Ant İçmek Deyince…

Anayasa’da Bir Ufak Değişiklik Gerekli

 

           

7 Kasım 1982 tarih, 2709 numaralı Anayasamız kaç kere değişikliğe uğramış? On yedi kere.

 

Hangi yıllarda olmuş bu işler? 1987, 1993, 1995, 1999, 2001, 2004, 2005, 2006, 2007, 2008, 2010’da. 1987, 1993, 1995, 2004, 2006, 2008 ile 2010’da birer kere; 2001 ile 2005’te ikişer ve 1999 ile 2007’de de üçer kere…

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

‘12 Eylül’ Yargılanırken…

İbret Alınacak Kesişmeler

 

 

Şimdi ‘biz’ ne yapıyoruz? ‘12 Eylül’ü yargılıyoruz, değil mi? “Bu, anayasa değişikliği paketine ‘evet’ diyenlerin sayesinde oluyor.” Böyle deniyor ve doğrudur: bunu sağlayanlar, 12 Eylül 2010 günü yapılan halkoylamasında ’82 Anayasası’nda bilmem şu kadar maddelik değişiklik öngören pakete ‘evet’ diyenlerdir. Ama bu, sadece sonuç olarak böyledir. 7 Kasım 1982’deki anayasa halkoylamasında % 91,37’lik ‘evet’le kabul edilmiş olan bir anayasanın paketlenmiş bir kısım maddeleri % 57,88 oranındaki evet oyuyla değiştirilmiştir, o kadar. % 42,12’lik hayır oyu ise, her biri öncelikle paketleme işine, sonra da o paketteki maddelerden birine ya da birden çoğuna karşı verilmiş oyların harmanlanmış toplamıdır ve bu yüzden yanıltıcıdır.

 

Niye “Ama bu, sadece sonuç olarak böyledir” diyorum?

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Anayasa, Konsensus vs…

Yazı Yazmak İçin Bahane

 

 

Benim şu üst çapraz komşum iyidir hastır da zaman zaman aklını bir şeylere takar ve o zaman çekilmez bir ihtiyar olur. Örnek mi? Bir ara, Türkçesi ya da Türkçede yerleşmiş karşılığı olan yabancı sözcük kullanılmasına deli oluyordu. En çok da ‘konsensus’ lafına… Her nedense… Sonra sonra bu durumlara alıştıydı. Sanırım, bu alışmada şöyle bir ortak yargıya varışımızın payı büyüktür: “İnsanlar, genellikle, ‘ne kadar bilgili, ne kadar uzman, yabancı yayınları ne kadar da günü gününe izleyen’ birisi oldukları izlenimini yaratmak için böyle yapıyorlar; engel olamayız”. İşin hoş yanı, böyle yapanlar, genellikle sözcüklerin kimini İngilizcedeki, kimini de Fransızcadaki söylenişleriyle kullanıyorlardı. Niye? Uzun süre Fransız kültürü aşılanmaya çalışılmış bir toplum dünyanın gidişatına uyup Amerikancılığa yönelmişti de ondan… Bu kanaatimizi de bir yere yazdıktan sonra şöyle bir örnek oluşturup gülmüştük: “Bu finansal enstrümanlardan hangisinin realize edileceği, tüm opsiyonlar dikkate alınmak suretiyle, direkt olarak menicmınt departmanımıza bağlı olan …..”

 

İşte böylecene ‘Türkçesi ya da Türkçede yerleşmiş karşılığı olan yabancı sözcük kullanma’ konusunu rafa kaldırmıştık. Eh, n’apalım, varsın birileri de böyle tatmin olsundu… Üstelik, biz de zaman zaman böyle şeyler yapar olmuştuk… İdare edip gidiyorduk.

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Improve the web with Nofollow Reciprocity.