Gerçi Hiçbirisinin Eksikliğini Görmeyelim; Ama Ben,

Hekimliğin Dışına Taşmış Doktorları Çok Severim

 

Kim söylemiş, ne zaman ve ne münasebetle? Araştırılmaya seza bir sözdür, sizler de duymuş olmalısınız; şöyle: “Tıbbiye’den her şey çıkar, arada sırada da doktor çıkar.” 

Bu söz ilk bakışta (“duyuşta” yani) “hekimleri hor görmek” diye anlaşılsa da, öyle değil olduğuna inanırım. Hem, Batılıların da aşağı yukarı aynı düşüncede olduklarını okumuştum bir yerde; her iyi işte Batı’yı örnek alıyoruz ya, adamlar, fen bilimlerinin şahı sayılan bir mesleğin mensuplarını niye küçümsesinler ki…

Bu arada düşünüyorum da, güzel sanat dallarında, başta müzik ve edebiyat, yazarlık ve akla gelebilecek başkaca alanlarda isim yapmış nice hekimimiz var. Mesela, benim üniversite yıllarımda devam ettiğim İ. Ü. Talebe Birliği’nin korosunun çalıştırıcısı ve şefi, bir hekim olan Dr. Abidin Gerçeker’di. Gerçeker, bir bestekârdı da. Yine hekim olan bestekâr ve ses sanatçısı Prof. Dr. Alaeddin Yavaşca, Koro Şefi Dr. Nevzat Atlığ… Ve mesela, hekimliğinin yanı sıra yazar, oyuncu ve yönetmenliği de olan ödüllü sanatçı Dr. Ercan Kesal ile geleneksel Türk süsleme ve minyatür sanatında Süheyl Ünver ve daha daha niceleri…   

Öte yandan… 

Öte yandan bir gazete yazısı… Sizler de şahit olmuşsunuzdur –ya da siz de Allah muhafaza o “tip”lerdensinizdir– son yıllarda, sağlıklarının gidişatını (seyrini), TV ekranlarındaki tıp insanlarının ağızlarına bakarak ya da gazete sayfalarında okudukları tıp yazılarıyla veya her iki kanaldan edindikleri bilgilerle takip eden, sağlıklarına bu bilgilere göre yön vermeye çabalayan insanlar türedi; bunlardan, hilafsız her ailede en az bir kişi var. Üstelik bu insanlar, diğer aile fertlerini de denetleme eğilimindeler. 

Sözü uzatmadan, son yılların gözde hekimlerinden birisinin kaleminden çıkmış taze bir yazıyı aktarayım; önce okuyalım, diyeceklerimi sonra söyleyeceğim:

«Hak eden kazansın 

Hepimiz merakla “Normalleşme ne zaman?” sorusunun yanıtını bekliyoruz ve haklıyız.

İşimiz gücümüz aksadı. Korktuk, sıkıldık, bunaldık. Ve daha pek çok nedenle bu tatsız sürecin bitmesini, yavaş da olsa salgının etkisinin azalmasını bekliyoruz. Cumhurbaşkanımız da bu haklı isteğin farkında. Geçtiğimiz günlerde “normalleşmenin kademeli olarak yakında başlatılabileceğini, zamanlamaya da vaka sayılarına göre şehirlerdeki yetkililerin karar vereceğini” açıkladı. Doğrusu da bu olur. Normalleşme için her il, ilçe, hatta kasaba, belde ve köy gayrete gelmeli, çaba göstermeli, günlük vaka sayılarını düşürmeye çalışmalıdır. PEKİ, VAKA SAYILARINDA BİR HEDEF, BİR SINIR VAR MI? Uzmanlara göre var! Peki, o rakam ne? Yanıtı kutu 1’de.

KUTU 1
NORMALLEŞME NE ZAMAN BAŞLAR
 

UZMANLARA göre vaka sayısının 100 binde 50’nin altına düştüğü yerlerde normalleşme adımları yavaş yavaş atılabilir. Rakam 25’in altına düştüğünde de kademeli normalleşmeye rahatlıkla geçilebilir. Kısacası, kademeli normalleşmede de “Hak eden kazansın” cümlesiyle özetlenebilecek bir durum söz konusudur.

