Un: Adı Var, Ama Tadı Yok…

Hepsi de Birer Aldatmaca mı? 

 

Meraksız olmak, istenen bir özellik değil; buna karşılık her bir şeyleri merak etmek de hiç çekilir gibi değil… Kendimden biliyorum, bu pis huyum yüzünden başıma gelmedik kalmamıştır. 

Alın ekmek meselesini… Ortaya çıkışından bu yana bir türlü “ke de ve” demeyi kendimize yakıştıramayıp “kadeve” dediğimiz KDV’yi… Öbürlerini sayıp yazıyı şişirmeyeyim; bir de un meselesini… 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

İki Kitap Üzerine

‘Din Savaşları’, ‘Laiklik Arayışları’…

 

Bugünlerde yurdumuzda hemen herkesi pek yakından ilgilendiriyor olduğunu sandığım konulardan biri de laiklik olsa gerek. Konu, insanlık tarihinde geniş yer tutan din savaşlarıyla birlikte ele alınmayı gerektiren, bu savaşlardan soyutlanamayacak olan bir konu. Ve ilginçtir, insanların, kendilerini pek pek yakından ilgilendiriyor olduğu hâlde yine de yeterli bilgiye sahip olmaksızın rahatça fikir yürüttükleri konuların başında laiklik de gelir.

Şu yakın günlerin olayları, beni, bu önemli konu hakkında bildiklerimi tazelemeye yöneltti. Bu çalışmalarım sırasında yedi yılı aşan bir süre önce çıkmış bir yazıya da rastladım: Din Savaşları ve Laiklik Arayışları.* 3 Eylül 2009 günlü cumhuriyet.com.tr’de yayımlanmıştı; akademisyen bir yazara, Fatma Mansur Coşar’a ait birbirini tamamlayan iki kitabın, Din Savaşları ile Laiklik Arayışları’nın tanıtımı tadında bir haberdi bu… Uzunca bir yazı… Bilmem, her şeyleri birer ‘hap’ gibi almayı tercih ettiğimiz, görsellik alışkanlığına kapılmış olduğumuz günümüzde, günlerin getirdiği bize has sıkıntılardan bunalmış bulunan ruh hâlimiz ne kadar izin verir böyle bir yazıyı okumaya. Yine de, meraklı zihinler elverişli bir zaman bulunabilir, umuduyla aktarmak isterim. 

İlgilik’in geçen yılı, feministlik, demokratlık, özgürlükçülük gibi şeylerden de söz edilen, ama bunların olmazsa olmazı olan laiklikin hiç adı geçmeyen bir yazıyla kapanmıştı; demek kısmet, yılın bu ilk yazısınaymış: 

«Din Savaşları ve Laiklik Arayışları 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Çok Ortaklı Şirket Misali

Ötekiler, Berikiler, Bir Diğeri, vd., vö., vs.’ler…

 

«Kafelerde, kampüslerde, plazalarda, publarda, barlarda… 

İzmir’lerde, Bodrum’larda…

Kapalı devre solculuk, sosyalistlik, komünistlik, feministlik, demokratlık, özgürlükçülük oynuyoruz.

Onun ötesine geçmiyoruz.

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Tek Bir Cümlenin Anlattıkları

Bir Feryat…

 

 

“Okuduğum, okuttuğum kitapların hiçbirinde, günümüz Türkiyesinde yürütülen yönetimi, ‘demokrasi’yle açıklayabilecek tek bir satır yok.”

 

Bu cümle, hemen hepimizin zaman zaman –bazılarımızın da sık sık– duyumsadığımız, hatta dile getirmek istediğimiz, hatta hatta dile getirdiğimiz, ama bunu yapmış olmaktan hiç ama hiç mutlu olmadığımız bir düşüncenin, dahası bir yargının hiç de boşuna oluşmadığının ifadesi. Bu cümle, bir akademisyen tarafından kaleme alınmış bir yazının özü. Bir tek eksiği var: ünlem işareti istiyor; bir feryat, bir uyarı cümlesi çünkü…

 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Basit Bir Soru

Millet mi Yoksa Devlet mi?

 

 

Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı, Başbakan ve Cumhurbaşkanı adayı –Cumhurbaşkanı adaylığına karşın başbakanlık görevini sürdürmekte olan (zira, ilgili yasa buna cevaz veriyor)– Recep Tayyip Erdoğan, geçen gün Erbaa’da düzenlediği cumhurbaşkanlığı seçimi mitinginde, “Yeni Türkiye, inşallah, yeni cumhurbaşkanıyla (“benim cuhurbaşkanlığımda” demek istiyor, İK), yeni cumhurbaşkanlığı anlayışıyla farklı yükselecektir. Sizlerin teveccühüyle inşallah seçilmem hâlinde milletten yana, milletin tarafında, Tokatlıların, Erbaalıların safında bir cumhurbaşkanı olacağım. Bugüne kadar milletime verdiğim her sözümü tuttum; bu sözümü de inşallah tutacağım” demiş. Dört gün önce de, “Cumhurbaşkanı seçilirsem tarafsız olmayacağım; iki taraf var: biri devlet, biri millet; ben milletin tarafında olacağım” demişti.

 

Cumhurbaşkanı adayı Erdoğan, Tokat ile Erbaa’yı ve ora halkını ismen andığına göre, gidip oralara mı yerleşsem, diye aklımdan geçirmiyor değilim. Tokat benim memleketim, yakışır yani… İyi de bu yaşta ve altmış yıllık ayrılıktan sonra nasıl olacak bu iş? Ah anacığım ah, ah babacığım ah, hiç oradan ayrılmayacak idiniz!… Ama sizler nereden bilebilecektiniz bugünleri de göreceğimizi…

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Bir Yıldönümü Düşünceleri

Türkiye Cumhuriyeti Devleti 90 Yaşında

 

 

Bilge Kağan ne demiş?

 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Improve the web with Nofollow Reciprocity.