Dehşet Bir Tatbikattı…

Kısa Sürdü

 

Asıl konuyla doğrudan bir ilgisi yok, ama üstbaşlıktaki “dehşet” sözü için bir şeyler söylemeden olmaz: Türkçeye, belli bir tarihsel dönemde ve belli nedenlerle başka dillerden kelimeler, bazen de tamlamalar biçiminde kelime grupları ve dahası girmiş. Bugün “Türkiye Türkçesi (TT) diye tanımlayabileceğimiz dili konuşanlar; bu dille düşünenler, yazanlar, bu durumu biliyor olmalılar. Bize gelmiş olan bu “yabancı” kelimeleri, sözünü ettiğim bilginin seviyesi kişiden kişiye değişiyor olsa da en üst seviyelimizden en az bilgili olanımıza kadar zaman zaman ya da her zaman yanlış kullanıyoruz. İşte bu “dehşet” de bunlardan. 

Arapça bir kelime olan “dehşet”, kelime türleri bakımından bir isim (ad). Arı Türkçe yanlılarınca uygun görülen karşılığı, “yılmak” fiilinden (“yıl-“ kökünden) türetilen “yılgı” (yani, bir tehlikeyle karşılaştığımızda ya da korku veren bir durum karşısında kapıldığımız duygu; ürkme hâli [ürküntü].). 

Ne karışık bir serüven!… Ve biz bunu (“dehşet”i) tutuyor, sıfat (önad) gibi kullanıyoruz: “Dehşet bir tatbikat”. Bir çeşit duyduğumuzu tekrarlamak bu… Oysa, “Müthiş Bir Tatbikat” denmeliydi; “dehşet” kelimesinden Arapçanın dilbilgisi kuralına göre türetilen sıfat “müd(t)hiş” kelimesi. (Not: Bunları, var olan bilgilerime dayanarak yazdığım sanılmasın; uzun uzun araştırdım.) 

O Müthiş Tatbikatta Kısa Süren Şey Neydi?

Bu sorunun yanıtını vermek için bir hafta kadar önceki güne gitmem gerekiyor: Akşam vakti kapı çalındı; baktım, apartman komşularımızdan bir hanım. Eşime seslendim. Geldi, konuşuyorlar: Komşu hanım, elindeki cep telefonundan bir iletiyi göstererek 28 Aralık gecesinden itibaren 48 saatlik su kesintisi olacağını söylüyor; kendisine de bu durumu, bir tanıdığı “mesaj atarak” duyurmuş. Teşekkür ederek uğurladık komşumuzu. Derken kızım aradı: nasılsınız, aman sokağa çıkmayın falan. O sırada ben, komşudan gelen haberin esasını arıyorum Internet’te, ama kopyalanmıyor bulduğum şeyler; tabiî, “sıcak haber” olarak bunu aktardım kıza… O da, “ben sana bulur, atarım” dedi. Attı da…

*

Konuya ilişkin son bilgi ise özetle şuydu (Sabah gazetesinden Abbas Çakar’ın 28 Ara. 2020 Pt. tarihli haberi):

«Kocaeli’nde 2 günlük su kesintisinden İSU’dan son dakika açıklaması

TCDD Genel Müdürlüğü’nün Hereke bölgesinde yapacağı çalışmalar nedeni ile Kocaeli’nde uygulanacağı açıklanan 48 saatlik su kesintisiyle ilgili İSU’dan yeni ve çok önemli bir son dakika açıklaması geldi.

TCDD Genel Müdürlüğü’nün Hereke bölgesinde yapacağı çalışmalar nedeni ile tüm Kocaeli genelini kapsayacak ve 28 Aralık Pazartesi saat 23.00 itibariyle başlaması planlanan genel su kesintisi hakkında, 23 Aralık Çarşamba günü yapılan basın toplantısı ile kamuoyu bilgilendirildi. Ancak yapılan açıklama sonrası kesinti ile ilgili yapılan yorumlar ve bazı sivil toplum örgütü ve siyasi partilerin açıklamaları sonrasında, İSU’dan akşam saatlerinde yeni bir açıklama geldi. Yapılan yazılı açıklamada toplumda farklı değerlendirmeler ve yanlış anlaşılmalara sebebiyet verebilecek yorumlar yapıldığı için konu ile ilgili daha detaylı bilgi verme gereği duyulduğu belirtildi. Açıklamanın devamında soru cevap şeklinde detaylı bilgiler verildi. İSU tarafından yapılan soru ve cevaplı açıklama ise şu şekilde oldu.

