Bir İşkadını

… Ve Bir Kış Günü Öyküsü

Muzaffer Bilgili

 

Rüzgâr ıhlamur ağaçlarının dallarında ıslık çalıyor, kıyılarda patlayan dalgaların sesi ‘köşk’e kadar ulaşıyordu. Fırtına, zaman zaman yarı taş-yarı ahşap ‘köşk’ün pencerelerini güçlerini ölçmek ister gibi zorluyor, yılların panjurları, rüzgâra sadece gıcırtılı seslerle karşı koyarak onları özene bezene, büyük emekle, sanat eseri gibi yapmış ustalarını mahcup etmiyorlardı. Büyük fikir adamı, dil bilgini, yazar Şemseddin Sâmi’nin Kaamûs-u Türkîyi ve daha birçok eseri yazdığı Erenköy’ün vitraylarla renklendirilmiş Kuleli Köşk’ünün panjurlarıydı bunlar; fırtınaya hemen öyle pabuç bırakırlar mı? Fırtına zorluyor, zorluyor, esiyor, uğulduyor, sonra bir sessizlik sarıyor her yanı…

Karayele dönen fırtına seslerini endişeyle dinleyen genç kadının karnındaki bebek bir tekme atarak onu uyarıyor: “Hadi artık uyu” diyor, “yarın iş var.”

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Improve the web with Nofollow Reciprocity.