“Hangi Irk?”

Ya da Yeni Bir Ülke Var Etmiş Olmanın Ortak Övüncünü Duymak

 

 

Her bağımsız ülkenin ulusal marşı var; bu marşlar arasında özel adı olanlar da vardır mutlaka, ama bizim ulusal marşımız gibi adı ‘İstiklal Marşı’ olanını duymadım. Cumhuriyetimiz’in büyük bir kurtuluş savaşı verilerek kurulmuş olmasının payı büyük bu adda; ve asıl belirleyici olan, Kurtuluş Savaşımız’ın bir adınının da ‘İstiklal Savaşı’ olması… Tarih dersinde değiliz, ama dünyaca ‘Türk Kurtuluş Savaşı’ diye bilinen bu savaşa ‘Millî Mücadele’ dendiğini hiç ama hiç unutmamalı.

 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Değeri Niteliğinde Saklı Bir Olgu

BMM’den Bugüne…

 

 

“Bu Yüksek Meclisin en yaşlı üyesi sıfatıyla ve Allah’ın yardımıyla, milletimizin, iç ve dış tam bağımsızlığı içinde alın yazısının sorumluluğunu doğrudan doğruya yüklenmeye ve kendi kendisini yönetmeye başladığını bütün dünyaya ilan ederek, Büyük Millet Meclisi'ni açıyorum.” 

 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

“Oh, Ne Âlâ!…” ya da…

Bugün 23 Nisan… Neşe Doldu mu İnsan?

 

 

Dün ‘Dünya Günü’ymüş… Benim şahsen dünyayı görecek hâlim olmadığından, –yoksa bu durum şöyle mi ifade edilir: “şahsen benim gözüm dünyayı görecek hâlde olmadığından”?– güzelim Dünya’nın gününü atlamışım. Baktım, geçen yıl da atlamışmışım, iyi mi? Bugün farkettim. Çok ayıp oldu ve olmuşmuş…

Ama iki yıl önce Dünya’yla meşgul olabiliyormuşum: Dünya Günü’yle başlayıp başka başka konulara atlamış olsam da bir şeyler yazmışım. Açıp okudum da, durumlar bayağı bayağı iyiymiş… Kıymetini bilemedik o günlerin. İnsanoğlu böyle işte…

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Büyük Günün 94’üncü Yıldönümü Kutlu Olsun!

BMM’nin Özelliği?

 

 

“Bu Yüksek Meclisin en yaşlı üyesi sıfatıyla ve Allah'ın yardımıyla, milletimizin, iç ve dış tam bağımsızlığı içinde alın yazısının sorumluluğunu doğrudan doğruya yüklenmeye ve kendi kendisini yönetmeye başladığını bütün dünyaya ilan ederek, Büyük Millet Meclisi'ni açıyorum.” 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

“Lozan?… Hıh!”

Aşağılanan Bir Günün Yıldönümünde

 

 

Olsaydı duyardım; yok. Allah’tan yok… ‘Lozan Marşı’ diye bir marşımız yok. Olsaydı, o da Onuncu Yıl Marşı gibi birilerinin kanına dokunacaktı.

 

Yok olmakta olan bir memleketi kurtarmak, kurtarmakla kalmayıp yeniden inşa etmek başka, kim bilir ne tür sebeplerle o inşa sürecine düşman kesilmek başka… Bu kinin beslendiği kök nerelere uzanmaktaysa adamlar sevememişler bir kere o süreci; sevmiyorlar işte, ne yapacaksın… Zehirlerini de, örneğin, “Geçenlerde bir töreni Onuncu Yıl Marşı’yla başlattılardı da asabım bozulduydu. ‘Mehter varken niye onunla başlamıyoruz’ dediydim. Mehter varsa önce mehterle başlanır; Onuncu Yıl Marşı da neymiş” diye akıtabiliyorlar… İşte bu yüzden diyorum: iyi ki ‘Lozan Marşı’ diye bir marşımız olmamış, o da Onuncu Yıl Marşı gibi birilerinin kanlarına dokunacak, asaplarını bozacaktı…

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

23 Nisan Düşünceleri…

Yeniden Aydınlığa?

 

Bugün 23 Nisan. Birden çok sonucu aklıma getiren bir gün bu.

Ne zamandır hissettiğim ama konduramadığım bir durumdur: bazı kafaların gözünde ‘23 Nisan’ bir çıban başıydı. Öyle ya, adamın biri çıkıp memleket meselelerini milletle konuşmuş, o da yetmemiş, bir meclis kurup milleti kurumlaştırmış… Sonuç: Millet baş tacıdır artık ve Büyük Millet Meclisi’ndedir… Artık ümmet yok millet vardır. Söz sahibi olan artık millettir.

Bu, bazı kafaların hazmedemediği, hazmedemeyeceği bir sonuçtu…

Ve bu hazımsızlığın ulaştığı sonuç: Türk aydınlanmasının kazanımlarından yok edilecek pek bir şey kalmamıştır.

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

« Previous entries Sonraki Sayfa » Sonraki Sayfa »

Improve the web with Nofollow Reciprocity.