“Müjde” Olayı mı “Müjde Olayı” mı?

Ya da “Müjde Vakası”?

 

Kelimelere takılmayalım; noktalama işine de. Asıl mesele, olayın “pandemik vakaaa”yı yerinden etmiş olmasıdır. Bu arada, “Yunan”ın da tarihi tekerrür ettirme sevdasıyla “kıta sahanlığı” lafınına sığınma çabaları gösterirken farkında olmadan bizdeki günceli parlatmış olmasıdır; böyle düşman dostlar başına…

Aklıma gelen 

Bu durum, siyasî tarihimiz ile coğrafî literatürümüzdeki “kıta sahanlığı” terimini hatırlamamı sağlıyor; ve Ecevit’i… 

Konuyu dağıtmadan, ve tabiî, ek bilgiler aktarma telaşına düşmeden, Bülent Ecevit’in –saygıyla, rahmetle anıyorum– Demokratik Sol Parti Genel Başkanlığı sırasında Başbakan Yardımcılığı görevindeyken 28 Nisan 1998 günü Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinde yaptığı konuşmadan küçük bir alıntı yapmak istiyorum (meraklıları için de konuşmanın tam metninin yer aldığı bağlantıyı sunayım: http://dtcfdergisi.ankara.edu.tr/index.php/dtcf/article/view/4696/4945 ):

«Yunanistan Ege’de Türkiye’yi adım adım kıyılarımıza hapsetme girişimlerinde bulundu. Bu arada Ege’nin kıt’a sahanlığını tümüyle kendine mal etmeye kalkıştı. Bildiğiniz gibi kıt’a sahanlığı, kıyıların veya adaların deniz yataklarındaki doğal uzantılarıdır. Türkiye’nin de Ege kıyılarının denizaltında genişçe kıta sahanlıkları vardır. Kıyılarımıza yakın Yunan Adalarından bazılarının denizaltında Türkiye’ye ait olması gereken kıta sahanlığı alanları vardır. Aramızda görüşmelerle bu sorunun çözülmesi gerekirken, Yunanistan, Ege’deki kıt’a sahanlıklarının tümünü kendine mal etmeye kalkışmıştır. Biz 1974’de tümüyle Ege sorunu için, o arada kıt’a sahanlığı için, görüşme önerdik. Ben daha Yunanistan’da cunta yönetimi varken, Brüksel’de yapılan bir NATO toplantısında, Yunanlılara bunu kabul ettirmeye çalıştım; ama kaskatı bir tavır buldum karşımda; diyalog olanağı yoktu. Askerî yönetim, Cunta yönetimi sona erdikten sonra da Yunanistan bu konulan bizimle görüşmeye yanaşmama tutumunu sürdürdü. Onun üzerine biz, 1974 yılında, Yunanistan’dan olumlu yanıt alma umudumuzu yitirince, Ege’deki hakkımızı fiilen kullanmaya başladık.» 

*

Evet, günümüze gelmiş olduk, sanırım. 

 

İnal Karagözoğlu

22 Ağu. 2020 Cumartesi

 

 

 

© 2020 İK

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.