“Ruh Sağlığı Yasası” ve Alternatif Çözümler

Güldürü Tadında  İşler…

 

Müjdeler olsun yurdumun insanına, kurduna kuşuna, kızına kadınına, tavuğuna ördeğineee! 

Bakmayın siz bozguncuların yaygaralarına, memlekette güzel şeyler de oluyor. 

Nereden çıktı şimdi, çevreci kesilip poşet meselesine odaklanmışken ve dahi Selçuklu misali yaygın inşaat övgüleri almış başını gidiyorken, bu da yetmez, cumhura övgüler düzülüp “millet”e “zillet” kafiyesi çekilirken müjdeler olsun lafı da ne oluyor?

Güzel soru; tam da böyle bir şey bekliyordum… 

Baştan başlayayım, sırayla gideyim: 

Önce

“Yeni doğan” Cumhuriyet 10 yaşına geldiğinde, kutlamalar Onuncu Yıl Marşı’yla dalgalanmıştı. Her ne kadar sonraları suç unsuru muamelesine tabi olmuşsa da bu marşın kırk yıl boyunca devamı gelmedi; Cumhuriyet’in 20’nci, 30, 40. yılları marşsız kutlandı, TSK (Türk Silahlı Kuvvetleri) bandolarının çaldıkları marşlarla idare edildi. Her ulusal bayram sabahı radyonun karşısına geçer, verilen konseri dinlerdim; hele de flütlerin trilleri… 

Ama ne zaman 12 Eylül dönemine gelindi, musikîperver beş paşanın akıllarına bir “50’nci Yıl marşı” gerektiği düştü. Bağlamına uygun olarak adı “50. Yıl Marşı” olan eserin sözleri hazırdı zaten, Bekir Sıtkı Erdoğan yazmıştı vaktiyle; besteyi de Necil Kâzım Akses yaptı. Ve hatırladığıma göre, hiç değilse bu marş meselesi, zamanın ruhuna uygun olan haşin bir emir-komuta zinciri usulüyle halledilmediydi; sanıyorum eser, demokratik yöntemle, yarışmadan süzülerek ortaya çıkmıştı. Bu işler nasıl olduydu, ortada pek bilgi yok ya da ben öğrenemedim. Ama “50. Yıl Marşı” konusunda bir şeyler söyleyebilirim: 

Besteye, müzikalitesi bakımından laf etmek, edebilmek harcım değil, haddime düşmez, ama önümüzde, insan sesiyle icra edilmesinde başta prozodi, ses hacmi vesaire bakımından sorunlu bir marş varken (İstiklal Marşı), nasıl olmuştu da her olağan insan sesinin altından kalkamayacağı bir ses hacmine sahip olan bu beste konmuştu milletin önüne, işte bunu söyleyebilirim… Ve bu duruma hep hayret etmişimdir; hâlâ da ediyorum ya! 

Bu marş konusunda diyeceğim ikinci ve son şey de özetle şudur: 1983, sanırsın, “Cumhuriyetimiz ellinci yaşına geldi diye sevinmek” yerine “50. Yıl Marşı’yla milletçe imtihan” yılıydı … Öğretmenlik hayatımda gayri resmî de olsa “müzik işlerinden sorumlu sınıf öğretmeni” olarak tanınmış bir kişi olan ben bile, bu marşla nasıl başa çıkacağımı, çıkılabileceğini bilemez olmuştum. 

İkincisi 

Memlekette meydana gelen güzel şeylerden ikincisi de, ama belki de en önde geleni, –bence bu böyle– ruh sağlığımızı, artık bir yasaya emanet edecek olacağımızın işaretlerinin gelmiş olması… Müjde MHP’den geldi: basın-yayından öğreniyorum, Genel Başkan Yardımcısı Deniz Depboylu, partisinin Ruh Sağlığı Yasası teklifine ilişkin detayları anlatmış (bu fırsattan yararlanarak söyleyeyim, aman ha, “Mehape” değil, “Ma:pe” ya da “Emeyçpi” hiç değil; harflerimizin ilkokulda öğrendiğimiz okunuşlarıyla “Mehepe” –aynı durum CHP için de geçerli!–). Depboylu, “Bu yasa, engelleyici, önleyici hizmetlerden, tedavi edilecek son noktaya kadar her alanı kapsamış durumda” demiş. Dünkü basın-yayında gezinmiş olanlar İHA’nın geçtiği bu haberi görmüş olmalıdırlar. Ve bu arada, konunun, bir gün önce ilk defa TBMM grup toplantısında parti başkanı Devlet Bahçeli tarafından “Ruh Sağlığı Yasası’na ihtiyaç olduğu” açıklamasıyla gündeme getirildiğini de biliyorlardır. 