SU KESİNTİSİ NEDEN YAPILIYOR VE HANGİ TARİHLERDE YAPILACAK?

Yapılacak çalışmaların öncelikli amacı, TCDD tarafından hayata geçirilmesi planlanan 3. ve 4. tren hatlarıdır. Çalışmaların tamamı 28 Aralık 2020 Pazartesi saat 23:00 itibariyle başlayıp, 30 Aralık 2020 Çarşamba saat 23:00’de tamamlanacaktır. 

KOCAELİ’NİN TAMAMINDA SU KESİNTİSİ SÜRESİ 48 SAAT Mİ?

Basın toplantısında belirtilen 48 saatlik su kesinti süresi, suyun en son ulaşacağı Gebze İlçesi Tavşanlı Mahallesi baz alınarak açıklanmıştır. Şehrin su temininin doğudan batıya doğru sağlanması nedeni ile her ilçede farklı saatlerde su teminine başlanacaktır.

SU KESİNTİSİ NEDENİ İLE BAŞKA BİR ÇALIŞMA YAPILACAK MI?

TCDD’nin yapacağı çalışmalar sırasında aşağıdaki listede yer alan işler de yapılacaktır:

⦁ Yuvacık İçme Suyu Arıtma Tesisi 18.000 m3 yeni su deposu devreye alma

⦁ Tavşancıl Beldesi 24.000 m3 yeni su deposu bağlantısı

⦁ Gebze İlçesi 1200 mm çaplı CTP isale hattının çelik hatta çevrilmesi

⦁ Darıca İlçesi 15.000 m3 yeni depo branşman bağlantısı

⦁ Ana isale hatları ve şebekeler üzerinde 57 farklı bölgede vana bakım ve arıza tamirat çalışmaları 

NEDEN ARITMA TESİSİ ÇIKIŞINDAN SU KESİLİYOR?

Yaz aylarında su temininde sıkıntı yaşanmaması adına Yuvacık Arıtma Tesisi alanı içerisinde yapılan 18.000 m3 kapasiteli yeni deponun devreye alınabilmesi için arıtma tesisi çıkışından suyun kesilmesi gerekmektedir. Bu neden ile şehrin tamamı su kesintisinden etkilenmektedir.

ÇALIŞMALAR NE ZAMAN TAMAMLANARAK İLÇELERE SU VERİLECEKTİR?

Şehrimizi besleyen yerel kaynaklar kesinti süresince devrede tutulacaktır. Yerel kaynaklardan beslenen aşağıdaki ilçe/mahallerde herhangi bir su kesintisi olması beklenmemektedir.

SU KESİNTİSİ NEDEN BU KADAR UZUN SÜRÜYOR?

Ana isale hattı bir bütün halinde çalıştığı ve boru hattını boşaltma/doldurma süreleri uzun olduğu için (yaklaşık 22 saat) duruş çalışmalarının sadece geceleri kısa süreli su kesintileri ile yapılması mümkün değildir. Boru hatlarının emniyetli bir şekilde boşaltılıp doldurulması gerekmektedir. Teknik kısıtlara dikkat edilmeden süreyi kısaltmak adına yapılacak kontrolsüz işlemler boru hatlarının patlamasına neden olarak telafisi çok daha uzun süreler alacak hasarlara sebebiyet verebilecektir. Boru ebatlarının büyük olması, yüksek basınçlı sistemler olması, çalışma alanlarındaki zorlu fiziksel koşullar çalışma sürelerini etkilemektedir.

ÇALIŞMALAR KAÇ PERSONEL İLE YÜRÜTÜLECEKTİR?

İSU Genel Müdürlüğü ve İzmit Su A.Ş. olarak 98 farklı noktada, 540 kişilik teknik ekip ile tam zamanlı olarak çalışarak şehrimizin su kesintisinden en az sürede etkilenmesi sağlanacaktır.

BU ÇALIŞMALAR FARKLI TARİHLERDE YAPILSAYDI KOCAELİ'DE NE KADAR SU KESİNTİSİ OLACAKTI?

TCDD’nin deplase çalışmaları nedeni ile talep ettiği 48 saatlik su kesintisi ile diğer yapılacak çalışmalar birleştirilerek aşağıdaki tabloda yer alan 10 farklı tarihte toplam 228 saatlik ilave su kesintisi yapılmasının önüne geçilmiştir.

