ANKARA’DA SİNEMALAR VARDI… -10-

Bir sinema makinistinin penceresinden

o günlerin resmî olmayan tarihi

 

öykülenmiş anılar

(devam -10-)

 

 

İnal Karagözoğlu

 

 

Büyük Sinema konserleri

 

 

BEHİÇ Bey konuyu birden değiştirdi. Anlattıkları yine Büyük Sinema’yla ilgiliydi ama, sinema dışı şeylerdi:

“Büyük Sinema, sık sık büyük konserlere de sahne olmuştur. Daha çok, o zamanın ihtiyaçlarına göre yapılan şeylerdi bunlar. O günlerin eleküstü sayılan sanatkârları, bu sinemada ekseri ya bir cemiyetin yararına ya bir kişinin yararına konserler verirlerdi. Veyahut da bir kuruluşun yararına…

“Mesela, 1954 senesinde Zeki Müren ve İrfan Doğrusöz Büyük Sinema’da bir arada konser verdiler, ki geliri tamamen Yedeksubay Okulu’nun yararınaydı… Zeki Müren bu okuldaydı o zaman. Ve konser çok büyük de rağbet gördüydü… Biletler parayla satılmamıştı, davetiye olarak verilmişti. Bedeli, alanlar artık ne veriyorlarsa… Büyük yarar sağlandığı duyulmuştu. Hatta hatta, Yedeksubay Okulu’nun birçok noksanının o konserden elde edilen parayla tamamlandığı söylenmişti. Ben de yedeksubaydım o tarihte. 

“Tabii, tamamen ticari mahiyette konserler de olurdu. Mesela Münir Nurettin Selçuk, her yıl muntazaman ‘sanat hayatının falanca yıldönümü’ diye konser verirdi. Münir Nurettin Selçuk konserlerinin müdavimleri tamamen ayrıydı: yani, bu büyük sanatkârın konseri olduğu zaman salonu daha bir başka dinleyici kitlesi doldururdu. Tıklım tıklım… Bu gelenler, Sinema’nın devamlı müşterilerine benzemezdi, değişik olurdu.

 

Birkaç isim

 

“Büyük Sinema’da, zamanın revaçta olan, aranan ses sanatkârlarının birçoğu konserler vermiştir: Mualla Mukadder Atakan, Mualla Gökçay, Sevim Çağlayan, Muzaffer Akgün, Neriman Altındağ, Perihan Altındağ hemen aklıma geliverenler… Tabii Hamiyet Yüceses de… Sık gelirdi. Ve Müzeyyen Senar. O da sık gelirdi…Tabii Zeki Müren… Sanıyorum, bir sefer de Rikkat Uyanık gelmişti… Barış Manço’nun annesi. İşte, böyle isim yapmış sanatkârlar…

“Büyük Sinema konserleri, gerek sanatkârlara ve organizatörlerine gerekse yararına yapıldıkları derneklere büyük gelirler sağlardı. Çünkü, burada verilen konserlerin biletleri, o günün ölçülerine göre büyük paralarla alınırdı… 

 

İmkânları geniş bir sahne

“Büyük Sinema’nın sahnesi, öbür sinemalara nispeten çok genişti. O konser geceleri için sahneyi ben hazırlardım: dekorasyonunu, ses teşkilatını…” 

Bütün bunlar tam Behiç Beylik şeylerdi… Ve yıllar sonra bana onu tanıma olanağını veren de bu becerileri olmayacak mıydı? 

“Sahnenin yapılışı, konser de verilebilir tarzdaydı; mesela, orkestra konserleri de verilebilecek şekildeydi. Ses tesisatı da öyle… Sahnenin arkasında, temsil verecek sanatkârların makyaj yapacağı, oturacağı, dinleneceği odalar yapılmıştı. Ve buralar, ihtiyaca uygun bir şekilde tefriş edilmişti; aksesuarlar da ona göreydi.

“Sahnenin bu niteliği, Büyük Sinema’da konser vesaire tertip edenler için çok büyük kolaylıklar sağlıyordu. Tabii sanatkârlar için de büyük rahatlık demekti bu… 

 

Sadece konser mi? 

“Bu sinemada, unutulmayacak konserlerden başka, temsiller de verilmiştir. Mesela, bir Hint dans heyeti gelmişti, adı Ram Gopal’di; on beş gün kadar sahnede kalmıştı. Halk ona, ‘Raj Kapore’ diyordu… Avare filmi çok tutuğu için, o filmde jönü oynayan oyuncunun adını vermişlerdi bu gruba…

“Büyük Sinema’yı çok beğenmişti bu Hintliler… 

“Pikole adlı bir İtalyan kukla tiyatrosu vardı ki, bu tiyatro her yıl gelirdi. İstanbul Şehir Tiyatrosu da… Komedi kısmı olsun dram kısmı olsun, her yıl bir ay süreyle bu sinemada temsiller verirdi.

“Tiyatro temsilleri pek rağbet görürdü; salon hep dolu olurdu. Gelen sanatkârlar arasında, isimlerini unutamayacağımız oyuncular vardı ki, Ankaralı sanatseverlerin büyük bir kısmı bu sanatkârları görme imkânını o temsiller sayesinde bulmuştur: Vasfi Rıza Zobu, Şaziye Moral, Bedia Muvahhit, Mehmet Karaca, Reşit Baran, Behzat Butak gibi Türk tiyatro tarihinin büyük isimleri… Sonra, Muammer Karaca… Muammer Karaca Topluluğu… Çok sevilirdi… Karaca’nın, unutamadığım ve başka hiçbir oyuna benzemediğini rahatlıkla söyleyebileceğim temsilleri…

“Muammer Karaca’nın her oyunu, bir gün öncekinden farklı olurdu: o gün ne olmuşsa siyaset sahnesinde, o olay o akşam sahnede yerini alırdı. Meclis’te, Hükümet’te veyahut da memleketin bir yerinde dişe dokunur ne olmuşsa artık… Yani, aktüel siyasi konulara büyük yer verirdi Muammer Karaca oyununda. Karaca’nın ismi, bu yönüyle de unutulmazların arasına ulaşmıştır. 

“Sanatkârlıkları büyük yankılar uyandırmış tiyatro ustalarının yer aldığı temsiller Ankara’da hep Büyük Sinema’da verilmiştir.” 

 

Opera sevenler unutulmazdı

 

“Büyük Sinema’da, uzun yıllar dünya sinemalarında afişlerde kalmış filmler de oynadı. Bunların arasında, Hoffmann’ın Masalları diye bir opera filmi de gelmişti. Bu film, diğerlerinden tamamen farklı olan bir kısım Ankara seyircisinden büyük rağbet gördüydü. Yani, opera filmlerine ilgi ayrı bir şeydi ve Ankara’da operayı seven, operadan anlayan pek çok insan olmalı ki, sık sık opera filmleri gelirdi. 

“Bu filmler şimdi televizyonlarda gösteriliyor, zevkle izleniyor. Bu eski filmler, eşi emsali az bulunan, gerek konuları gerek aktör, aktris ve yönetmenleri bakımından hakikaten seçkin filmler, görülmesi gereken nefis filmler… İşte, Büyük Sinema’ya böyle filmler de gelirdi her sene."

 

(devam edecek)

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.