İnsanın Geçmiş Kısa Tarihi ve İnsanın Kendi Yarattığı Teknolojiyle Karşı Karşıya Gelmesi

İnsan Ne Zaman İnsan Oldu? Tarihini tam biliyor muyuz?

 

 

Prof. Dr. İbrahim Ortaş, Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi’ndeki (Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü) öğretim üyeliğinin yanı sıra bir yazarımız da. Ortaş Hoca, gündemdeki türlü konulara dair görüşlerini, düşüncelerini kendi web sayfasında yayımlar, ayrıca, oluşturduğu listedeki eposta adreslerine gönderir. Ben de Hoca’nın bu listesinde yer almış olanlardanım, bundan gurur duymaktayım. Ve bu yazılara burada, Genelağ’daki (Internet) bu kendi alanımda yer vermekse başka bir övünç kaynağıdır benim için.

 

Prof. Dr. Ortaş’tan gelen son yazı, insanoğlunun geçmişi ve ortaya koyduğumuz teknolojiyle karşı karşıya gelişimiz üzerine. “Anlatılanlardan endişe duymalı mıyız” diye düşünmeden edemiyor insan… Bendeki etkisi böyle. Yazıyı aktarmak istiyorum; bakalım, benim ruh hâlime hak veren çıkacak mı?

 

«İnsanın Geçmiş Kısa Tarihi ve Yaratığı Teknoloji İle Karşı Karşıya Gelmesi

 

İnsan Ne Zaman İnsan Oldu? Tarihini tam biliyor muyuz?

 

Dünya üzerinde yaşayan bütün insanların geçmiş kısa tarihi hakkında çok az bilgimiz var. On küsur yıl kadar önce tarihimizi 10 000- 13.000 yıl olarak tahmin ediyorduk. Ancak, iletişim ve ulaşımın yakın geçmişe kadar sınırlı olması, bilimsel teknolojilerin yetersizliği nedeniyle bazı alanlara ulaşmak ve araştırma yapma şansımız yeterli olmadığından geçmişimizi tam anlayamadık. Ancak son yıllarda karbon C14 yöntemi ile geriye yönelik yaş tayinleri yapılabilmektedir. Ülkemizde Şanlıurfa’da yapılan Göbekli Tepe kazılarıyla tarihimizin 15.000 yıl öteye gittiği kanıtlandı. İnsan, tarım gibi doğada olmayan gıda üretimi teknolojisini yarattı (tarım devrimi), madeni harekete geçirdi (sanayi devrimi) ve iletişim ağlar üzerinden insanları ve makineleri ile birbirine bağladı (iletişim teknolojileri devrimi).

 

İnsanın, geçirdiği önemli evrelerden komünal düzenden yerleşik tarım hayatına nasıl geçtiğini; gelişim ve değişiminin sonucu olarak sanayi devrimiyle madene nasıl şekil vererek alet yaptığını; bu aletleri geliştirerek ulaşımın hızını artırdığını ve bugün de binlerce km. hızla uzayın derinliklerine ilerlediğinin kısa tarihini yaşadık ve yaşıyoruz. İnsan, son yüz yıllık süre içinde geliştirdiği birçok teknolojiyle yaşamın önemli sırlarını çözdü , teknolojinin ekonomilere kattığı artı değerle gelişme yönünden ilerledi ve yaşamını daha da kolaylaştırır oldu. Ancak, bazı toplumlar halen teknoloji yaratabilmiş değil ve teknolojiyi istenen ölçüde kullanamamaktadır. Bazı toplumlar, hâlen neyin ne olduğunu ve toplumların birbirinden nasıl bu denli farklılaştığını da anlayamıyor.

 

İnsanlık tarihinin önemli kısmını oluşturan besin arayışı, savaşları ve keşifler ile bunların sonunda yaratılan teknolojiler yaşamı kolaylaştırdığı kadar ortaya yeni sorunlar da çıkardı. Bugün insanlık, kendi elleriyle yarattığı çevre kirliliği, iklim değişimleri ve hepsinden önemlisi yapay zekânın esiri olma sorunlarını sorgulamaya başladı bile.

