Kovit, Döviz, Sel, Yangın Derken…

Fiyat Artışları Gölgede mi Kaldı?

 

“Fiyat artışları” hep vardır, olmaya da devam edecektir. Öyle kovitin-movitin, dövizin, selin, yangının, şunun bunun gölgesinde kalmaz; tam tersine, o olumsuzluklar hep gölgesinde kalırlar fiyat artışlarının. Fiyat artışı denen şey de tek bir kalemde olmaz: ev kiralarından dövize, altından yiyecek-içeceğe kadar her bir şeyde olur.

Bunlardan yiyecek-içecek –ve özellikle temel kalemler– maddeleri ile kiralardaki fiyat artışları insanların önde gelen kâbuslarıdır. “Temel kalemler”, ekmek, unlu mamullerin ana maddesi un, et, balık, süt –ve süt ürünleri– yağ ile sebze-meyva… Bunlara salçayı da eklemek yanlış olmaz. Yani, mutfakların olmazsa olmazları…

Tabiî, faizlerdeki iniş-çıkış hareketlerinden de etkileniyoruz.

*

Geçenlerde komşularla yaptığımız bir sohbette, yan komşum, peynire 84 lira verdiğini, ama yine de aradığı tadı bulamadığını söyledi; şaştım kaldım. Yok, henüz ben o kadar yüksekten uçamamıştım; ama geçen yıl zincir marketlerin birinden 68 liradan aldığım peynirin beni nasıl da hüsrana uğrattığını hatırlamadan da edemedim. 

Ve baksanıza, Cumhurbaşkanı da, gıdadaki fiyat artışları bağlamında zincir marketleri işaret etmiş; beş taneymiş bunlar (bkz. https://www.bloomberght.com/cumhurbaskani-erdogan-bes-zincir-market-piyasayi-alt-ust-ediyor-2288329 ).

*

Asıl diyeceğime geleyim; aslında, bu diyeceklerimi vaktiyle (bu yılın Şubatında) şöyle karalamıştım:

«Süt Fiyatı Neye Göre Belirlenir?

Benim Endeksleme Yöntemim Hepten İflas Etti

Evvelsi gün buranın pazarıydı; listede süt de var. Süt birkaç çeşit; önce ikiye ayrılıyor: kapı kapı dolaşan sütçülerden alınan süt, –bundan semt pazarlarında da satan olabiliyor– bir de kutulanmış sütler. Kutulanmışlar yaygınlaşmazdan önce, “sişe sütü” denenler vardı; SEK’in. Son zamanlarda ona benzer şeyler çıktı: “Günlük” falan diyorlar… Kutu sütleri de birtakım yöntemlerle dayanıklılaştırılmış olan şeyler; yine son zamanlarda kutu sütlerinin de günlük olanları çıktı.

Her neyse, sütçülüğe başlayacak değiliz, ayrıntıya dalmanın anlamı da yok, gereği de; başlıkta da belirtildiği gibi, konu, süt fiyatının neye göre belirleniyor olduğu. Benim, süt fiyatına dair daha dünlere kadar dile getirdiğim, daha doğrusu iddia ettiğim bir endeksleme (bir “kural”) vardı: “kapı sütçüleri, sütün fiyatını kutu sütüne göre belirliyorlar” derdim. Bir örnekle açıklamaya çalışayım: Kutu sütlerinin en pahalısı 3,75 lira mı oldu, sütçü fiyatı dörde çıkarıyor; bir-iki ay sonra sütçümüz, “Ağabey, fiyatımız beş oldu” mu dedi, bil ki kutu sütü 4 elli olmuştur… Düstur bu. Ama önceki gün, süt aldığımız pazarcı altı liradan hesaplayınca, “Olur mu Ramazan Usta” dedim, “(ilerideki marketi işaret ederek) biraz önce şuradan kutu sütü aldım, 4,5’tan; birkaç haftadır da böyle” deyince, adam yüzüme bakıp acımaklı acımaklı güldü: “Bize ne marketteki sütten abicim” dedi, “sen biliyor musun kaç kere zam geldi yeme” diye girip fiyatları sıralamaya başladı. 

Tabiî ben, bu rakamlardan hiçbir şey anlamıyorum, boş boş bakıyorum Ramazan’ın suratına… Adam durumumu anlamakta gecikmedi, tezgâhtan bir yumurta alıp başladı yumurta fiyatlarının nereden nereye geldiğini anlatmaya; bu arada karşı taraftaki domatesçi de durumu tasdik etmeye başlamaz mı? “Bozacı – şıracı dayanışması” diyeceğim, ama adamların beni düşman bellemelerini de istemiyorum; sustum. Ve lafı değiştirmek için, “Tamam ustacım, tamam” dedim, “Sen şuradan beş yumurta, üç de yufka ver.” Adam hazırladı; çıkarıp bir on kâğat ile bir 25’lik uzattım: bekliyorum “Bereket versin” desin, ben de “Bereketini gör” deyip domatesçiye çatmadan oradan sıvışayım… Ramazan, “Ohooo, abi” dedi, “Sen geçen hafta gelmedin galiba; bilmiyorsun…” “Evet, gelmedim; yengen izin vermedi: pandemi var ya… Neyi bilmiyormuşum?” “Zam geldi ya…” dedi Ramazan. Ve başladı anlatmaya. “Tamam tamam, anladım” deyip parayı tamamladım; “Hadi ben kaçtım!…”

*

Bugün: Kahveden kahveye kullandığım kutu sütüm bitmişti; görece ucuz oluyor diye çok şubeli marketlerden birinden alıyorum kutu sütümü. 75 kuruşluk zam gelmemiş mi!? Benim endeks yön değiştirdi: marketler pazarcıları takip ediyor.

Eşime sorarsanız da, asıl sorumlu, maaş ve ücretlerdeki artışları kuruşu kuruşuna ekranlara taşıyan TV’lerin haber bültenleri…»

*

Bu Arada 

Bu arada devreye (“olay”a) DİB de girmez mi?

Şöyle (bkz. https://www.hurriyet.com.tr/gundem/diyanetten-fahis-fiyat-hutbesi-41897045 ):

“Allah’a ve ahiret gününe inanan bir mümin, fahiş fiyatlarla insanları mağdur etmez.”

 

İnal Karagözoğlu

24 Eylül 2021 Cuma

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.