PANDEMİ SÜRECİ İÇERİSİNDE NEDEN SU KESİNTİSİNE İHTİYAÇ DUYULMUŞTUR?

Pandemi sürecinin ne zaman biteceği öngörülememektedir. Su tüketimleri arttığı için yaz aylarında sıkıntı yaşamamak adına yeni yapılan depoların devreye alınması gerekmektedir. Çalışmaların ötelenmesi halinde hava koşullarının kötüleşmesi durumunda çalışma süreleri uzayacak ve çalışmalar olumsuz hava şartlarından dolayı daha riskli hale gelecektir.»

Ve “Sağlık kuruluşları kesintiden etkilenecek mi?” ile “Isınma sistemleri su kesintisinden etkilenecek mi?” soru başlıkları altında doyurucu açıklamalar…

*   *   *

Önce biraz başa döneyim: Komşudan gelen haber üzerine iki kişilik hanemizin üzerine yoğun bir telaş hâlinin çöktüğünü saklayacak değilim. “Ne yapalım, ne yapabiliriz, imkânlar ne, yapacaklarımızı ne zaman yapalım?” Kafamıza üşüşen sorular da işte aşağı-yukarı bunlardı.

26 Aralık günü komşudan gelen “su kesintisi” haberiyle sarsılan dengemiz, kendimizi işe vurdukça biraz düzelir gibi oluyor; bu arada en büyük tesellimiz, suyun gitmesine daha çok vakit olduğu: 27 sabahı saat 8 itibarıyla 39 saat… Bu hesap, hiç de yeri ve zamanı değilken, II. Dünya Savaşı’nda Almanlar’ın, Fransızlar’ın o ünlü Majino Hattı’nı (Ligne Maginot) iki günde geçmiş olduğu bilgisini koyuyor önüme… Belli belirsiz gülüyorum. Pek komik değil mi?

Bu arada, bizim dairenin apartmanın ikinci katında olduğundan yola çıkarak su kesildikten sonra binanın su hatlarındaki sudan yararlanma imkânımız olduğunu düşünüyorum ve gülmem suratıma yayılıyor, belirginleşiyor. Yine bu arada, en üst kattaki dairenin birinde tek başına olan delikanlının suyla ilişkisinin az olduğu geliyor aklıma ve keyfim artıyor: “İşte sana 3-5 litre su daha” diyorum; “tabiî ki de” içimden geçiyor bütün bu düşünceler…  

Ve sıra, evdeki (eldeki-avuçtaki) içlerinde su depolayabileceğimiz çukur kapların envanterini çıkarmaya geliyor. Ve, kalabalık yapmasın diye eşimin (benim kutular, yoğurt kapları gibi türlü ambalaj eşyasını saklama huyum dolayısıyla –aslında, abartılı haberlerin etkisiyle ev günün birinde “çöp ev”e dönüşecek korkusuyla–) her önüne gelen ambalaj malzemesini çöpe yollamış olmasına hayıflanıyor buluyoruz kendimizi. İşte durum bu iken ben, boş soda şişelerini çalkalayıp suyla doldurmaktayımdır.

Evet, suyumuz 48 saat dolmadan, hatta süre henüz yarılamamışken hiçbir ön işaret vermeksizin akmaya, hem de “şarıl şarıl”, başlamaz mı? Hiç kullanmadığım bir lafı etmem lazım: Şaka gibi…

Demek, Demiryolları, yanına İSU’yu (Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Kocaeli Su ve Kanalizasyon İdaresi) da alarak (ya da tersi) şu kadar milyon kişiyle dalga geçmiş…  Ama bence böyle değil: Adamlar canla başla çalıp işi kısa sürede tamam etmişler; sağ olsunlar, teşekkürler…

*

Böylesine “su”dan bir konuyu, çoğumuzun TV'de yayımlanan bir müzik yarışması izlencesindeki jüri üyeliği dolayısıyla farklı muzip yönleriyle tanıma fırsat bulduğu Gökhan Özoğuz’un rol aldığı 25 Litre” belgeseliyle noktalamamak olmaz:

» https://www.youtube.com/watch?v=w4pPjndoxKc .

 

İnal Karagözoğlu

30 Aralık 2020 Çarşamba

 

© 2020 İK

 

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.