 

İnsan bilinci geliştiği günden beri geçmişini sorgulayarak günümüze kadar birikimini büyüterek geldi. İnsanın yaratığı bilgi birikimi ve yaşamını kolaylaştırmak için harekete geçirdiği teknolojinin sonuçlarının insana yarar mı zarar mı getirdiği günümüzde sıkça sorulmaktadır. Son yıllarda, dünyanın oluşumu ile geçirdiği biyolojik evrimleri, yaşamı, tarihi bütünlüklü olarak sorgulayan ve analiz eden önemli yazarların kitapları yayınlanıyor. Bu kitapların bir kısmı başucu eser niteliğindedir.

 

Elektronik çağın yarattığı imkânlarla çok sayıda kitap hızlı bir şekilde yayımlanıyor. Günde binlerce kitabın yayımlandığı günümüzde bir insanın bütün yayınları okuması ne yazık ki mümkün değil. Ancak, bu kitaplardan, bilgi kirliliğinden arınmış ve bizleri doğru bilgilendirdiğinden emin olduğumuz kaynakların okunmasını önermek, okumak isteyenler için yararlı olabilir. Son dönemde yayımlanan ve okunmasında yarar gördüğüm birkaç kitap, geçmiş ile gelecek arasındaki ilişkilerin sağlıklı kurulması yönünde önemli ve ufuk açıcı bilgi sağlıyor.

 

Teknoloji İnsanı Esir mi Alacak?

 

Gerd Leonhard 1961 yılında Almanya’da doğmuş, İsviçre’de yaşayan, insanlık ve teknoloji arasındaki tartışmalarda uzmanlaşmış bir Avrupalı fütürist. 2015 yılında WIRED dergisinin “Avrupa’nın En Etkili 100 İsmi” listesine adını yazdırmayı başarmış bir yazar. Teknolojiye Karşı İnsanlık (İnsan ile Makinenin Yaklaşan Çatışması) adlı kitabı insanın yarattığı teknolojiyle yaşayacağı sorunları işleyen okunmaya değer önemli bir kitap. İnsanı düşündüren ve sorular sorduran bir kaynak. Leonhard’ın yazığı Teknolojiye Karşı İnsanlık kitabının işlediği konular, bir sonuç veya olası sorunlar karşısında insanlığın sorgulaması gereken durumları açıklıyor. Teknolojinin insan hayatında yaratığı etki vazgeçilmez, ancak teknolojinin esiri olmanın ve onun etkisinde kalmanın yarattığı veya yaratacağı kaygı hep sorgulanır olmuştur.

 

Ancak ondan önce insanlığın doğayla nasıl baş edebildiğinin, doğayı nasıl anlayıp ondan yaralanmayı başardığının anlaşılması bakımından Jared Diamond’ın yazdığı Tüfek, Mikrop ve Çelik kitabı ve Yuval Noah Harari’ninyazdığı Sapiens – İnsan Türünün Kısa Bir Tarihi kitapları bize son derecede önemli bilgiler sunmaktadır.

 

Tarım Devrimi, Dünyanın Sağlıklı Sürdürülebilirliği İçin Ne İfade Ediyor?

 

Jared Diamond’ın Tüfek, Mikrop ve Çelik adlı kitabı insanlık tarihinin geçirdiği evrelere ilişkin önemli sorular soruyor, bilimsel kanıtlar sunarak ufuk açıyor ve bilim tarihçilerine de analiz etme şansı sunuyor. İnsanlığın tarım tarihine de ışık tutan kitap, jeoloji, biyoloji, coğrafya, dilbilim gibi birçok alandaki bilgileri aynı eksende birleştirmeyi başarmış bir eser. TÜBİTAK yayınlarında çıkmıştı sanırım, şimdi başka bir yayınevi yayımlıyor. Geçmişten günümüze yaşamın gelişim evrelerini anlamak için her üniversite öğrencisinin mutlaka okumasında yarar var.

