Bir Şarkı

Ve Hikâyesi…

 

Müzikle meraka da dayanan yakın ilgisi olanlar bilirler, müzik eserlerinin çoğunun bir hikâyesi vardır; gerçek ya da yakıştırma… Bu durum bizde de öyle; “bizde” derken, makamsal geleneksel Türk müziğini kastediyorum; elbette Batılı formlardaki eserlerimizin de birer hikâyeleri vardır. 

*

Bu yazıya oturmamı, III. Selim ekolü bestekârlarımızdan Hacı Sadullah Ağa’nın (1760-1808) bayatiaraban makamında hafif usulünde yaptığı beste formundaki Bülbül-i dil ey gül-i rana senindir, sen benim dizesiyle başlayan ve daha çok kısaca Mihribanım diye bilinen eseri sağladı. Girişte dediğim gibi, evet, bu şarkının da bir hikâyesi var; ve bu hikâyenin gerçeği yansıtma olasılığı pek yüksek…

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Kovit, Döviz, Sel, Yangın Derken…

Fiyat Artışları Gölgede mi Kaldı?

 

“Fiyat artışları” hep vardır, olmaya da devam edecektir. Öyle kovitin-movitin, dövizin, selin, yangının, şunun bunun gölgesinde kalmaz; tam tersine, o olumsuzluklar hep gölgesinde kalırlar fiyat artışlarının. Fiyat artışı denen şey de tek bir kalemde olmaz: ev kiralarından dövize, altından yiyecek-içeceğe kadar her bir şeyde olur.

Bunlardan yiyecek-içecek –ve özellikle temel kalemler– maddeleri ile kiralardaki fiyat artışları insanların önde gelen kâbuslarıdır. “Temel kalemler”, ekmek, unlu mamullerin ana maddesi un, et, balık, süt –ve süt ürünleri– yağ ile sebze-meyva… Bunlara salçayı da eklemek yanlış olmaz. Yani, mutfakların olmazsa olmazları…

Tabiî, faizlerdeki iniş-çıkış hareketlerinden de etkileniyoruz.

*

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

«“Yazar-Çizerlerimiz” Tarihi» Sayfalarından Bir Yaprak

Gazete Sütunlarından İhsan Ünlüer Adı da Geçmişti…

 

 

Böyle uzun bir başlığa gerek var mıydı? Evet, vardı ve zira İhsan Ünlüer (1926 – 1990), aslında daha da kapsayıcı bir başlığı hak eden bir kişi: Bir müzik adamı, bir hekim, bir köşe yazarı ve dahası…

 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

ANKARA’DA SİNEMALAR VARDI…’nın tamamlayıcı notları

Kitapta Yer Verilmemişlerdi

 

Bu bir talihsizlik miydi, bilmiyorum; ama benim başıma geldi:

 

Yayımcılık sektörünün genel bir davranışı olduğunu iddia edemem, ancak, benim kitap yayımlatma maceramda başıma geldi, yayıncı kuruluş, “kitabın hacmini ne kadar dar tutsa o kadar kârlı bir iş yapmış olacağı” düşüncesiyle olsa gerek, kitabımın* vazgeçilemez tamamlayıcıları olan notları çıkarmıştı; hem de benim onayımı almadan… Olur şey değildi, ama olmuştu işte…

 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

ANKARA’DA SİNEMALAR VARDI…

Bölümler

 

 “–Bir sinema makinistinin penceresinden o günlerin resmî olmayan tarihi” altbaşlıklı anı kitabım Ankara’da Sinemalar Vardı…’nın bu alanda (İlgilik’te) yayımlanan bölümleri: 

1. http://www.ilgilik.com/2021/08/11/ankarada-sinemalar-vardi.html/ , 

2. http://www.ilgilik.com/2021/08/13/behic-koksalin-oykusu-2.html/ , 

3. http://www.ilgilik.com/2021/08/14/behic-koksalin-oykusu-3.html/ , 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Hikâyeleri Gerçek

İki Şarkı Üzerine…

Müzik eserlerinin, –türü ne olursa olsun hepsinin, ama her birinin– birer hikâyesi olduğuna inanırım ben; bu, bizde de böyle.

Bakın, müzik alanımızdaki araştırmalarıyla tanınan Suat Yener (1973), Altın Koza Yayınları’nda çıkan Şarkıların Gözyaşları adlı eserinde, Ekrem ve Müzehher Güyer çiftine de yer vermiş (s.156; https://www.nadirkitap.com/sarkilarin-gozyaslari-her-sarkinin-bir-hikayesi-var-suat-yener-kitap22013161.html ).

Yener, kitabında, bu iki müzik insanımızın biri diğerine cevap niteliğinde olan aşk şarkılarından söz eder: Unutturamaz Seni Hiçbir Şey, Unutulsam da Ben (Nihavent şarkı: beste E. Güyer, söz Rıfat Ayaydın) ile Unutmadım Seni Ben şarkılarından (Karcığar şarkı: Müzehher Güyerin şiiri üzerine Ş. Ayhan Özışık’ın bestesi)…[*]

 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

« Previous entries Sonraki Sayfa » Sonraki Sayfa »

Improve the web with Nofollow Reciprocity.