Su Tasarrufu Üzerine…

İzzet Bey Amcam, Ömrü Vefa Etmedi de Bugünleri Görmedi

 

 Dün akşamdı (19-4-21); belgelerimi, bunlardan yayımlamış olduklarımın kayıtlarını elden geçirirken rahmetli İzzet Bey Amcam’ın (aslında annemin amcası) oğlunun bir yazısına da rastladım ve okumadan edemedim: Oğullar ve Babaları kitabından (Paradigma Yayınları, 2010) Babamla Sırlarımız yazısı… 

*

Kadir’in anlattıklarında, bana hiç de yabancı olmayan şeyler de vardı; bunlardan en dikkatimi çeken, amcamın “sofrada suya el koyma” davranışı oldu. Babamla Sırlarımız’ı okurken Amcam’ın bu tutumunun dikkatimi, daha onlara Ankara’da Bahçelievler’deki evlerinde ilk misafir oluşumda çektiğini hatırladım; yıl, 1944 ya da ’45 olmalı, on yaşlarında bir çocuğum… Ama yine de kafamda yer etmiş. Şundan olabilir: Biz o tarihlerde Tokat’ta oturuyoruz ve içme suyumuz da kullanma suyumuz da Çördük denen bir su… Aç musluğu şarıl şarıl aksın; kimsenin umurunda bile değil… Tokat bir su memleketiydi o vakitler; hepsi de gürül gürül… En az beş çeşit su sayabilirim; şimdi durum ne âlemdedir, bilmiyorum. Ama Ankarasıydı, İstanbuluydu –ve daha başka yerlerde de– o yıllarda bile öyle bol su nerdeee!… Hele içme suyu?!… Biz İstanbul’a göçünce görecektim, içme suyunun özel sepeti içine kocaman cam damacanalarla geldiğini evlere… Saka işi aksattı mı, ya da o geldiğinde siz evde yoksanız yandığınızın resmidir: hadi musluktan içebilirsen iç: acı, buruk bir şey… Annem, “Sabun bile köpürmez o suyla” derdi; yani, kireçli bir su… Piyasaya çeşit çeşit bulaşık deterjanları niye çıktı sanıyordunuz siz?!… 

Kadir’in yazısında dikkatimi çektiğini söylediğim bölümü aktarayım da durum gözlerde biraz olsun canlansın: 

«“Aman evladım, içeceğin kadar doldur”: Ne zaman bardağıma su koyacak olsam babamın söylediği söz. Pek ama pek şaşardım, benden hiçbir şey esirgemez de, niye suya bu kadar dikkat eder diye»[*] 

*   *   *

Bugün… 

Rahmetli İzzet Bey Amcam, günümüzde dünyanın içine girdiği ve bizim de geri kalmadığımız “su darboğazı (buhranı)” olgusuna ömrü vefa etmedi (öl. 1974 Eylülü), şahit olmadı; “ya bugünleri görseydi, mutlaka, musluklar için “fazla sarfiyat önleyici” bir mekanizma takardı (tabiî, önce icat edip –zira böylesi ‘mekanoteknik’ işler elinden gelebilecek kabiliyete sahip birisiydi–)” diye düşünmeden edemiyorum. 

 

İnal Karagözoğlu

20 Nisan 2021 Salı

 

 

 

_________________

* Yazının tamamı için bkz.» http://www.ilgilik.com/2013/01/03/babama-dair.html/

 

© 2021 İK

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.