HATIRLATMA
BU RAKAMLARI NOT ALIN

SAĞLIĞIMIZA ilişkin veriler her zaman, her yaşta önemlidir. Kan basıncımız ne durumda, kilomuz nasıl, bel çevremiz genişliyor mu, nabzımız ne düzeyde… Bunlar bilmemiz gereken ilk değerlerdir. Ama en az onlar kadar önemli başka değerler, rakamlar da var. Üstelik “Bizim kanımız yalan söylemez” cümlesini hatırlarsak bu rakamların önemi daha iyi anlaşılır. Peki neler var o değerler parametresinin ilk 15’inde? Merak ediyorsanız -ki sadece merak etmekle kalmayıp ya bir kenara not alın ya da kesip saklayın- 2 numaralı kutuyu dikkatle incelemenizi öneriyorum.

 

KESİP SAKLAYIN
KUTU 2
SAĞLIĞINIZ İÇİN 15 MÜHİM RAKAM

İLK 5 

1. DEMİR: Demir seviyeniz 50’nin üzerinde olsun. (Mümkünse 100-150 aralığına yerleşsin)

2. FERRİTİN: 50’nin altına inmesin. (100’ün üzerinde olmasına gayret edilsin)

3. HEMOGLOBİN: 12.5 rakamının altına düşmesin. (14-15 aralığı harikadır)

4. HEMATOKRİT: Alt değer en az 35 olsun. (37 ve üstü hedeflensin)

5. D VİTAMİNİ: 50’nin üzerine çıksın. (70’i bulmalı, 100’ü aşmamalı) 

 

İKİNCİ 5 

1. AÇLIK ŞEKERİ: 100’ü geçmesin. (85-95 aralığı hedeflenmeli)

2. AÇLIK İNSÜLİNİ: 5’ten az olsun. (2-3 aralığına yerleşmeli)

3. İNSÜLİN DİRENCİ: 2.5’ten düşük kalmalı. (1.7 ve altı hedeflenmeli)

4. TRİGLİSERİD: 150’yi aşmamalı. (100’ün altı iyidir, 75’in altı mükemmeldir)

5. HDL (İYİ KOLESTEROL): 55’ten yüksek olsun. (45’in altına inmemeli, 35’in altına inince metabolizma dikkatle incelenmeli) 

ÜÇÜNCÜ 5 

1. TSH: 2.5’ten az olmalı. (3.5 ve üzerine asla müsaade edilmemeli)

2. ÜRİK ASİT: 5’in altında kalmalı. (6’yı geçince telaşlanmalı)

