Özgür Sanat, Özgür Eleştiri

Eski Şiir Esintileriyle Gelen O Hoş Seda Dolayısıyla

 

İnsanoğlu şaşılası varlık: hem haklarından, özgürlüklerinden olmak istemez hem de başkalarının bu değerlerini onların ellerinden almaktan geri durmaz. Örneğin, hakları, özgürlükleri kısıtlayan türlü türlü yönetim biçimini düşünüp ortaya koyan, bunları uygulayan da hep insanoğlu. Tek elden yönetimden bütüncülüne dek… İnsanlığın bugün ulaşmış olduğu ‘elerki’ (demokrasi) dediğimiz ‘halkın egemenliği temeline dayanan’ yönetimlerde bile nice dayatmalar, baskılar yaşanıyor. Tepemizdeki bir olumsuz etmen ise, bugün geldiği aşamada demokrasileri de yönlendiren anamalcı düzen.

Baskılardan, dayatmalardan, önce sanat, dolayısıyla sanatçı etkileniyor. Oysa, Prof. Dr. Afşar Timuçin’in dediği gibi, “Yaratı, gerçekleştirilmiş fikirdir ve ne kadar aydınlıksa nesnesine o kadar uyarlıdır.” Yaratı, sanatçının ortaya koyduğu şeyleri de kapsadığına göre, dayatma, baskı –ölçüsü ne olursa olsun, düşünceyi (fikri) karartacak, kısıtlayacak, olumsuz yönde etkileyecektir. Bu durumda, sanat ürününün (yapıtın), nesnesine uyarlığından (uygunluğundan) söz edilebilir mi? 

Öte yandan, sanatçı baskıdan, dayatmadan nasıl etkileniyorsa, eleştirmen de öyle etkilenecektir böyle ortamlarda. Ve ben, örneğin, ülkemizde sanat eleştirmenlerinin pek az oluşunu buna bağlıyorum.

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Aydın Olma Sorumluluğu?

Bu Senin Hakkın

 

 

Önceki yazımda anlatmıştım: Altanlar’dan A. Altan, ‘Büyük Selanik’ başlıklı yazısında, kendisinin ve kendisi gibilerin dertlerini dile getiriyordu. Yazıyı buldum; durumu ortaya koyan giriş cümleleri tam olarak şunlar:

 

«Artık hepimiz ucundan kenarından “yapay bir görüntüyü” gerçek zannettiğimizi hissetmeye başladık.

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

‘Osmanlıca Mecburi Ders Olmalı!’

Var mıyız Yok muyuz?

 

 

Okumamış olan vardır, diye söylüyorum, Alev Alatlı, ‘Schrödinger’in Kedisi’ romanının birinci kitabı ‘Kâbus’ta, dil ve algı yitimine uğramış bir toplumun öyküsünü anlatır. ‘Afazik’ bir toplumun… Yazar, bu dil ve algı yitimi olgusunu, bir tıp terimine, ‘afazi (Fr. aphasie,  İng. aphasia)’ sözcüğüne yüklediği özel anlam bağlamında anlatır, irdeler.

 

Bir hastalık olarak afazinin dilimizdeki karşılığı, sözyitimi, konuşma yitimi. Beyindeki bir bozukluktan kaynaklanan bu hastalıkta kişi, sözcükleri seslendiremez ya da anlamlandıramaz; ya da her ikisi birden… Bazen de, hasta ağzını oynatıp birtakım sesler çıkarabilse de sözcük oluşturma yetisinden yoksundur.

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Esintiler Arasında

 

 

III. Murat’tan Bugüne

  

 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Improve the web with Nofollow Reciprocity.