Siyasetin Hâlleri

Ve Düşünceler ve Teoriler…

  

Kim ne kadar yakınırsa yakınsın ve hor bakarsa baksın, çoktandır hayatımızda ‘medya’ denen şey de var; basın-yayın… Eskiden bizde, olayları (hadiseleri, vakaları) kaydetmek için bir devlet görevlisi olarak vakanüvisler varmış, şimdi medya var; toplumun tarihi buraya bakılarak yazılacak. ‘Gelecek zaman’ kipiyle ‘yazılacak’ dedim, ama aslında tarih günü gününe yazılıyor; taze taze… Medya sayesinde işler kolaylaştı artık. Buna bir de ‘sosyal medya’yı ekleyin, tarihe geçmekten kurtuluş yok. Resmî tarih de tarih oldu hâliyle… Bu durumda, ağzından çıkanı kulağın duyacak. 

*

Vaziyet bu durumdayken bir ‘hadise’ vuku buldu: siyasetin muhalefet kanadından beklenmedik bir ses yükseldi. Bu, MHP Genel Başkanı’nın sesiydi, ve bunun üzerine kafamda, “Bahçeli neden öyle kükredi? Oysa, dikensiz gül bahçesinde gibiydiler; ‘al gülüm – ver gülüm’ gidiyorlardı” diye bir soru belirdi. Tarih, bu ayın 1’iydi. 

Soru ağırdı; paylaşarak hafifletebilirdim bu yükü. Son zamanlarda moda olmuş bir söz var, “acılar paylaştıkça azalır, sevinçler paylaştıkça çoğalır” diye, bu lafın yarısını işime gelecek biçimde “yükler paylaştıkça azalır”a çevirip dünyanın en gözde sosyal medyasının, Facebook’un (FB) kapısına vardım. Niye başka kapı değil de bu kapı? Zira, buranın yönetim sistemi, her Allah’ın günü kullanıcılarının karşısına sayfalarının tepesinde bir soru çıkarır: “Ne düşünüyorsun?” Bir gün de şaş da bunu yapma birader… Hayır, şaşmaz; inatla sürdürür aynı soruyu önlerine sürmeyi. 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Bu İş Haddinden Fazla Uzadı…

İşte Açıklıyorum, Herkes Rahat Olsun 

 

Memleketin önemli meselelerinden biri arapsaçına dönmek üzere. FETÖ’yü kastediyorum. 

Oysa, konuşulacak, çözüm yolu bulunacak ne de çok mevzu var, değil mi?

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) geçen günlerde Afyonkarahisar’da düzenlenen “Millet Yenilmez, Türkiye Bölünmez” başlıklı istişare ve değerlendirme toplantısının kapanışında konuşan AKP Genel Başkanı ve Başbakan Binali Yıldırım, konuşmasının Fethullah Gülen cemaatine (FETÖ) ilişkin bölümünde, ülkemizde bu örgüte, başbakan olarak sadece Necmettin Erbakan ile Recep Tayyip Erdoğan’ın karşı çıktıklarını, onunla açıkça mücadele ettiklerini söylemişti. “FETÖ AK Parti döneminde palazlanmamıştır” diyerek önemli bir açıklamada da bulunan Başbakan Yıldırım’ın bir sözü de, “CHP eğer sorgulayacaksa, önce kendisinin bu örgütle ilişkisini sorgulasın” olmuştu. 

Başbakan Binali Yıldırım’ın bu dediklerine derhal yanıtlar geldi. Sosyal medyada yer alan yanıtlardan biri de Haber Sol Org Tr adlı alanda yer alan görüntüler oldu: http://haber.sol.org.tr/toplum/binali-yildirim-unuttu-sosyal-medya-hatirlatti-173325 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Arınçsız Günler (mi?)…

‘Tek Başına Öncü Birliği’ Gibiydi

 

 

Bülent Arınç renkli bir kişilik… İlgimi çekmesi çok daha öncelere dayanır, ama kendisinden söz ettiğim ilk yazımı 2011 Mayısında yazmışım.[¹] Defterimde 81 Arınçlı yazım var. Bunların bir kısmını Genelağ’daki kendi alanımda (İlgilik’te) yayımlamışım, ‘sosyal medya’ denen alanlardakiler de 58’i bulmuş. Yani, pek önem verdiğim bir ad Arınç. Ama giriştiği ya da içinde yer aldığı tartışmalara ilişkin hiçbir yazı yazmadım. Niye? Sonu gelmez birer tefrika olurdu da o yüzden…

 

Defterimdeki yazıların çoğunun ortak yanı, çıkış noktalarının, Bülent Arınç’ın önemli bir özelliği olması. Evet, pek duygusal, pek halim selim, pek güler yüzlü oluşu ve tabii hukukçuluğu, hakkaniyete bağlılığı önde gelen, ve pek pek önemli bir özellik, vefa duygusu yüksek bir insan; ama benim onda gördüğüm –belki de benim ona yakıştırdığım– yazılarıma yön veren o önemli özelliği ise, partisinin ‘tek başına öncü birliği gibi’ oluşu(ydu). Evet, öyleydi. “Nasıl” diye sorulursa, açıklayayım, Arınç ne zaman bir konuya değinmiş olsa, ülkenin gündemi ‘az sonra’ değişirdi. Ya da gündemi değiştirme işlemleri, onun dedikleriyle başlamış olurdu… Ya da çok kısa süre sonra ne olup bittiğinden haberimiz olurdu… Arınç’ın dediklerinin gerçeğe dönüşmesi, ‘perşembenin gelişi çarşambadan bellidir’ sözünü hatırlatırdı daima bana.

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Etki-Tepki Meselesi…

Bir Doğa Yasası

 

 

Isaac Newton (1642 – 1727) yıllar önce söylemiş: “Her etkiye karşı ona eşit bir tepki vardır.” Deneylerle sabit, kanıtlanmış bir şey bu (Newton Hareket Yasası, Mad. 3)… Ve doğanın bir parçası da insanoğlu… Bu yasa onun için de geçerli.

 

*

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Improve the web with Nofollow Reciprocity.