Her Ne Kadar Küçümseyenler Varsa da…

Lozan’ın 92’nci Yıldönümü

 

 

 

Lozan’ın 92’nci yıldönümü, İstanbul Barosu’nun düzenlediği bir panelle de kutlandı.

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Cumhurbaşkanını Seçme Yolunda

Lozan’ı Anlamak…

 

 

Doksan bir yıl olmuş; ‘dostlarımız’ dışarıdan ‘biz’ içeriden bir türlü silemedik gitti… Lozan Barış Antlaşması… Batılı sömürgenlerin ve onların yerli işbirlikçilerinin hiçbir biçimde hazmetmemiş oldukları, boğazlarında kalmış olan belge… İşte 91’inci yılına da ulaştı. Ne de dayanıklıymış… Bundan sonrası yurtseverlere kalmış bir belge. Var olma ya da yok olma…

 

Lozan Barış Antlaşması, varlığımızın belgesi. Yok edilmesi, tarihten silinmesi için az şey mi yapıldı? Cumhuriyetimizle hesaplaşma çabaları, onun kazanımlarına sırt çevirmeler… Buna, hukukta yozlaşma, ahlakta çökmeler, yüzsüzlükler, eğitim-öğretimin milliliğini yok etme, ulusal güvenliği felç etme, temel kurumları itibarsızlaştırma çabaları, ‘demokratikleşme’ lafları, sağlıksız ekonomi (Gümrük Birliği, AB masalı, üretimsizlik, tarımda çökmüşlük, özelleştirme hikâyeleri, borç batakları), açılım hikâyeleri (ırksal söylemler, saflaştırmalar, ötekileştirmeler), din bezirgânlığı, dış politikada çuvallamalar, el âleme karşılıklılık ilkesine pek de uymayan taşınmaz satışları, bilimsel araştırmalara ayrılan payların cüceleşmesi, devletin temel görevlerinde yetersizlikler, YÖK, sol’da aymazlık, muhalefette ilkesizlik ve beceriksizlik, ‘yeni’ fetişizmi, Osmanlılılık hayalleri, BOP’la muhabbet hâlleri, ‘mütareke basını’ hâlleri, .. ve daha nice saymakla bitmez olumsuzluklar destek veriyor, eşlik ediyor… Lozan Barış Antlaşması’nın silinmesi Türkiye Cumhuriyeti’nin ortadan kalkması demek. Asıl hazmedilmeyen de bu devlettir ya aslında… 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Bilmece-Bildirmece ve Laf Ola Beri Gele Bir Dilek

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Cumhurbaşkanı Adayı Bir Kamu Görevlisi mi, Değil mi?

 

 

10 Ağustos günü Cumhurbaşkanı seçimi yapılacak. Önceki Cumhurbaşkanı seçimlerinden farkı, halkın, yani, cumhurun, kendisine başkan olacak kişiyi doğrudan doğruya kendi oylarıyla seçecek olması… Böyle deniyor. Tabii, bir aldat(n)ma durumu yoksa işin içinde… Hayır, hayır, sandık oyunları türünden bir şeylerden söz etmiyorum; hâşâ… Ben,  seçmenin önüne gelen (konan) adları tek seçicilerin belirlemiş olmasına takılmış bulunuyorum. Yani, ileride, cumhurun, kendi başkanını doğrudan doğruya kendisinin seçmiş olduğunun söylenecek olmasının masaldan başka bir şey olmayacağını söylemek istiyorum, o kadar. Yanlış mı?

 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

“Lozan?… Hıh!”

Aşağılanan Bir Günün Yıldönümünde

 

 

Olsaydı duyardım; yok. Allah’tan yok… ‘Lozan Marşı’ diye bir marşımız yok. Olsaydı, o da Onuncu Yıl Marşı gibi birilerinin kanına dokunacaktı.

 

Yok olmakta olan bir memleketi kurtarmak, kurtarmakla kalmayıp yeniden inşa etmek başka, kim bilir ne tür sebeplerle o inşa sürecine düşman kesilmek başka… Bu kinin beslendiği kök nerelere uzanmaktaysa adamlar sevememişler bir kere o süreci; sevmiyorlar işte, ne yapacaksın… Zehirlerini de, örneğin, “Geçenlerde bir töreni Onuncu Yıl Marşı’yla başlattılardı da asabım bozulduydu. ‘Mehter varken niye onunla başlamıyoruz’ dediydim. Mehter varsa önce mehterle başlanır; Onuncu Yıl Marşı da neymiş” diye akıtabiliyorlar… İşte bu yüzden diyorum: iyi ki ‘Lozan Marşı’ diye bir marşımız olmamış, o da Onuncu Yıl Marşı gibi birilerinin kanlarına dokunacak, asaplarını bozacaktı…

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Improve the web with Nofollow Reciprocity.