 

Bir savaş tarihçisi olan Yuval Noah Harari, yazdığı Sapiens – “İnsan Türünün Kısa Bir Tarihi” kitabında da benzer bir yaklaşımla insanın nasıl insan olduğunu işlemekte. İnsan bugün, tarım, sanayi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmelerin etkisiyle geçirdiği büyük dönüşümler sonucunda dünkü insandan farklı bir konuma gelmiştir.

 

Yapay zekânın esiri hâline mi geliyoruz?

 

Öte yandan, doğayı anlamış, doğanın kurallarını matematik üzerinden teknolojiye dönüştürmüş olan insan, yarattığı yapay zekâ teknolojisinin esiri hâline mi geliyor bugün? Aslında bu kaynakların en önemli özelliği, insanın doğayı nasıl anladığını ve bundan nasıl yararlanarak bilgi üretmeyi nasıl ilmik ilmik ördüğünü de satır aralarında göstermesidir.

 

Harari’nin kitabı İnsan Türünün Kısa Bir Tarihi’nin, Jared Diamond’ın Tüfek Mikrop ve Çelik’in ve diğer benzer içerikli kitapların, insanların, üzerinde yaşadıkları dünyanın on küsur bin yıllık kısa tarihini ve yaşamlarının nasıl geliştiğini ikna edici ve bilimsel bir yaklaşımla din-ırk ayrımına girmeden anlatması, geçmişimizi tanımamıza yarımcı oluyor.

 

İnsanlık tarihini anlamak için, bu tür kitapların bilimsel esaslara dayalı olarak, ancak, popüler dil tekniğiyle yazılmaları gerekir; böylece, bu kitapların geniş kitlelerce okunması sağlanmış olur. Nature dergisi, Tüfek Mikrop ve Çelik için “Son yıllarda insanlık tarihi hakkında basılmış en önemli ve okumaya değer kitaplardan biri” diye yazmış.

 

M. İlin ile E. Segal, bu iki Sovyet yazarı da, insanın ilk çağlarından bu yana geçirdiği evreleri, yazdıkları İnsan Nasıl İnsan Oldu kitabında çok sade bir dille ve anlaşılır bir şekilde anlatmışlar. İnsan Nasıl İnsan Oldu, insanın en büyük merakı olan geçirdiği evreleri anlama isteğine yanıt veren iyi bir kaynak. Dünümüzü, bugünümüzü anlamamıza yarımcı olacak bir eser olan bu kitap da, insanın, insan olma sürecinde, onun, doğayla ve insanla olan savaşımı sonucunda oluşturduğu toplumsal ortam, sistem ve kültürlerin anlaşılması bakımından önemli bir kaynak. İnsanın en önemli özelliği olan yaratıcı-kurgucu olmanın oluşturduğu bugünkü bilgi birikimini anlamak bakımından bu kitabın işlediği konular çok önemli. Dünyanın değişik bölgelerinden insanların yarattığı etkiler bir araya getirilerek yaratılmış olan etkiler, insanlığın kısa tarihin ayrı bir özetidir.

 

Bunlara benzer içerikte yazılmış kitapların bize olan en önemli yararları ise, bilimsel bilgi vermeleri yanında çok değişik konularda düşünme alanlarımızı genişletmemizi ve geçmişe dair çok farklı sorular sormamızı sağlamasıdır: Tarım yaparak iyi mi ettik? Yazı neden icat edildi? İnsanlığı hangi faktörler teknoloji yaratmaya yönlendirdi? Neden bazı insanlar teknoloji yaratabiliyorlar da bazıları yaratamıyor?

