta…

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Arap Elifbasında 24’üncü Harf

Mim Üzerine Birkaç Şey

 

 

Bu yazı, genelağdaki bir paylaşım alanında ‘arkadaş’ olduğumuz ve aslında gerçek arkadaşlarımdan, başta gelen dostlarımdan birisinin kızı olan bir hanımın ODTÜ’yle ‘uğraşılmasından’ söz ettiği paylaşımını görmemle oluşmaya başladı.  

 

Ülke yönetiminde tepede yer alanların son yirmi dört saat içinde yaptıkları açıklamlar arasında ODTÜ’yle ilgili olanların da yer alıyor olması, iktidar açısından bakarsak, dikkatlerin burada okuyan öğrencilere bir kere daha çevrilmesini sağladı, bana göre de bu sonucu doğurdu. Birilerince ODTÜ’lüler hep çıbanbaşı olarak görülmüşlerdir.

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

T.C. mi, TC mi, T. C. mi?

Yoksa, “İş Buna Kalsın” mı?

 

 

Bir tarihte, –altı yıldan fazla oluyor– Genelağ’da Dilimizi Koruyalım’da (Dilimiz Com)¹ bu alanın sahibi ve yöneticisi (moderatörü) Tahsin Melan’ın bir eleştirisi yer almıştı; Sayın Melan, bir devlet kuruluşunun Genelağ adresinin Türkçe açısından özensizliğini dile getiriyordu. Özensizlikler arasında, ‘Türkiye Cumhuriyeti’ adının kısaltmasının yanlış olduğuna da değinmişti.

 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Improve the web with Nofollow Reciprocity.