Bir Acının Romanı

Kitap

Özlem, Gözyaşı ve Dua

 

Bu hafta okurlarımıza tanıtmak istediğimiz kitap, bir roman: Özlem, Gözyaşı ve Dua. Aslında uzun bir röportajdan doğan eser, son yılların aranan genç öykücülerinden İsmail Safa’nın kaleminden. Safa, oğlunu teröre kurban vermiş bir annenin günlük yaşamından bir kesiti taşıyor önümüze. Arka kapakta şunlar denmiş:

 

«Onu bu sabah uyandıran yine yağmur olmuştu. Ne garip: memleketin bir yerlerinde felaketlere yol açan yağışlar, burada “bereket” demekti. Bir an için zihninde uyanan bu zıtlık, onun için alışılmış bir durumdu artık. Yatağından kalktı, kafasına üşüşen bu düşünceleri sildi ve alışılmış bir şekilde üstünü değiştirip dışarıya çıktı. Onu, yağmurların başlamasıyla yeniden hayat bulan sarı gül fidanının yanı başında bulacağını biliyordu.

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Bir Şairin Ölüm Yıldönümünde…

Kızıyla Söyleşi

 

 

Bugün şiir dünyamızın ustalarından Özdemir Asaf’ın ölümünün 32’nci yıldönümü. Bu yıldönümünde Cumhuriyet gazetesi dün Şair’in kızı Seda Arun’la bir söyleşi yayımladı (Cumhuriyet Pazar, 27 Oca. 2013, Ali Uslu Deniz)*. Seda Hanım yakınım olduğundan biliyorum, ‘telesöyleşi’ yöntemiyle yapılan söyleşi aslında daha geniş kapsamlıydı. Yayın dünyasının koşulları –yakından yaşadığımdan biliyorum– türlü nedenlerle bir şeylerin tam olarak yayımlanmasına pek olanak tanımıyor, kesip biçmeler kaçınılmaz oluyor. İşte bu yüzden olacak, Seda Arun söyleşisi de tam verilememiş…

 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

On Bir Yıl Önceden…

Ö z e l   Y a ş a m l a r

 

Jeoloji öğreniminden öğretmenliğe, belediyecilikten gazeteciliğe





İnal Karagözoğlu’yla yaşama ilişkin…

 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Ankara’dan Geçmişte Kalmış Küçük Bir Kesit

Cumhuriyet’in Çocuğu ve Sinema…

  

Bir sinema makinistinin anılarını öykülediğim küçük bir kitap* yazmıştım; dolayısıyla, Türkiye İş Bankası’nın (TİB), Ankara’nın sinema yaşamında önemli bir yeri olduğunu biliyordum; ama yine de bu işte eksik kalan bir şeyler var gibi geliyordu bana… 

İmdadıma, Anadolu Hayat Sigorta’nın eski genel müdürlerinden değerli dostum Sayın Hasan Eskil yetişti. Eskil, yoğun bir telefon trafiğine girişerek  bana gerekli olan adresi buldu: İsmet Coşkun. Eski bir Türkiye İş Bankası mensubuydu Coşkun ve Banka’nın Ankara Sinema İşleri Türk Limited Şirketi’nde çalışmıştı…

Coşkun’u, Ankara’da evinde ziyaret ettim. On dokuz yılını bu sinemacılık kuruluşuna vermişti… Bir canlı tarihle karşı karşıyaydım.

İsmet Coşkun, 1949 yılında, yirmi altı-yirmi yedi yaşlarındayken ve hiç o tarakta bezi yokken birdenbire sinemacı oluvermiş: Sus ve Sümer sinemalarının müdürlüğünü üstlenmiş. Aslında buna ‘üstlenmiş’ denemezmiş; işin doğrusu, TİB‘deki kimi hısım-akbabası ile tanışları, bu işin, ‘mutemet’ bir kişi olduğunu bildikleri ‘İsmet’e neredeyse metazori verilmesini sağlamışlar…

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Improve the web with Nofollow Reciprocity.