“Gezi”!?

Rahatsızlık Veren Bir Kelime Dolayısıyla 

 

Hayır, Gezi olaylarından söz edecek değilim. Ve evet, bu kelime birilerini rahatsız etmişti; ama üzerinden çok silindirler geçti, sesi soluğu çıkacak hâlde değil bugün. Övecek bir babayiğitin çıkacağına da ihtimal vermiyorum; alimallah, FETÖcülükten içeri alıverirler adamı. 

*   *   *

Konuya girmezden önce söyleyeyim de bu satırları okumakta olanların içleri rahat etsin: yazı suç unsuru taşımıyor, hiçbir şeyle-meyle iltisaklı falan değil; yani, gönül rahatlığıyla okunabilir, kopyalanıp dosyalanabilir. 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

‘1 Mayıs’?

Sovyetik mi Evrensel mi, Artık Bir Karar Versek…

 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

‘1 Mayıs’ Nasıl ‘Tu Kaka’ Olmuştu?

Çoğulculuğun Böylesi…

 

 

Kültür Bakanı, TÜSAK’la Sovyetik ‘memur sanatçı’ döneminin biteceğini müjdelemiş.

 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

1 Mayıs İnatlaşması

Bir Meydan Okuma mı?

 

 

Yarın 1 Mayıs. ‘1 Mayıs’ın ne olup ne olmadığına bakmak çook gerilerde kaldı.

 

‘1 Mayıs’ kavramıyla defalarca oynanmış, bu söz üzerine çok oyunlar sahnelenip çok şeyler söylenmiş bir ülkenin insanıysanız eğer, ‘1 Mayıs’ denince, yan yana duran bu iki sözcüğün anlattığı şey kişiye göre değişir. Herkes için geçerli olan ortak bir anlamı yoktur bu sözlerin. Bugüne kadar kafalara ne yerleş(tiril)mişse onu kolayca değiştirmek de pek mümkün değildir.

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

‘Vurun Kahpeye 2014’

‘Sarışın’ Olmak Yetmezmiş Gibi Bir de ‘Devrimci’ Olmak: Büyük Suç!

 

 

21 Nisan günü, DİSK, KESK, TMMOB ile TTB’nin temsilcilerinden oluşan bir heyet, İstanbul’da Taksim’de 1 Mayıs açıklaması yapmak istemiş, bu girişim polisçe engellenmişti. Bu engelleme sonucunda da taraflar arasında kavga-gürültü kopmuştu. Buraya kadar her şey ‘normal’di… Tabii, basın da görevini yapmış, olayı görüntülenmişti. Bu da normaldi. Sonuç olarak, herkes görevini yapmıştı…

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Meşrubatın Nezaheti, Müskiratın Kefareti

Ayranım Ekşimesin Yeter…

 

 

Yüzde yüz kanıtlanmış olmasa da yoğurdun binlerce yıl önce ilk defa Orta Asya’da üretildiği söylenir. Ve bu buluşun, işi hayvancılık olup buna bağlı olarak göçebe hayatı yaşayanlara ait olduğu belirtilir. Yoğurdun pek çok dildeki, özellikle de Avrupa dillerindeki karşılığının ‘yoğurt’ benzeri sözcükler olması ise, bu yiyeceğin, Orta Asya halkları arasında önemli yeri olan Türkler tarafından bulunduğu, en azından dünyaya onların eliyle yayıldığı görüşünü doğurmuş.

 

Ayrana gelince… Bu içecek (bu meşrubat türü, bu içit), eldeki bilgilere göre Göktürkler’in icadıymış. Adamlar, ekşiyen yoğurdu kaldırıp atmak yerine içine su ve tuz ekleyip içme yoluna gitmişler. Şöyle de olmuş olabileceğini sanıyorum ben: Atalarımızdan sayılan Göktürkler, yediklerimizi yutmada kolaylık sağlasın, susadıkça yararlı bir şey içmiş olalım, diye el altında hazır tutmuş olamazlar mı ayranı? İlle de yoğurdun ekşimesini mi beklemişlerdir yani?

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

« Previous entries Sonraki Sayfa » Sonraki Sayfa »

Improve the web with Nofollow Reciprocity.