Bir Seçimin Anatomisi Üzerine

Af  Edersiniz, Üç-Beş Laf da Biz Edebilir miyiz?

 

Hangi unvanını belirteceğimi ya da unvanlarını nasıl sıralayacağımı bilemediğim, ama 10 Ağustos seçiminde ipi göğüslemiş olan aday dersem kimi kastettiğim anlaşılacak olan zat, bu koşunun sonlarına doğru kendince muhteşem bir atak yaptıydı: “Bana da affedersin çok daha çirkin şeylerle Ermeni diyen oldu.” Muhterem, bu sözlerine “Ben Türküm” cümleciğini de eklemişti. Oysa, Cumhurbaşkanı seçiminde Adalet ve Kalkınma Partisi’nin adayı olarak yarışan bu muhteremin ağzından, 30 Eylül 2013 günü hükümetinin ünlü demokratikleşme paketlerinden şimdilik sonuncu olanı açıklarken tek bir kerecik olsun ‘Türk’ kelimesi çıkmamıştı.

Breh breh breh!… ‘İleri demokrasi’ dendi mi ben bunu anlarım işte… Türk olduğunu söylemek bile serbest. Ve bakın hele, meyvesini kimler topluyor?

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Dün 23 Nisan’dı, Bugün 24 Nisan. Yarın?

23 Nisan’ı Anlamadıksa Başka Yarın Yok!

 

 

Dün 23 Nisan’dı. Türkiye Cumhuriyeti’ni var etme sürecinde en önemli adımın atıldığı günün 94’üncü yıldönümüyü…

 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

‘İleri Demokrasi’ Yolunda Bir Tökezleme

Bir Kısım Siyasetçi Laik Bir Ülke Olduğumuzu Unuttu mu?

 

 

Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekillerinden Zafer Çağlayan, 8 Mart günü Tarsus’ta yaptığı konuşmada, ‘iktidarlarına yönelik darbe girişimi’ konusunda nasıl bir zihniyetle mücadele ettiklerini milletin çok iyi gördüğünü belirterek “Bunları bize bir Yahudi, bir ateist, bir Zerdüşt yapsa anlarım” demişti. Ve Çağlan’ın bu sözleri Musevi yurttaşlarımızın tepkisini çekmişti. Çağlayan bu tepki üzerine yaptığı açıklamada, ‘farklı inançları kendi inançları kadar kutsal kabul eden bir anlayışa sahip olduğunu’ söyledi*.  

 

Evet, Zafer Bey o konuşması dolayısıyla kendisince bir açıklama yapmış. Peki, her birey için bu ‘yeterli’ bir açıklama mı? Bence değil… Ama kimisi ‘yeterli’ görür, kimisi de görmez.  

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Ciddi Şeyler?

Özgürlük Alanları Yok Olup Giderken…

 

 

Benim bildiğim, ileri demokrasinin gerekleri çoktur. Ve bir ülkenin gidişatından söz ederken ‘ileri demokrasi’ dedin mi, onun içi boş olmayacak. Bunlardan mesela giyim kuşamda özgürlüğe bakacaksın: en başta da, bu konuda güvence sağlayan elle tutulur anayasal bir düzenleme var mı ortada diye… Yok mu? Öyleyse, giyim kuşam özgürlüğünden dem vurman havada kalır. İstersen, ikide bir “ülke ileri demokrasiye doğru yol alıyor” diye gönlünce bağır dur, istediğin kadar paketler aç; bunların hiçbir anlamı yoktur…

 

Bizden örnek vererek birazcık açayım: Anayasamız’ın ‘Temel Haklar ve Ödevler’ arabaşlığı altında düzenlenmiş olan ‘Temel hak ve hürriyetlerin niteliği’nden söz eden 12’nci maddesinde, ‘herkesin, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu’ yazıyor. Yazıyor yazmasına da bu hak ve özgürlüklere olacak tecavüzlere karşı caydırıcı cezalar veriliyor mu uygulamada? Verilmiyor. Daha doğrusu verilemiyor. ‘Şu baskısı, bu baskısı’ denen şeyler ucuz yaptırımlarla önlenebilir mi? Anayasal güvence olmadan –yine  giyim kuşamdan örnek vereyim– başörtüsüz kızların, kadınların bu seçimlerinden ötürü baskı görmemeleri sağlanabilir mi? Hayır.

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

İlkinin Üzerinden 33, İkincinin de 3 Yıl Geçti

Bugün ‘12 Eylül Harekâtları’nın Sene-i Devriyeleri

 

 

‘12 Eylül’ dendi mi, ben, pek çok canın yanmasına yol açan hukuksuzlukların yanı sıra, ‘çok çok Atatürkçü’ görüntüsü veren silahlı bir gücün, Atatürkçü düşünceyi, Atatürk ilkelerini, Atatürk devrimlerini, Türk kültürünü, Türk tarihini ve Türk dilini bilimsel yoldan araştırma, tanıtma, yayma işlerini yapan iki kurumu, Türk Dil Kurumu ile Türk Tarih Kurumu’nu ortaya koyduğu anayasa marifetiyle birer devlet dairesine dönüştürmüş olduğunu da bilirim.

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Improve the web with Nofollow Reciprocity.