İnci Pastanesi’nin Sonu Dolayısıyla

Çelebice Yaklaşımlar

 

 

1957 yılı olmalı, mektepten arkadaşlarla sık sık Beyoğlu’na çıkıyoruz… İlgi alanlarına göre arkadaş gruplarım var; bunlardan biri de Beyoğlu grubu. İstanbul’un bir iki kıdemlisi (!) ile bu şehri keşfe merak salmış, ağzının tadını pek pek bilenden falan oluşan üç beş kişilik bir grup bu… Bir gün, Beyoğlu grubu olarak muhtemelen Çiçek Pasajı çıkışı (bir zamanların Cité de Pérası henüz yanmamış –Tepebaşı Tiyatrosu ile Şan Sineması da-, Bomonti Bira Bahçesi yerli yerinde –Likör Fabrikası’nın yok olmasına daha yıllar yıllar var-), İnci Pastanesi’ne dalıyoruz… Profiterol yiyeceğiz. Türlü yiyintilerin yanında bayağı pahalı bir şey; ama olsun, o küçük masalarda ağzının tadını çıkarmaya değer. Ben, kasanın her müşteriyi o hoş çın sesiyle selamlamasına da bayılıyorum. Ve, buraya mahsus bu tatlının adını merak ediyorum. Necedir, nereden geliyordur? Öğreniyorum: Hiçbir dilden… Müşteri çekmek için uydurulmuş bir lafmış…

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Her Bir Şeyin Çözüm Yolu Vardır

İşte Açıklıyorum

 

Aile efradı, eş-dost ne zamandır bastırıp duruyor, açıkla diye… Benimle birlikte gitmesine kimsenin gönlü razı değil. Şu son köprü bakımı işleri olmasaydı zor açıklardım; milletin çektiği trafik şeysi beni zerre kadar ilgilendirmez, ama “Köprüler yaptırdım gelip geçmeye / Çeşmeler yaptırdım suyun içmeye, karam aman aman…” dercesine şu kadar arabayı köprüden beleş geçirmek, bu da yetmez, köprü ahalisine iftarlık dağıtmak iktisadiyatıma dokundu ve açıklamaya karar verdim.

İşte açıklıyorum: Haliç ve Boğaz doldurulmalı. Bu da benim projem… İstanbulumuz’un köyleşme süreci tamamlanıp da –bu iş bu yüzyılda mı sonuçlanır, bir dahakine mi sarkar, artık bilemem– nasıl olsa benim sır gibi sakladığım bu fikir beş yüzlük ampul gibi birilerinin kafasında ışıldamaya başlayacak… Bu gerçek karşısında en doğrusunu yaptım, açıkladım gitti işte. Hem ailemin, eşin dostun gönlü olmuş olacak hem de namım yürüyecek, öyle değil mi?

Projem sayesinde şehrin iki yakası bir araya geldiğinde ve bu arada Fatih de Beyoğlu’yla öpüşmüş olduğunda, İstanbul halkı huzura erecek, kamu maliyesinde gediklere yol açan olur olmaz şeyler de son bulacaktır. Dahası, külliyetli miktarda kamusal arsa stokuna kavuşulacaktır.

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Yasağı Delmişler…

Diyecek Bir Şey Yok, Geleneğimizde Var

 

Kurala aykırı iş yapma insanın tabiatında olsa gerek. Neden böyledir, bir şey demeye yetecek bilgim yok; psikologların bir açıklaması vardır herhalde… Bu aykırı iş yapma durumunun toplumsal boyutta yaygın olduğu konular da az değil hani. Bunun açıklaması da sosyologlara düşüyor olmalı.

Bu aykırılıklar boy boy… İnsanın çapına göre. Çap dediğim, yaş, konum, cüzdan, kültür, ortam, makam-mevki, güç-kuvvet, edep vs. Tabii cinsiyet etmeni de giriyor işin içine. Gördüğüm aykırı eylemleri bu başlıklar altında toplayabilirim.

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Improve the web with Nofollow Reciprocity.