3. GGT: 30’un altında tutulmalı. (40’ı geçince dikkate alınmalı)

4. LDL (KÖTÜ KOLESTEROL): 100’ün altında olmalı. (150’yi aşmamalı)

5. HOMOSİSTEİN: 8’in altı ideal, 10’un altı şüpheli, 12’nin üzeri tehlikeli rakamlardır.


70 YAŞ NEDEN ORTA YAŞ
 

SÜREÇ Sedat Ergin’in merak edip “20 yıl önce 20 Şubat’ta neler oldu?” sorusunun cevabını araştırmasıyla başladı. Sevgili Sedat araştırmasını sürdürürken 19 Şubat 2001 Pazartesi günkü Hürriyet’in sürmanşetinde gördüğü “70 yaş artık orta yaş!” başlığını doğal olarak önce benimle, sonra da yaşlanma sürecinin iddialı meraklısı Ertuğrul Özkök ile paylaştı. Detaylar şunlar: Haber rahmetli Yener Süsoy’un 9. Cumhurbaşkanı S. Demirel ile yaptığı bir mülakatı takiben benimle gerçekleştirdiği sohbetin özetinden ibaretti. O sohbette “Bilimsel verilere göre insan ömrü 120 yaşa göre planlanmış gibi görünüyor. Ama biz hijyenik önlemler, geliştirilen yeni sağlık avantajları (aşılar, antibiyotikler, statinler vb ilaçlar, tansiyon hapları) ve daha pek çok kazanımımızı kötü beslenme, aşırı stres, hareketsizlik, kalitesiz uyku, içki, sigara gibi alışkanlıklar nedeniyle hakkıyla kullanamıyoruz. Ama yine de 50 yıl önce insan ömrünün son günleri ve yaşlılık hikâyesinin dip noktası kabul edilen 70 yaş, 2000 yılından itibaren ‘orta yaş’ haline gelmiştir. ‘Yaşlıyız’ diyebilmemiz için -kendimize iyi bakmayı becerebilirsek eğer- 80’in üstüne çıkmamız lazım” demiştim. Ayrıca rahmetli Yener Süsoy’a “2030’dan itibaren insan ömrü daha da uzayacak” demiş, sağlık için “TOP 10”u da kutu 3’teki şekilde özetlemiştim.

KUTU 3
SAĞLIK İÇİN TOP 10

* İyi bir gece uykusu.

* Hareketli bir hayat.

* Stresi az bir yaşam.

* Düzenli su tüketimi.

* Sigara ve alkolden uzaklaşma.

* Dengeli beslenme.

* Kendine iyi bakma.

* Düzenli sağlık kontrolü.

* Doğal takviyelerden faydalanmak.

* Gerekli değilse ilaç kullanmamak.»

*     *     *

Bütün Bunların Üzerine… 

Evet, bütün bunların üzerine, hele de 3'üncü kutudakileri “yuttuktan” sonra kimsede tek bir kelam etmeye mecal kalmaz, ama yine de ben deneyeceğim: 

Diyeceklerime, bir anımı nakletmekle başlayacağım. İki-üç yıl kadar oluyor, hemen hemen ayda bir yaptırmam gereken bir tahlil işim var; öyle elini kolunu sallayarak bir laboratuvarın kapısına varıp da şu şu şu tetkikatı yapın denmiyor. Ne yapmak gerekiyor? Önce, o tahlilleri isteyecek uzman bir hekime gidip muayene olacaksınız; şayet o hekim o tahlillere lüzum görürse istekte bulunacak, siz de o belgeyle laboratuvara gideceksiniz. Gerekli ayak işlerini (işlemler sürecini) tek tek saymıyorum; onları hepimiz biliyoruzdur. 

Her neyse… Tahlil için muayene olduğum yer Muğla ili dahilinde bir devlet hastanesiydi; tahlil de oranın laboratuvarında yapılırdı. Aksiliğe bakın, o gün, hastanenin laboratuvarında, “kit” (tanı anahtarı) denen bir tahlil işlemi unsuru yokmuş; dolayısıyla, hekimin istediği tahlilleri dışarıda, yani, özel bir laboratuvarda yaptırmak durumundaydım. Hekim bu durumu belirttikten sonra, “Güvendiğiniz bir laboratuvarda yaptırmanız gerekiyor” demez mi!… “Güvendiğim bir laboratuvar” ha?… Sanki zırt pırt özel laboravarlarla işim oluyor da hangisinin “güvenilir”, hangisinin de “güvenilmez” olduğunu biliyorum… Olacak şey mi bu?!… Tabiî, tahlil işim yatmıştı; pideciye bile uğrayamadan kös kös eve dönmüştüm. Hiç unutmam… 

Devam 

Nerede kalmıştım? 3’üncü kutuda. Ve bence, bu yazıyı okuyanlar, okumakla da kalmayıp kesip saklayın talimatına uyup yazıyı görmeme şansının olamayacağı bir yere, en iyisi, buzdolabının kapağına yapıştıranların vay hâllerine…

 

İnal Karagözoğlu

24 Şubat 2021, Çarşamba

 

© 2021 İK

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.