Bu Olay Kalbimde Bir Yaradır…

Bizimkinin Yanında Marsilya Kiremidi de Ne Oluyor?

 

Ankara’ya gidenler arasında bir fırsatını bulup TBMM’ye yer olmuş binaları görmüş olanlar vardır; Ulus’taki ikinci binayı bana büyükannem (annemin anneannesi Emine Hanım) göstermişti. Rahmetliyle 1944 yazında gitmiştik Ankara’ya; ikimiz… Başkent’e ilk gidişimdi; dokuzumu sürüyordum…

Sonraları öğrenmiştim, o vakitler Meclis binası olarak burası hizmet veriyormuş (1924 – 1961). Şu anda o günü hayal ediyorum da, binanın önündeki alanın yola doğru ilerisinde birbirlerine aralarında kalın bir zincirle bağlanmış olan iri taş güllelerin çocuk ruhumu pek pek etkilediğini hatırlıyorum. 

İlki de Ulusta’dır. 23 Nisan 1920 ile 15 Ekim 1924 tarihleri arasında kullanılmış olan bina, şimdi Kurtuluş Savaşı Müzesi olarak ziyaret edilmekte. İkinci bina da müze oldu; Cumhuriyet Müzesi… Bugünkü Meclis binasını ise en azından TV’lerde görmüşüzdür. 

*

Artık başlığıma gideyim: Bir zamanlar memlekette kiremit yokluğu çekilmiş; “kiremit”, çatılarımızı örten o bildiğimiz şey… Garip, ama gerçek: evet, millet, ancak içerisine sığınabildiği ufacık evinin üstüne serecek, damının akmasını önleyecek kırık dökük kiremidi bile bulamıyormuş… Savaş yorgunluğu kolay kolay atılmıyor. 

Şu daha da garip, Meclis binasının damını aktarma gereği doğmuş, ama kiremit yok! Bina, ikincisi… 

O vakitler, ihale sistemi diye bir şey de yokmuş. Bilmem söylemeye gerek var mı, bugünkü gibi sofistik(1) ihale oyunları ise elbette hiç bilinmiyor; hayal edilmesi bile mümkün değil. Yöneticiler kara kara düşünmekteler…

Bundan sonrasını, AKP’nin kurucu kadrosundan bir isimden, bir vakitler TBMM Başkanlığı koltuğunun sahibi de olmuş (19-11-2002 – 22-7-2007), günümüzde de Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyeliği’ni sürdürmekte olan Bülent Arınç’tan dinleyelim. Arınç, Meclis Başkanlığı zamanında anlatmış bunları (Demet Cengiz Bilgin’in «Atatürk’ün ‘rezil olmayalım’ diye kurdurduğu fabrika törenle kapandı» haberi [http://www.hurriyet.com.tr/gundem/ataturk-un-rezil-olmayalim-diye-kurdurdugu-fabrika-torenle-kapandi-7213812]):

“Harap haldeki binayı Ankaralılar bağış toplayarak tamir ettirdi, bina temizlendi. Ancak binanın çatısı bir türlü tamamlanamadı. Bir genç adam, o meşhur zekâsıyla sokak sokak dolaşıp evlerin çatılarındaki kiremitleri bir miktar para vererek topladı, sonra da Meclis’in çatısını tamamladı. Bu genç adamın adı Vehbi Koç’tu.”

Bülent Arınç bunları, Nisan 2003’te yaptığı bir konuşmada dile getirmiş (İK’nin notu: Arınç, Nisan 2003 tarihinde TBMM Başkanlığı koltuğundadır).

*

Ben ise, Meclis’in damını aktarma işinin rica minnet Ankara’nın eski bir ailesinden olan Vehbi Bey’e (Koç, 1901 – 1996) verildiğini okumuştum bir yerde. Vehbi Bey, o yıllarda küçük bir Anadolu şehri olan Ankara’nın mutemet(2) bir ticaret erbabı… Marsilya’dan getirtmiş kiremitleri. Eskinin safiyane(3) “müteahhit (yüklenici) yaratma”sı!…

Şunu not etmeden bitirmek olmaz yazıyı: Malum, bizim geleneksel kiremitlerimiz –Osmanlı kiremidi de denir–, ancak iki karış kadar uzunlukta, ağız açıklığı gittikçe daralan, kısacık açık oluk gibidir; Marsilya kiremitleri ise düzdür. Bizimkiler şimdilerde de pek bulunmuyor ya; artık “nostalcik” oldu…

 

İnal Kagözoğlu

17 Kasım 2019, Pazar

 

___________________

1 sofistik: (Fr. sophistique) Yanıltmalı, karmaşıklı. 

2 mutemet: (Burada) Kendisine inanılıp güvenilen (kimse). 

3 safiyane: İyi niyetle.

 

© 2019 İK

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.