 

Binlerce yıl önce birlikte yola çıkan ve hiçbir şeyleri olmayan insanların bazıları bugün düşünme güçlerini kullanarak, sistematik çalışmayla bilgi ve teknoloji yaratıp önde koşarken, bazıları bu yarışta geride kaldılar. Bazısı saatte binlerce kilometre hızla uzaya giden araç yapabildi, bazıları ise hâlâ çıplak ve tabana kuvvet yalınayak yol almakta…

 

Fütürist Leonhard’nun kitabını da bu bağlamda özetleyecek olursam, insanlığın önüne, yukarıda bahsettiğim üretilen bilginin yarattığı ileri teknolojinin yol açtığı çok önemli bir sorunu koymuş bulunuyor. Yazar, insan ile makinenin yaklaşan çatışmasını anlattığı kitabında, çok da tahmin edemediğimiz çok sayıda olasılıklar ve sorunlar üzerinde düşünmemizi sağlıyor. Teknoloji, doğal olarak insanın rahat yaşaması için yaratıldı. Ancak, bugün yapay zekâ ile teknolojiden korkar duruma geldik. Çünkü, IQ’sü çok yüksek bir yapay zekâ hayatımızı kontrol ederse ve bizi makineyle karşı karşıya getirirse, belki makinenin fişini çekmemize bile müsaade etmeyecek. Belki de yakın gelecekte, yazarların belirtikleri gibi derimizin altına yerleştirilecek olan elektronik çipler bizi rahat uyutmayacak. Olası riskler ve yapay zekânın yaşamımıza nasıl dokunacağını anlatan kitap, üzerinde düşünmemiz gereken durumları önümüze koyuyor:

 

Yapay zekâya sevinelim mi yoksa korkalım mı? Yapay zekâ, insanı, insana muhtaç olmaktan kurtaracak mı? Yoksa bazı toplumlar bazı toplamların esiri mi olacak?

 

Teknoloji İnsan Yaratmıyor, İnsan Teknoloji Yaratıyor Ve İnsan, Amacına Uygun Teknoloji Yaratıyor

 

Teknolojinin son 50-60 yılda insanın yaşamını kolaylaştırmak için başardığı onlarca buluş ve bunların insan yaşamındaki olumlu etkileri ortada. Ancak, insanın neredeyse artık teknolojiye bağımlı hâle gelen yaşamı ile bunların (mobil telefon, araba, internet vs.) insanın düşünce hayatı ve fizyolojisi üzerinde yaratığı etkiler son yıllarda sıkça konuşulur oldu. Yaşamımıza yapay zekânın, robotlarının katılmasının, masabaşı işlerin çoğalmasının ve raf ömrü uzun gıda tüketiminin, insan sağlığını tehdit ettiği sıkça dile getiriliyor. Bu arada, bazı insanların az çalışarak çok harcama yapmaları, haksız kazanç, kayırmacı yaklaşımlar, şan-şöhret peşinde koşmalar, doyumsuz yaşam ve bunların oluşturduğu depresif yaşam ile etik sorunlar da sorgulanır oldu. Bu bakımdan, geçmişte yaşadıklarımız ile bugün ulaşılmış olan birikimli bilgilerimizin analiz edilmesi bakımından geriye dönüp ciddi bir çalışma yapılması yararlı olabilir.

 

İşte bu sebeplerle, geçmişi objektif olarak anlatan ve analiz eden yazıları çok çok önemsiyorum. Gerçekten da insanın gücü ile doğayı bütünlüklü olarak anlamak için bu tür kaynakları okumak gerekiyor. Gerd Leonhard kitabı için diyor ki “Kitapta şunları savunuyorum: Gelecekteki bilim- teknoloji araştırmalarına, bu alandaki gelişmelere, bunların ticarileşmesine yönelik yatırımları gerçekleştirirken karar verme ve yönetişim süreçlerinin merkezine, insan mutluluğunu ve esenliğini koymalıyız; çünkü, en nihayetinde teknoloji, aradığımız şey değil, arama yöntemimizdir.”

