Dilde “Özüne Dönüşüm” Üzerine

Ve Anımsamalar, Çağrışımlar…

 

Geniş coğrafyalarda konuşulan dillerden biri de Türkçe. “Türkçe” başlığı altında birden çok altbaşlıkta yer alan ve yine birbirleriyle akrabalık bağı bulunan (aynı soydan gelen) birden çok dil var. Bunların toplamı nedir, böyle bir hesap yapılmıştır mutlaka; ama ben rastlamadım. Ayrıca, ne bu gözle bir araştırma yaptım ne de hesaplamaya kalkıştım; ancak, aklımda yer etmiş sayı, “yabancı dil” olarak konuşanlarla birlikte  220 milyon. 

Yazımın bu giriş bölümünün amacı, Türkçeyi öbür dillerle sayısal ölçekte yarıştırmak değil elbette; bu, sadece bir giriş. Türkçenin, “resmî dil” tanımı ve bildiğimiz yaygın iletişimsel konumuyla ülkemiz ile Kuzey Kıbrıs’ta kullanıldığını (yazılıp konuşulduğunu) bilmeyen var mıdır… 

*

Daha önceleri, bir “anadüşüncem” olarak türlü vesilelerle de dile getirmiştim; hep şöyle düşünürüm: 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Anılar Ne Zaman Taze Kalır?

Bence, …

 

Ben 1935’liyim. Meraklı bir çocuktum; gözlemciydim. Bu özelliğime bakınca, hatırladığım pek çok şey olmalı, değil mi? Ama pek öyle değil. 

“İnsan yaşlandıkça yeni olayları pek hatırlamaz, akşam yediğini sabahına unutur; ama eskileri hatırlar” derler. Bu tespit doğru görünse de bence bu da pek öyle değil. 

Ya nasıl?

Bana göre, sağlıklı bir kişi, zihninde derin izler bırakan şeyleri unutmuyor; daha doğrusu, unutamıyor: Kiraz ağacından ilk düşüşünüzü unutabilir misiniz? Gördüğünüz ilk filmi? 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Zaman Uçtu Gitti…

Hayatım Boyunca Hiç Bu Kadar Acı Çekmemiştim!

 

 

Bu iddiayı dile getirmesi ilk değil; ama bu kez üç dörtlüğün de fevkinde, dört dörtlük…

 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Improve the web with Nofollow Reciprocity.