Bir Zamanlar Memleket Hâlleri…

Baba Cigaralar Dönemi 

 

 

En baştan söyleyeyim, bu bir övgüleme değil, bir zorlama. Memleket-millet durumlarında geldiğimiz yerin zorlaması:

 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Kuzu Kuzu Dinlemek…

Bununla Kalmayıp Bir de İnanmak!

 

Şöyle de diyebilirdim: “Kuzu kuzu dinliyoruz, dinlemekle yetinmiyoruz, bir de bu saçmalıklara inanıyoruz!…” Ancak, cümleyi birinci çoğul şahısla kurunca, zekâvet sahiplerinin ‘kendilerine hakaret edildiği’ sonucunu çıkarma olasılığı yüksek olduğundan bundan caydım.

Oysa, mesela örneğin birisi çıkıyor, -o birisi, anlı şanlı bir üniversite hocamız da olabilir, pek muteber bir enkırmenimiz* ya da köşecimiz de- ‘parlamenter düzenin diktatörlüğe yol açtığını ve bu düzenin iflah olmaz bir şey olduğunu’ söylüyor, bunu kaldırıp yerine başkanlık sistemini getirmek gerektiği fetvasını veriyor, ve kimileri bu lafları kuzu kuzu dinliyor, bu denenlere iman getiriyor ve dahi bu görüşü büyük bir bilmişilikle etrafa yayıyor. Neden? Çünkü hocam, “Başkanlık modeli aklın bulduğu bir sistemdir” buyurmuştur; yani, akıllı olan bunu bilir bunu söyler… (Kim “ben aptalım” der?!) Üstelik, özgürlük isteyen diktatörlükten korkar (peki, ne yapar?) ve başkanlık sisteminin limanına sığınır.

Bu arada bir de Predatör – Heron çekişmesi var: kimisi el şeyiyle şey etmişler, diyor, kimisi de buna karşılık ulusalcı (pardon ‘milliyetçi’) bir söylem geliştirip Amerika’nın şeysine kalmadık, diyor, biz kendi şeyimizle şey ederiz… Suçlamalar, savunmalar bunun üzerine kurulmuş. Gidenler ha Predatör’ün ha Heron’un verileri ışığında karanlığa göçmüşler, ne fark eder? Kimse çıkıp da, öyle de böyle de yanılmışsın işte, demiyor (diyemiyor).

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Improve the web with Nofollow Reciprocity.