 

Sanırım, burada amaç ve araçları iyi anlamak zorundayız. Ne aradığımızı iyi bilmek durumundayız. Bulduğumuzun ne anlama geldiğini de bilmek zorundayız. Ezbere yaşayarak, kulaktan duyulanlarla değil, bilfiil paçaları sıvayarak suyun içine girer gibi tarihin derinliklerinde nereden nereye geldiğimizi okuyarak öğrenmek zorundayız. Kendimizi ve geçmişte yaşadıklarımızı, ne tür zorlukları aştığımızı bilmek zorundayız. Bunları bilmezsek hiçbir şeyin kıymeti olmaz.

 

Yaşamı anlamlı yaşamak için gençlerin bu kaynakları okumalarını öneririm.

 

6 Ocak 2019, Adana»

 

*   *   *

Evet, yazıda anlatılanlar, ne saklayayım, beni ürküttü; bakalım, okurlar arasında bana hak verenler çıkacak mı? 


İnal Karagözoğlu

Yarımca, 14 Ocak 2019 Pazartesi

 

__________________

Prof. Dr. İbrahim Ortaş kimdir?

 

Prof. Dr. İbrahim Ortaş, Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü öğretim üyesi. Bu üniversitenin 1985 mezunlarından olan Prof. Ortaş, çalışma hayatına Şanlıurfa Köy Hizmetleri Araştırma Enstitüsü’nde başladı, bir tarımsal kuruluştaki görevinin ardından 1977’de Çukurova Üniversitesi’nde araştırma görevliliğine atandı. Doktorasını 1990-94 yıllarında İngiltere’de Reading Üniversitesi’nde yapan Prof. Dr. Ortaş’ın çoğu yabancı dilde ve bir kısmı SCI’de (Bilim Atıf İndeksi’nde [Science Citation Index]) yer almış bulunan yüzün üzerinde bilimsel makalesi ile iki uluslararası kitap bölümü, üç de yardımcı ders notu var.

 

İletişim: iortas@cu.edu.tr

 

Web ayfası: http://aves.cu.edu.tr/iortas/

 

Not:

M. İlin > Mikail Ilin > Микаил Ильин (1896 – 1953)

E. Segal > Martin E. Segal > Мартин Э. Сегал (1916 – 2012)

  

Anahtar kelimeler: insan, insanın tarihçesi, insanlık, teknoloji, yapay zekâ

 

 

© 2019 İK

 

 

“© İK” tanımlaması hk. açıklama: Bu alanda (ilgilik.com) yer alan (yayımlanmış olan) her türlü yayının, bunların sahibi konumundaki İnal Karagözoğlu’ndan izinsiz olarak herhangi bir yöntemle alınarak, kopyalanarak bütünüyle ya da alıntı yapılarak kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası’na göre suçtur.

 

 

795 | Günlük | 140119

 

 

{lang: 'tr'}

1 Yorum

  1. Emre Yazman said,

    Ocak 15, 2019 at 09:32

    Bugünlerde okumakta olduğum bir kitap var. Yazarı: Yuval Noah Harari, başlığı (adı): Hayvanlardan Tanrılara Sapiens, alt başlığı: İnsan türünün kısa bir tarihi.
    Yazar daha ilk sayfada şöyle diyor: “Tarihin akışını üç önemli devrim şekillendirdi: Yaklaşık 70 bin yıl önce başlayan Bilişsel Devrim, 12 bin yıl önce bunu hızlandıran Tarım Devrimi ve tarihi sona erdirip bambaşka bir şeyi başlatabilecek yalnızca 500 yıl önce başlıyan Bilimsel Devrim. Bu kitap bu üç devrimin insanları ve diğer organizmaları nasıl etkilediğinin hikâyesini anlatıyor.
    Kitabın henüz başlarında olduğum için yukarıdaki soruyu yanıtlayamıyorum. Bitirmiş olsaydım bir yanıt verebilirdim olasılıkla.
    Yazıda, okunması salık verilen kitaplardan biri de bu. Kitap olağanüstü bir okuma beğenisi sunuyor okuruna. Şiddetle salık veririm.

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.