Nasıl Yani?

Olması Gerektiği Gibi…

 

Soru öyle ise cevap da böyle oluyor. 

“Yılların yazarlarının bile kalemine takılıyorsa, gerisine susmak düşer” diyeceğim, ama öyle değil. “Şöyle söyleyim”, yazılarımda ara sıra Fransızcadan yararlanılan açıklamalar görülüyorsa da ben yabancı dil bilmem; ortaöğrenim yıllarında ne gördüysem hepsi o… 

İşte, yılların yazarlarının bile kalemine takılıyor, dediğim “as it should be”. Buyurun… Kim bilir ne demeye geliyor ve hangi durumlarda kullanılıyor? Nereden bileyim… 

Neticeten, adamlar, dilimize kadar nüfuz etmişler: bizler ise, “anti USAcılık”la oyalanıp gidiyoruz.  

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

“Bile İsteye” Yokken

Meğerse Ne Anlatım Fakiriymişiz de Haberimiz Yokmuş…

 

Bizim damat, benim dildeki şaklabanlıklara, bozuk düzene, hor kullanışlara ve daha bunlara benzer benzemez kötü gidişata karşı olduğumu bildiğinden, iki hafta kadar önce, “bile isteye” lafı için ne dediğimi sordu. 

“Valla farkında değilim; o da ne” dedim. Birkaç örnek verdi; ben de anlamış göründüm. Telefonun ardından TV’lere kulak kesildim; öyle ki, “65 +”lara yönelik yeni önlemler ya da koyvermeler kulağımın birinden girip ötekinden çıkmasıyla bir oluyor; ben, “bile isteye” avındayım. 

Bu acıklı durumum pek uzun sürmedi; birer ikişer yakalamıştım yeni zıpçıktılığı ve damada geri dönüşlerim başladı. Gerçi o da beni malumattar kıldığına bin pişman olmuştu, ama yapçak da bi şiiiy yoktu; sanırım, bir daha böyle işlere bulaşmaya tövbe etmiştir. Olsun; hele bu yazı bir bitsin, bakalım, ilk iş ona postalamıyor muyum!… Arı kovanına çöp sokmak neymiş, görsün de hele bir aklı başına gelsin!… 

*

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Dehşet Bir Tatbikattı…

Kısa Sürdü

 

Asıl konuyla doğrudan bir ilgisi yok, ama üstbaşlıktaki “dehşet” sözü için bir şeyler söylemeden olmaz: Türkçeye, belli bir tarihsel dönemde ve belli nedenlerle başka dillerden kelimeler, bazen de tamlamalar biçiminde kelime grupları ve dahası girmiş. Bugün “Türkiye Türkçesi (TT) diye tanımlayabileceğimiz dili konuşanlar; bu dille düşünenler, yazanlar, bu durumu biliyor olmalılar. Bize gelmiş olan bu “yabancı” kelimeleri, sözünü ettiğim bilginin seviyesi kişiden kişiye değişiyor olsa da en üst seviyelimizden en az bilgili olanımıza kadar zaman zaman ya da her zaman yanlış kullanıyoruz. İşte bu “dehşet” de bunlardan. 

Arapça bir kelime olan “dehşet”, kelime türleri bakımından bir isim (ad). Arı Türkçe yanlılarınca uygun görülen karşılığı, “yılmak” fiilinden (“yıl-“ kökünden) türetilen “yılgı” (yani, bir tehlikeyle karşılaştığımızda ya da korku veren bir durum karşısında kapıldığımız duygu; ürkme hâli [ürküntü].). 

Ne karışık bir serüven!… Ve biz bunu (“dehşet”i) tutuyor, sıfat (önad) gibi kullanıyoruz: “Dehşet bir tatbikat”. Bir çeşit duyduğumuzu tekrarlamak bu… Oysa, “Müthiş Bir Tatbikat” denmeliydi; “dehşet” kelimesinden Arapçanın dilbilgisi kuralına göre türetilen sıfat “müd(t)hiş” kelimesi. (Not: Bunları, var olan bilgilerime dayanarak yazdığım sanılmasın; uzun uzun araştırdım.) 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Bu Laflar Yokken?…

‘Yeni Türkçe’nin Aklıma Zarar Veren Zenginliği

 

 

İletişimin ulaşılabilir hâle gelmesi, ucuzlaması, … ve asıl asıl amaçdışı gelişmesi dile de yön veriyor… Her şeyden önce, konuşma, yazma, yazım, sesletim, anlam vs. bakımından hızla değiştiriyor dili. Bu olgu, sanırım yalnızca Türkçe için değil, bütün diller nasibini alıyordur bu gidişten. Bizdeki, dilin sahipsizliğinden ötürü daha da acımasız olmalı…

 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Profesör Sinanoğlu’nun Ardından

Diline de Gönül Verenlerdendi…

 

 

Ülkemiz önceki gün (19 Nisan 2015) değerli bir bilim adamını kaybetti: Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu, seksen yaşında aramızdan ayrıldı. Bilim dünyasının yakından tanıdığı Sinanoğlu’nu, Türkçe konusundaki çalışmaları, görüşleri dolayısıyla da pek çok kimse tanırdı: Türkçeye, onu konuşmanın ötesinde yakınlığı olanlar, işinde bu dili kullananlar, bu dile yakın ilgi duyanlar, bu dili sevenler… Ben de bu ikinci çevreden birisiyim.

 

Sinanoğlu Hoca’yı tanıyanlar, bugüne kadar tanımamış olsalar da bu kayıp dolayısyla onun değerini duymuş, öğrenmiş olanlar ve yurt dışından bilenleri, bu önüne geçilemez gidişte derin üzüntü duydular. Sinanoğlu’nun, uzmanlık alanları olan kuramsal kimya, kuantum kimyası, moleküler biyoloji dallarının tamamen dışındaki bir alana, Türkçe’ye duyduğu ilgi, bu alanda da eserler verecek ölçüde genişti, derindi. Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu, Türkçe ve Türkçe’nin sorunları konularındaki görüşlerini sözlü ve yazılı olarak hep dile getiregelmiş bir kimseydi.

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

‘Çapulcu’nun Anlamı…

Dil Derneği’nden Duyuru

 

Darbe Kurumu TDK’nin Dili “Çapulcu”laştırması Sürüyor!

 

 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

« Previous entries Sonraki Sayfa » Sonraki Sayfa »

Improve the web with Nofollow Reciprocity.