Budayıcıoğlu’dan Bir Yazı Sunuyorum

Tam da Günümüzün Genel Ahvaline Uygun

 

Bir psikiyatri uzmanı; 1977’den beri işi bu. Ancak bizler onu, son zamanlarda TV’de yer alan ve büyük ilgiyle izlemekte olduğumuz canlandırmaların senaryo yazarı olarak biliyoruz daha çok: İstanbullu Gelin, Doğduğun Ev Kaderindir, Kırmızı Oda, Masumlar Apartmanı, Camdaki Kız ile Kral Kaybederse… Mesleğinin dışında yazarlığı ve sunuculuğu da var. Özetle, “elinin hamuruyla” çok yönlü bir kadın: o, Gülseren Hanım.

 

*

Gülseren Budayıcıoğlu (1947), bir süredir, sevenlerinin karşısında yazılarıyla da yer almakta. Bunlarda biri de Gerçek Olan Hayaller; 21 Ağustos 2021 günlü Hürriyet’te çıktı.

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

“Bile İsteye” Yokken

Meğerse Ne Anlatım Fakiriymişiz de Haberimiz Yokmuş…

 

Bizim damat, benim dildeki şaklabanlıklara, bozuk düzene, hor kullanışlara ve daha bunlara benzer benzemez kötü gidişata karşı olduğumu bildiğinden, iki hafta kadar önce, “bile isteye” lafı için ne dediğimi sordu. 

“Valla farkında değilim; o da ne” dedim. Birkaç örnek verdi; ben de anlamış göründüm. Telefonun ardından TV’lere kulak kesildim; öyle ki, “65 +”lara yönelik yeni önlemler ya da koyvermeler kulağımın birinden girip ötekinden çıkmasıyla bir oluyor; ben, “bile isteye” avındayım. 

Bu acıklı durumum pek uzun sürmedi; birer ikişer yakalamıştım yeni zıpçıktılığı ve damada geri dönüşlerim başladı. Gerçi o da beni malumattar kıldığına bin pişman olmuştu, ama yapçak da bi şiiiy yoktu; sanırım, bir daha böyle işlere bulaşmaya tövbe etmiştir. Olsun; hele bu yazı bir bitsin, bakalım, ilk iş ona postalamıyor muyum!… Arı kovanına çöp sokmak neymiş, görsün de hele bir aklı başına gelsin!… 

*

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Bir Şehir Efsanelesi Dolayısıyla

Hani, “Bütün Derdimiz ‘Şapkalar’ mı Olmalı” Demiştim ya…

 

 

Hayır, bütün derdimiz ‘şapkalar’ olmamalı, ama çok zamandır ortalıkta dolaşmakta olan “Şapkalar kalktı” ‘lafı’nı da duymazdan gelemeyiz. ‘Şapka’ kendi kendine kalkacak bir şey olmadığına göre, demek, onu birileri kaldırmış, atmış… Moda deyimle ‘şehir efsanesi’…* Eskilerin ‘tevatür’ dedikleri…

 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Bütün Derdimiz “Şapkalar” mı Olmalı?

Yazım Kılavuzları Arasında Gezinirken…

 

 

Bir dede ile torununu karşı karşıya getiren şeyler, sadece ‘hayat’a, ‘yaşam’a bakışları, hayatı yaşayış tarzları, biçimleri değil. Mesela, ‘mide’ kelimesinin nasıl yazılacağı gibi şeyler de var o zıtlıkların arasında…

 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

Bu Kısaltma İyi Kısaltma

Dilerim Ömrü Kısa Olur!

 

 

Bir yazımın konusu kısaltmalardı. Son yıllarda dilimize bir yığın kısaltmanın girdiğinden söz etmiştim. Üç buçuk yıl oluyor… Şimdi de bakıyorum da, bunların bir kısmının tamama yakını yine Amerikanca’dan gelme şeyler. Yerlileri de maşallah… Gün geçmiyor bir yenisi zuhur ediyor.

Öte yandan, o yazıdan bugüne bazı kısaltmalar değişime uğradı, bazıları da hükmünü kaybetti, kullanımdan düştü. Çok taze bir örnek, ÖYM kısaltması yok olurken onun yerine eşzamanlı olarak BACEM gelmiş bulunuyor. Gerçi BACEM’i resmi ağızlardan daha duymuş değiliz, ama bu yeni şeyi düşüneni kutlamalıyız. Tutacağından kuşkum yok. Dilerim ömrü, yerine geçtiğininkinden daha da kısa olur… Malum, özel yetkili mahkemeler kaldırıldı, yerine bölgesel ağır ceza mahkemeleri kondu.

Bu yeni kısaltmayı ben beğendim. SODEP, ANAP, TÜİK misali olduğu gibi okunuyor, o bakımdan yani… Ya harf harf okunan bir şey olsaydı? Bir de içinde h, k harfleri bulunan bir mahkeme icat edilmiş olsaydı? Maazallah…

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

AYIN YAZISI

Evren’in Türk Dil Kurumu’nu Kim Uyaracak?

 

Sevgi Özel

 

 

 

Read the rest of this entry »

{lang: 'tr'}

« Previous entries Sonraki Sayfa » Sonraki Sayfa »

Improve the web with Nofollow Reciprocity.