Bir Seçimin Anatomisi Üzerine

Af  Edersiniz, Üç-Beş Laf da Biz Edebilir miyiz?

 

Hangi unvanını belirteceğimi ya da unvanlarını nasıl sıralayacağımı bilemediğim, ama 10 Ağustos seçiminde ipi göğüslemiş olan aday dersem kimi kastettiğim anlaşılacak olan zat, bu koşunun sonlarına doğru kendince muhteşem bir atak yaptıydı: “Bana da affedersin çok daha çirkin şeylerle Ermeni diyen oldu.” Muhterem, bu sözlerine “Ben Türküm” cümleciğini de eklemişti. Oysa, Cumhurbaşkanı seçiminde Adalet ve Kalkınma Partisi’nin adayı olarak yarışan bu muhteremin ağzından, 30 Eylül 2013 günü hükümetinin ünlü demokratikleşme paketlerinden şimdilik sonuncu olanı açıklarken tek bir kerecik olsun ‘Türk’ kelimesi çıkmamıştı.

Breh breh breh!… ‘İleri demokrasi’ dendi mi ben bunu anlarım işte… Türk olduğunu söylemek bile serbest. Ve bakın hele, meyvesini kimler topluyor?

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

“Oh, Ne Âlâ!…” ya da…

Bugün 23 Nisan… Neşe Doldu mu İnsan?

 

 

Dün ‘Dünya Günü’ymüş… Benim şahsen dünyayı görecek hâlim olmadığından, –yoksa bu durum şöyle mi ifade edilir: “şahsen benim gözüm dünyayı görecek hâlde olmadığından”?– güzelim Dünya’nın gününü atlamışım. Baktım, geçen yıl da atlamışmışım, iyi mi? Bugün farkettim. Çok ayıp oldu ve olmuşmuş…

Ama iki yıl önce Dünya’yla meşgul olabiliyormuşum: Dünya Günü’yle başlayıp başka başka konulara atlamış olsam da bir şeyler yazmışım. Açıp okudum da, durumlar bayağı bayağı iyiymiş… Kıymetini bilemedik o günlerin. İnsanoğlu böyle işte…

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Improve the web with Nofollow Reciprocity.