«“Yazar-Çizerlerimiz” Tarihi» Sayfalarından Bir Yaprak

Gazete Sütunlarından İhsan Ünlüer Adı da Geçmişti…

 

 

Böyle uzun bir başlığa gerek var mıydı? Evet, vardı ve zira İhsan Ünlüer (1926 – 1990), aslında daha da kapsayıcı bir başlığı hak eden bir kişi: Bir müzik adamı, bir hekim, bir köşe yazarı ve dahası…

 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

ANKARA’DA SİNEMALAR VARDI…

Bölümler

 

 “–Bir sinema makinistinin penceresinden o günlerin resmî olmayan tarihi” altbaşlıklı anı kitabım Ankara’da Sinemalar Vardı…’nın bu alanda (İlgilik’te) yayımlanan bölümleri: 

1. http://www.ilgilik.com/2021/08/11/ankarada-sinemalar-vardi.html/ , 

2. http://www.ilgilik.com/2021/08/13/behic-koksalin-oykusu-2.html/ , 

3. http://www.ilgilik.com/2021/08/14/behic-koksalin-oykusu-3.html/ , 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Özgür Sanat, Özgür Eleştiri

Eski Şiir Esintileriyle Gelen O Hoş Seda Dolayısıyla

 

İnsanoğlu şaşılası varlık: hem haklarından, özgürlüklerinden olmak istemez hem de başkalarının bu değerlerini onların ellerinden almaktan geri durmaz. Örneğin, hakları, özgürlükleri kısıtlayan türlü türlü yönetim biçimini düşünüp ortaya koyan, bunları uygulayan da hep insanoğlu. Tek elden yönetimden bütüncülüne dek… İnsanlığın bugün ulaşmış olduğu ‘elerki’ (demokrasi) dediğimiz ‘halkın egemenliği temeline dayanan’ yönetimlerde bile nice dayatmalar, baskılar yaşanıyor. Tepemizdeki bir olumsuz etmen ise, bugün geldiği aşamada demokrasileri de yönlendiren anamalcı düzen.

Baskılardan, dayatmalardan, önce sanat, dolayısıyla sanatçı etkileniyor. Oysa, Prof. Dr. Afşar Timuçin’in dediği gibi, “Yaratı, gerçekleştirilmiş fikirdir ve ne kadar aydınlıksa nesnesine o kadar uyarlıdır.” Yaratı, sanatçının ortaya koyduğu şeyleri de kapsadığına göre, dayatma, baskı –ölçüsü ne olursa olsun, düşünceyi (fikri) karartacak, kısıtlayacak, olumsuz yönde etkileyecektir. Bu durumda, sanat ürününün (yapıtın), nesnesine uyarlığından (uygunluğundan) söz edilebilir mi? 

Öte yandan, sanatçı baskıdan, dayatmadan nasıl etkileniyorsa, eleştirmen de öyle etkilenecektir böyle ortamlarda. Ve ben, örneğin, ülkemizde sanat eleştirmenlerinin pek az oluşunu buna bağlıyorum.

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Babama Dair

Babamla Sırlarımız*

Kadir Cangızbay

 

“Aman evladım, içeceğin kadar doldur”: Ne zaman bardağıma su koyacak olsam babamın söylediği söz. Pek ama pek şaşardım, benden hiçbir şey esirgemez de, niye suya bu kadar dikkat eder diye: Neredeyse 70 yaşında, ayaklı merdivene tırmanır çardaktaki asmadan üzüm toplayıp, sonra da onları teker teker soyar, o da yetmez her birini çakısıyla ikiye bölüp çekirdeklerini çıkartır, çatalla ağzıma öyle verirdi. Asmayı kendisi dikmiş, çardağı da kendisi kurmuştu; çakıları ise Bursa’dandı, kendi memleketi.

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Erguvan Ağacı

Seviyle, Sevgiyle…

 

Kahvaltıya bugün erken başlıyorduk. Kendi usulümde şöyle bir karıştırarak pişirdiğim yağda yumurtanın yarısına yakınını karımın tabağına aktarmış, geri kalanın üzerine acı pulbiberi boca edip tam ekmekle işe girişiyordum, telefon çaldı. Arayan yeğenlerimin annesiydi. ‘Sedacım’. İki gün önce, Pazartesi günü aileye katılan Torun 3’ün gelişini kutluyordu.

Teşekkür faslınının ardından az biraz eskilerden söz ettik, mutlu olduk. Tam günüydü: çocuklardan da konuştuk… Bu arada bir şeyler anımsayıp, anımsatıp birbirimizi güldürdük… Konuşmanın sonunda, çok zamandır bana yazı yollamadığını söyledim; Sedacım da, hemen yolluyorum, dedi.

Seda, Özdemir Asaf’ın kızı. Babasının okuduğu kaydedilmiş yetmiş şiiri varmış. Yapı Kredi Yayınları işte o kayıtları derlemiş, Haziran başında cd’li bir kitap yayımlamaya hazırlanıyormuş. “O kayıtları ben yapmıştım. Sesin alınış öyküsünü yazdım; onu yollayacağım” dedi.

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Neyin Ne Olduğunu Bilmezsen…

Evlere Şenlik Durumlar

 

 

Ticaret kuruluşlarının zaman zaman müşteri çekme kampanyaları oluyor. Bunlara, işin gereği olarak albenili adlar veriliyor. Dilini bilmemek, hele de öğrenmeye yönelmemek kötü; bazen bu bilgisizlik yüzünden çok tuhaf adlar da veriliyor bu kampanyalara. Alın, ‘evlere şenlik’ sözünü… Lafın içinde ‘şenlik’ var ya, ‘evlere şenlik’ deyiminin iyileme anlamı olduğu sanılıyor.

Bu deyim, değişik zamanlarda değişik ticaret kuruluşlarınca değişik şeyleri pazarlamak için bol bol kullanıldı. Şu son günlerde de yine bir iletişim şirketi ona sarıldı. “‘Evlere şenlik’ şeyini şey edersen evin şenlenecek” demeye gelen bir tanıtım… Ben böyle ürünü istemem, benden uzak olsun.

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

« Previous entries Sonraki Sayfa » Sonraki Sayfa »

Improve the web with Nofollow Reciprocity.