Bir Tabir, Bir Müzisyen ve Ondan Bir Örnek

Ve Elbette Önce O Tabir: “Levanten”

  

Dilde özleşme akımı sonucunda “tabir” kelimesini pek kullanmıyoruz; pek kullanmadığımız gibi, bunun ne demek olduğunu bilenlerimiz de epey azaldı. Eskilere takılı kalanlar ile bazı meraklılar, bu kelimenin yerine “deyim” dendiğini biliyorlardır ancak… Bir de, “rüya yorumlama” anlamına gelir ki bu kelime, bunu en iyi, rüyalarıyla yaşayanlar bilirler. Eskiden “rüya tabirleri” diye kitaplar vardı; bu da “eski günler”den aklımda kalmış bir ayrıntı… 

*

Konudan uzaklaşmayayım; “levanten”de kalmıştım, devam:

Türkçeye Fransızcadan gelmiş olan “levanten” ([Fr. “levantin”] doğru okunuşu: “lövanten”) sözü, argo kelimelerimizden tam da “tatlısu Frengi” sözünün karşılığıdır. Osmanlı döneminde Osmanlı ülkesinde, özellikle de ticaretin önde geldiği İstanbul, İzmir, Mersin gibi illerde yerleşmiş, genel olarak Akdenizli Batılılara verilen tanımlayıcı bir admış “tatlısu Frengi”. Yani, anayurdunun dışında yerleşmiş Frenk (Batılı); özellikle de Fransızlar… Belki İtalyanlar da… Bu söz dilimizde, kısaca “doğulu Frenk” anlamında da kullanılmıştır.

Ve “Frenk” kelimesi de, tarihsel süreçte Osmanlı döneminde Anglosakson, Cermen ya da Latin soylarından birinden olan kimselere; genelikle Avrupalılara ve özellikle de Fransızlara verilen özel bir addır. “Cermen” de, günümüzdeki Almanya ile Polonya’nın batı bölümünü kapsayan ve “Cermanya” (Ro. Germania) denen coğrafyada MÖ III – IX. yüzyıllar arasında yaşamış olan halkın adı. Bu halktan olan kimselere “Cermen” deniyor.

Öte Yandan 

Öte yandan, günümüzde her ne kadar makam esaslı geleneksel müziğimiz yükselen Arabesk değerlerin ezici gölgesinde “üvey evlat” muamelesinden daha da beter hâllere düşmüşse de, vaktiyle, mesela Osmanlı döneminde, gayrimüslim halktan kimseler arasında da bu müziğe gönül verenler varmış; Andon Efendi de bunlardan birisi… Öyle ki, müzik tarihimize “Lavtacı Andon” diye geçen bu zat, geleneksel müziğimizin Anadolu kokan makamlarından hüseynîyi pek benimsemiş olmalı; bunu, bu makamda bestelediği saz semaîsinden anlamak pek kolay: https://www.youtube.com/watch?v=NjiM-q9NdcU . Üstelik Andon Efendi, görmüş olanları, bilenleri bugün artık var olmayan bir çalgının da ustasıymış. Boşuna Lavtacı Andon dememişler ona…

Ve Lavta

Türk lavtası (perde aralıkları tamburunki gibi makamsal müziğe uygun lavta).

 

Lavta, ut biçiminde, ama sapı daha uzun, telli bir çalgı. Uttan en önemli farkı, “perdeli bir çalgı” olması; tıpkı mandolin, gitar, banjo, balalayka, tar ile bizim bağlama grubu çalgılarımız ve tambur gibi…

Bir vakitler, makam esaslı geleneksel Türk müziğinde de kullanılmış lavta; artık bu sazı pek –“hiç” demek daha doğru– görmüyoruz… Daha çok levantenler (Osmanlı ülkesinde yerleşmiş Batılılar) çalarmış; bir de gayrimüslim halktan kimseler; işte, unvan olarak “lavtacı” tanımlamasına değer görülen Andon Efendi de bunlardanmış… Doğum tarihi bilinmediği gibi ölüm yılı da (1914, 1915 ya da 1925 [?]) tartışmalı olan Lavtacı Andon Efendi, Osmanlı Rum halkından bir müzikçimiz; en bilinen ve sevilen eseri, önce de sözünü etmiş olduğum hüseynî saz semaisi.*

 

 İnal Karagözoğlu

8-IX-2021 Çarşamba

______________

* Hüseynî Saz Semaîsi, Lavtacı Andon: https://www.youtube.com/watch?v=NjiM-q9NdcU  .

Ro.: Rumence.

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.