19 Mayıs… Yeniden ve Yeniden!

Bugün Tarih Okuma Günü de…

 

Bugün 19 Mayıs 1919’da başlayan büyük yürüyüşün 101’inci yıldönümü… Ve bugün Büyük Kurtarıcı’nın doğum günü. Kutlu olsun!…

Ne zaman yeni bir “19 Mayıs”a ulaşsak, aklıma Şark Meselesi, İngiliz Muhipleri Cemiyeti falan gelir… 

“Şark Meselesi”, yani “Doğu Sorunu” sözü, ilk olarak Rus Çarı Aleksandr’ın ağzından çıkmıştı. Aleksandr, kendi icatları olan bu kavramı 1815’te toplanan Viyana Kongresi’nde, delegelerin dikkatini Osmanlı uyruğu olan Rumlar’a çekmek için ortaya attı. O yıllarda İngiltere, Rusya’nın genişlemesinden korkuyordu; bu yüzden bu konunun görüşülmesini istemedi; delegeleri etkileyerek Ruslarn önerisinin reddedilmesini sağladı. 

Ancak, bu toplantıdan kısa süre sonra pek ilginç bir şey oldu: Avrupa’nın büyükleri bu “Şark Meselesi” sözüne yeni bir anlam yüklediler ve Türk-Avrupa ilişkilerini, bu sözün içerdiği anlamla açıklayıp değerlendirmeye başladılar; artık, “Şark Meselesi” sözü, Osmanlı İmparatorluğu’nun (Türkler’in) içinde yer aldığı uluslararası sorunların hepsinin adı olan tarihsel-siyasal bir terim olmuştu…

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Havayı Dağıtmak İçin

Corona Günlerinde Şundan Bundan…

 

Bu kelimeyi, bu adı işitmekten de yazmaktan da gına geldi. “Corona”… Ama moda bir söyleyişle “yapçak bi şiii yok!”

 

Olaya dair tahminim şudur: bu konu, “Corona meselesi”, yıllar, yüzyıllar sonra da konuşulacak; ben diyeyim taa 20’nci – 30’uncu, siz deyin 40’ıncı – 50’nci kuşaktan torunlarımız, “İnsancıklar bir virüsle bile başa çıkamamışlarmış” diye hayretlerini dile getirecekler.

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

“Hıfzıssıhha” Kelimesi

Biz Onu Unutalı Çok Oldu; Artık “Hijyen” Aşağı, “Hijyen” Yukarı…

 

Çirkin bir laf etmemek için şöyle söyleyeyim, bir işin suyunu çıkarmakta üstümüze yok. En son misal, şu adının “Corona virüs” mü, “Coronavirus” mu, “Corona virüsü” mü olduğuna; bu sözün bir özel isim mi yoksa sıradan bir ad mı olduğuna; bitmedi: sözün içerisindeki son seslinin (sesli harfin yani) /u/ mu yoksa /ü/ mü olduğuna bir türlü ortak karar veremediğimiz ölümcül hastalık yapıcı yaratık. Herkes ayrı telden çalıyor…

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Giden Gidiyor…

Kalan Sağlara Sahip Çıkabiliyor muyuz?

 

25 Şubat’ta bu dünyadan ayrılan şair yayımcı Muzaffer İlhan Erdost için dün, edebiyat eleştirmeni yazar gazeteci Doğan Hızlan’ın bir “ardından yazısı” vardı gazetesinde (Hürriyet, 27 Şubat 2020)*. Evet, gidenler gidiyorlar ve elimizde onlara dair satırlara sıkıştırılmaya çalışılan bir avuç anı kalıyor. Bu hep böyle oldu, olmaya da devam edecek. Asıl mesele, bu anıların sırrına vâkıf olabilmek…

 

İnal Karagözoğlu

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

PISA Sonuçlarının Öğrettikleri

Neden Öğretemiyoruz? Neden Öğrenemiyoruz?

 

Geçenlerde açıklanan PISA sonuçları, eğitim-öğretim çevrelerimizde hayal kırıklıklarına yol açtı. PISA (The Programme for International Student Assessment / Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı), 15 yaş grubundaki öğrencilerin okullarında kazanmış oldukları bilgi ve becerilerin ölçülüp değerlendirilmesini sağlayan bir etkinlik. Bütün ülkelerden öğrencilerin katıldığı bir sınav niteliğindeki PISA, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD –Organisation for Economic Co-operation and Development) tarafından üç yılda bir düzenleniyor. 

PISA’nın amacı, “zorunlu eğitime dayalı örgün öğrenim görmekte olan bu çocukların daha iyi tanınmasını, onların öğrenme isteklerini, derslerde gösterdikleri başarı düzeylerini ölçmek ve öğrenme ortamlarına ilişkin görüşlerini açık biçimde ortaya koymak” diye belirtiliyor. Ve PISA’yla, öğrencilerin okuma becerileri, matematik ve fen bilimleri okuryazarlıkları ölçülüyor; bunun yanı sıra, onların öğrenme istemleri, öğrenme biçimleri, okul ortamları, kendilerine ilişkin görüşleri öğreniliyor, ailelerine ilişkin veriler elde ediliyor. 

*

Çukurova Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. İbrahim Ortaş*, Aralık’ın ilk haftasında açıklanan PISA sonuçları dolayısıyla bir yazı yazdı. Ortaş’ın, çocuklarımızın PISA’daki başarı düzeyi bağlamında eğitim-öğretim sistemimizi irdeleyen PISA Sonuçlarının Öğrettikleri: – Neden Öğretemiyoruz? Neden Öğrenemiyoruz? başlıklı yazısını sayfama aktarmak istiyorum:

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Gel de Düşünme…

Partinin Altı Fedaisi mi?

 

Olacak iş değil, ama aklıma gem vuramam ya… Düşünüyorum: Hani şu “tecavüzcülere af getiren tasarı” vardı ya, Mısır’daki sağır sultanın bile duyduğu yasa tasarısı, .. hani şu ‘olay’ önerge verilmemiş olsa pek kimsenin haberinin olmayacağı yasa tasarısı… Ve işte o tasarı, bu sefer adıyla söyleyeyim: bir torba yasa olan Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” tepki çekmesi üzerine Adalet Komisyonuna geri çekildi. Ama ne geri çekilme? Bir şov mu desem, millî beraberlik ruhunun bir tezahürü mü, artık bilmiyorum 

Ve tam da bu bilemezlik içerisindeyken aklıma gelen şeye “gelme” diyemiyorum: Önerge sahibi altı vekil, bu durumun başlarına geleceğini tahmin edebilmişler miydi acaba o önerilerinde bulunurken, yoksa, bu şovun bir parçası mıydılar? Dedim ya, bilmiyorum, bilemem; ama bu dediklerimi de düşünmeden edemedim işte… 

Aklıma gem vuramayıp düşündüğüm şeyler, işte bu yukarıdaki zırvalar.   

Ne demek istediğimi anlayanlar anlamışlardır; takılanlar varsa onlara da şu haberi okumalarını tavsiye edebilirim ancak: “Tasarı gitti o açıklamanın yankısı kaldı”[*]. 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

« Previous entries Sonraki Sayfa » Sonraki Sayfa »

Improve the web with Nofollow Reciprocity.