Sıkıntılı Bir Durum…

Evet, Ama “Doğru Bildiğini Söylememek” de Olmuyor

 

Internet’te (Genelağ) başka bir şey arıyordum, gözüm, kitap satışı konusunda e-ticaret hizmeti veren bir işletmenin sayfasına takıldı: “Kidega.com”. İstanbullu bir kuruluş olduğu belirtilen Kidega’nın sayfasında, yayımlanış tarihini göremediğim, ama bir kasım ayında çıktığı anlaşılan Atatürk’ü Anlatan Kitaplardan Okunmaya Değer 10 Alıntı” başlıklı tanıtım yazısı da vardı. Başlığından da anlaşılacağı gibi, yazı, başta Kemal Atatürk’ün “Nutuk”u olmak üzere dokuz ayrı kalemden çıkan bir eserin özet tanıtımları ile onlardan, yazının başlığı doğrultusunda yapılmış birer alıntıdan oluşmakta. Elhak güzel, yararlı bir çalışma ve evet, okunmaya, dahası, kaynak olarak el altında bulundurulmaya değer. 

*

Buraya kadarki dediklerimde, beni baştan okumuş ve okuyacak olanları rahatsız edecek olumsuz bir durum yok sanırım; ya da “gününümüzün moda söyleyişi”ne uyup şöyle diyebilirim: “Sıkıntı yok.” Evet, dediklerimin, zamanın ruhunu soluyan okurları rahatsız edecek bir yanı da yok. “Sıkıntı” olacaksa, işin sonrasında olacak; yani yazımın bundan sonraki bölümünde…

Sözü geveleyip bilmece gibi laflar etmeyeyim, ağzımdaki baklayı çıkarayım (“Haydi hayırlısı” demeyi de ihmal etmeyerek…): 

Efendim, beni sıkıntıya sokan iki temel etmen var: birincisi, –sizleri tenzih ederim– toplumumuzda söyleneni bağlamından koparmak ve kötüye çekmek genel bir uygulamaya dönüştü; her lafın altında kavgaya yol açacak bir fitil arıyoruz ve buluyoruz da… 

Öteki ise, en az ilki kadar ve belki daha da zor bir durum:

Kidega’nın “okunmaya değer” olduklarını belirttiği alıntılar arasında, akademisyen yazar tarih profesörü İlber Ortaylı’nın “Gazi Mustafa Kemal Atatürk” adlı kitabından yapılan şu alıntı da var: 

“Bu toplumda Atatürkü zihinlerden silmeye çalışmak bir lüks, lüzumsuz çabadır. Yanlış tanıtmaya çalışmak da, amatör tarihçilerin işi olsa bile, gülünçtür. Onun için girişilecek en önemli iş Nutuk’u, Atatürk’ün söylev ve demeçlerini derleyip okumaktır.”

Hemen belirteyim,  “… diye bir lüksümüz yok”, “kimse böyle bir lükse sahip değil”, “… bir lükstür” ve benzeri anlatımları pek yapmacık bulurum. Yani, Ortaylı’nın “alıntı olarak seçilen” bu sözüne, –özünde pek doğru bir duruma işaret ediyor olsa da– içerdiği bu anlatım dolayısıyla en baştan mesafeli yaklaşıyorum. Öte yandan da, çalışma hayatımın son yıllarında bir yayınevinde üstlenmiş olduğum düzeltmenlik ve yayıma hazırlama işi (bu ikinciye, son zamanlarda, “redaktörlük” ve bazen daha da ileri giderek “rewriter[riraytır]lık” diye şatafatlı adlar verenler de var) görevlerim boyunca edindiğim alışkanlıkla, bu cümleyi şöyle yazmak geçiyor içimden: 

“Bu toplumda Atatürk’ü zihinlerden silmeye çalışmak nafile bir çabadır. Yanlış tanıtmaya çalışmak da, amatör tarihçilerin işi olsa bile, gülünçtür. İşte bu yüzden, girişilecek en doğru ve önemli iş  

*   *   *

Evet, insan alışkanlıklarından kolay kolay vazgeçemiyor; bazen yanlışlığa düşse ve bazen de şimdi olduğu gibi ukalalık edip baltayı taşa vursa da… 

“Hoca”nın hoşgörüsüne güveniyorum.

  

İnal Karagözoğlu

Yarımca, 19 Aralık 2020 Cumartesi

 

© 2020 İK

 

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.