19 Mayıs… Yeniden ve Yeniden!

Bugün Tarih Okuma Günü de…

 

Bugün 19 Mayıs 1919’da başlayan büyük yürüyüşün 101’inci yıldönümü… Ve bugün Büyük Kurtarıcı’nın doğum günü. Kutlu olsun!…

Ne zaman yeni bir “19 Mayıs”a ulaşsak, aklıma Şark Meselesi, İngiliz Muhipleri Cemiyeti falan gelir… 

“Şark Meselesi”, yani “Doğu Sorunu” sözü, ilk olarak Rus Çarı Aleksandr’ın ağzından çıkmıştı. Aleksandr, kendi icatları olan bu kavramı 1815’te toplanan Viyana Kongresi’nde, delegelerin dikkatini Osmanlı uyruğu olan Rumlar’a çekmek için ortaya attı. O yıllarda İngiltere, Rusya’nın genişlemesinden korkuyordu; bu yüzden bu konunun görüşülmesini istemedi; delegeleri etkileyerek Ruslarn önerisinin reddedilmesini sağladı. 

Ancak, bu toplantıdan kısa süre sonra pek ilginç bir şey oldu: Avrupa’nın büyükleri bu “Şark Meselesi” sözüne yeni bir anlam yüklediler ve Türk-Avrupa ilişkilerini, bu sözün içerdiği anlamla açıklayıp değerlendirmeye başladılar; artık, “Şark Meselesi” sözü, Osmanlı İmparatorluğu’nun (Türkler’in) içinde yer aldığı uluslararası sorunların hepsinin adı olan tarihsel-siyasal bir terim olmuştu…

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

PISA Sonuçlarının Öğrettikleri

Neden Öğretemiyoruz? Neden Öğrenemiyoruz?

 

Geçenlerde açıklanan PISA sonuçları, eğitim-öğretim çevrelerimizde hayal kırıklıklarına yol açtı. PISA (The Programme for International Student Assessment / Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı), 15 yaş grubundaki öğrencilerin okullarında kazanmış oldukları bilgi ve becerilerin ölçülüp değerlendirilmesini sağlayan bir etkinlik. Bütün ülkelerden öğrencilerin katıldığı bir sınav niteliğindeki PISA, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD –Organisation for Economic Co-operation and Development) tarafından üç yılda bir düzenleniyor. 

PISA’nın amacı, “zorunlu eğitime dayalı örgün öğrenim görmekte olan bu çocukların daha iyi tanınmasını, onların öğrenme isteklerini, derslerde gösterdikleri başarı düzeylerini ölçmek ve öğrenme ortamlarına ilişkin görüşlerini açık biçimde ortaya koymak” diye belirtiliyor. Ve PISA’yla, öğrencilerin okuma becerileri, matematik ve fen bilimleri okuryazarlıkları ölçülüyor; bunun yanı sıra, onların öğrenme istemleri, öğrenme biçimleri, okul ortamları, kendilerine ilişkin görüşleri öğreniliyor, ailelerine ilişkin veriler elde ediliyor. 

*

Çukurova Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. İbrahim Ortaş*, Aralık’ın ilk haftasında açıklanan PISA sonuçları dolayısıyla bir yazı yazdı. Ortaş’ın, çocuklarımızın PISA’daki başarı düzeyi bağlamında eğitim-öğretim sistemimizi irdeleyen PISA Sonuçlarının Öğrettikleri: – Neden Öğretemiyoruz? Neden Öğrenemiyoruz? başlıklı yazısını sayfama aktarmak istiyorum:

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Kamu Görevlisiydi, Değildi Derken…

Olan Kırklarelili İki Kafadara Oldu

 

 

10 Ağustos günü Cumhurbaşkanı seçimi yapılacak. Her ne kadar “halk, yani cumhur, kendi başkanını kendisi seçecek” dense de, seçmenin önüne konan Cumhurbaşkanı adaylarını işin özünde tek seçiciler belirledi. Buna, “yanılıyorsun, hayır, öyle değil” diyecek bir tek kişi çıkamaz. Asıl konum bu değil, geçiyorum:

 

Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesine ilişkin bir de yasamız var; TBMM’nin 18 Ocak 2012 tarihinde çıkardığı ve 26 Ocak 2012 günü 28185 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu adlı yasa…

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Kuşaktan Kuşağa Aktarılan Bir Kültür…

Ezanda Makam ve Ezan Makamları

 

 

Sayın Okurlarım,

 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Ayın Yazısı –Ağu. ’13, Dil Derneği

Türk Dil Kurumu’nun Sözlüğünden Önce Varlığı Yanlış

 

Sevgi Özel

 

 

Resmi TDK, Atatürk’ün kalıtını çiğneyen hukuk ayıbının resmidir. 12 Eylül hukuksuzluğundan hiç rahatsız olmayan akademisyenlerden kim ne bekliyor? Kurum sözlüğünde argo, sövgü sözcüklerinin bulunması doğal; doğal olmayan kurumun ta kendisi…

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

35’inci Maddeler Havagazı

Belirleyici Olan Sivil İrade…

 

 

Milli Savunma Bakanlığı, Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu’nun 35’inci maddesinde değişiklik yapılmasını da düzenleyen bir yasa tasarısı taslağı hazırlamış, bu çalışma geçen ayın son günlerinde Bakanlar Kurulu’nda görüşülerek kabul edilmişti. ‘Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’ adıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulan tasarı, geçen gün de TBMM Milli Savunma Komisyonu’nda görüşülerek kabul edilmiş.

 

Malum, TSK İç Hizmet Kanunu’nun 35’inci maddesi çok meşhurdur; askeri darbelerin işte bu maddeye dayanılarak yapıldığı görüşü pek yaygındır kamuoyunda. Ve pek tabii, askeri darbeler hangi ülkede yapılırsa yapılsın ve bu darbelere dayanak olarak kim neyi gösterirse göstersin, askeri darbeler demokrasiyle bağdaşmayan, ülkelerin her şeyinin canına okuyan, kabul edilemez hareketlerdir. Demokrasilerde, iktidarların geldikleri yoldan gitmeleri esastır.

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

« Previous entries Sonraki Sayfa » Sonraki Sayfa »

Improve the web with Nofollow Reciprocity.