Ecdadıyla Övünmek…

“Hak Değirmende Olur”muş; Ya Fikir Hakkı?!

 

“Hak değirmende olur”, güzel sözlerimizden biri… Atasözlerini; yalnızca onları mı, deyimler ile güzel sözleri topluca bulabileceğimiz yerler kıyamet gibi günümüzde. Şimdi her şey kolay; eskiden öyle miydi ya? Giriyorsun Genelağ’a (Internet [TDK buna “genel ağ” diyor]), bir kutucuk var, yazıyorsun merak ettiğin şeyi oraya, basıyorsun entere, hooop, aradığın şey karşında. Mesela, “hak” mı dedin, onun üzerine ne var ne yoksa bilgisayarının ekranında; İnternet’in (Genelağ) bir adının da “Bilgisunar” olması boşuna mı…

*

Konudan hemen uzaklaşmayayım; söz mademki “hak”la açıldı, bu kelimeye bir bakmakta fayda var: bu pek çok anlamlı kelime bize Arapçadan gelmiş; tabiî kendi kendine değil: biz almışız. Çoğulu “hukuk”. “Hukuk” deyince de, ister istemez, Hükümetimizin bu alanda yapmayı tasarladığı yeni (aslında “yeni yeni”) düzenlemeler sözkonusu, bu konudaki açıklamalar geliyor insanın aklına; “iyi olur inşallah; dilerim, milletin hak ettiği düzenlemelere kavuşuruz” deyip geçeyim. Eveeet; bakalım, bu yesyeni paketten ne(ler) çıkacak… 

*

Ve “hak” deyince, pek bilinen bir hikâye vardır, bilirsiniz canım, hani Osmanlı döneminde, Kanunî’nin zamanında ordu bir sefer yolundayken üzüm bağının yakınından geçiliyorken erattan biri pek susamışmış, –ve canı da çekmiş olacak– bağdan  bir cimbit (bir bütün salkım da olabilir) üzüm koparmış. Ve –işte burası önemli– kütüğün dibine üç-beş mangır (ya da bir-iki akçe) bırakmış. Niye? Bağcının hakkını yememek için… 

Bugün?

Bugünkü durum mu? Gelin onları (olanları) anlatmayayım, görüyoruz vaziyeti; ama şu kadarını söylemezsem çatlarım: karşı çaprazımızda oturan adamın teki, arabasını oturduğu apartmanın önüne değil de bizimkinin önüne bırakıyor. Niyeymiş? Ah, bir bilsem!… Ama bir tahminim de yok değil: bu muhterem, ya kendi apartmanlarının yöneticisiyle kavgalı bu arabayı park etme yüzünden ya da alt katında oturan adamla… 1 numarada oturan o alt kattaki zat, bizim buranın belediyesinde bir görevdeymiş; sanırım, zabıtada…

*

Evet, “fikir hakkı”; başlıkta böyle yazmışım; tarih olmuş rahmetli BJKli ünlülerden “Baba Hakkı” (Hakkı Yeten, 1910 – 89) değil yani. “Babamızın hakkı” ise, baba olduğumdan değil, bir vakitler herkes gibi benim de babam olduğu için söylüyorum, “analık hakkı” misali, ödenmez. 

Daha önce de

Daha önce de bir vesileyle söz etmiştim, memlekette şöyle bir uygulama var: halkın pek pek beğendiği, pek pek tuttuğu (“halka mal olmuş” denen yani) melodiler vardır ya, işte bu müzik eserlerinin en belirgin yerlerini kırpıp (iç edip) bir reklamda “jingle” olarak kullanıyorlar. Buna kim karar veriyor? Reklam kuruluşu mu, metin yazarı mı, reklamveren mi, onu bilmem; ama ortada hakkı ödenmiş ya da ödenmemiş bir alıntı var. Misal: dün akşam, bizi bir tarihte Örovizyon’da (Eurovision, 1975) temsil etmiş olan Seninle Bir Dakika şarkısından birkaç ölçü çalındı TV’den kulağıma; koştum baktım, bir reklam; neydi, ne değildi o şaşkınlıkla saptayamadım; mutlaka duyan, gören pek çok kimse olmuştur…

Kim ne derse desin ve ülkemizin ilk katılışı olan yarışmadan 3 puanla sonuncu olarak dönmüş de olsa, bence Seninle Bir Dakika, Örovizyon’a daha sonraları göndereceğimiz eserler de dahil, bu macerada yer alan güzel yapıtlardan biridir, belki de “en” olanı; her şeyden öte ilk göz ağrımız…  

Telif hakkı 

Uygulamada “adı var kendi yok” olsa da, hukukumuzda “telif hakkı” diye bir kavram var: kişilerin her türlü fikrî (fikre dayanan) emeğiyle meydana getirdikleri ürünler üzerinde hukuken sağlanan haklar… Bu haklara ilişkin düzenlememiz de 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu adlı yasa.** 

Ama, dedim var, var ama bazı uyanıklarca hiç uygulanmayan, yok hükmünde bir şey… Siz, korsan kitap, korsan CD (daha önceleri de korsan plak, kaset), vs., vs. nasıl oluyor da oluyor bilirdiniz. Adamlar, makale yazıyorlar, akademik tez hazırladım, diyorlar; alayı aşırimentoni…***

Öte yandan

Öte yandan, şarkı sahibinin hakkı ödenmiş bile olsa, o şarkıyı o hâliyle benimsemiş olan insanların hakları ne olacak; ödenebilir mi hiç?!…

 

 

İnal Karagözoğlu

1 Şubat 2021 Pazartesi

 ________________________

* Bu yazıda geçen bazı “güncel” şeyler tamamen hayal ürünüdür; gerçekle uzaktan-yakından ilgili değildir.

** Kaynak: https://www.telifhaklari.gov.tr/Telif-Hakki-Nedir  

*** Annemin sözüydü; kibarca “aşırma, aşırmasyon, aşıramento, intihal” demek istemiş oluyordu… Basbayağı “çalma”.

Not: Böylece, 2021’in Şubat ayının ilk yazısı da yazılmış oldu. Devamı Allah kerîm…

 

© 2021 İK

 

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.