Devam edeyim: 

Depboylu, yasa teklifinin TBMM’den geçmesiyle, özel sağlık sigortalarının da bu kapsama alınması gerekeceğini de söylemiş. Yasanın, yani RSY’nin, ilaç paralarının devletçe karşılanması hükmünü de içerdiğini açıklayan MHP Genel Başkan Yardımcısı Depboylu, sadece ilaç paralarının değil, terapi hizmetleri giderlerinin de devlet tarafından desteklenmesi gerektiğini kaydetmiş. Depboylu’nun açıkladığına göre, RSY teklifinin hazırlanışında pek çok STK’nin katkısı varmış. Ne güzel… Ve ancak, bu arada üzülerek öğreniyoruz, ruh sağlığı konusunda profesyonel destek alabilen memleket evladı, “an itibarıyla”, bu hizmete ihtiyaç duyanların ancak % 14’ü kadarmış. Ne yazık… Ama sevinelim, “Biz istiyoruz ki” demiş MHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Bey, “ihtiyaç duyan herkes bu desteği alabilsin.”  

Ve bu girişimin en güzel tarafı, gelişmiş ve gelişmekte olan bütün ülkelerde benzerleri var olan RSY’mize kavuşup da gerekli hizmet dört dörtlük biçimde verilmeye başladığında, “yaşanan” gergin olaylar yavaş yavaş gerilemeye başlayacakmış… 

 

*   *   *

Bilmem dikkatlere takıldı mı, milletin ruh sağlığı nasıl olmuş da yasayla müdahaleyi gerektirecek derecede elden gitmiş, bu konuda tek kelime yok! Vaziyet, tek kelimeyle güldürü tadında… 

Evet, “Müjdeler olsun, yurdumun insanına, kurduna kuşuna, kızına kadınına, tavuğuna ördeğineee” deyişimin sebebini anlatabilmişimdir sanırım. RSY yalnızca ahalinin ruh sağlığına mukayyet olmakla kalmayacak, memleketin kurdunu kuşunu, kızını kadınını, tavuğunu ördeğini de öldürülmekten, telef edilmekten; hırpalanıp yaralanmaktan da koruyacaktır. 

Aklım-fikrim sana emanet Allahım! Rahmetli annem böyle söylerdi… 

Ve Alternatif Çözümlere Gelince 

Evet, yazının başlığında “Alternatif Çözümler” sözü var, hem de “üç  nokta”lı: “Alternatif Çözümler…” Bu ne demek? Seçenekler sunulacak, demek. Hem “çözümler” diye çoğul bir kelime seçmiş hem de “üç nokta” koyarak beklentinin dozu yükseltmek istemişim. Yani, birden çok çözüm önerisi söz konusu. 

“Alternatif çözümler…” dediğim yol, “Meditation Relax Club” adlı kuruluşça yayımlanmakta olan müzikler. Hemen birinin bağlantısını sunayım;[1] dileyenler yeni yeni tatlara yelken açacaklardır ruh sağlıklarını pekiştirmek, en azından günlük yorgunluklarını atmak için… Bağlantı yeri dipnotta.[2] 

İyi, sağlıklı dinlemeler…

  

İnal Karagözoğlu

Yarımca, 11 Ocak 2019 Cuma

 

__________________

[1] https://www.youtube.com/watch?v=2tnCnUInwGI

[2] http://www.meditationrelaxclub.com/homepage/

  

Anahtar kelimeler: RSY, ruh sağlığı, Ruh Sağlığı Yasası, STK  

 

© 2019 İK

 

 

794 | Günlük | 110119

 

“© İK” tanımlaması hk. açıklama: Bu alanda (ilgilik.com) yer alan (yayımlanmış olan) her türlü yayının, bunların sahibi konumundaki İnal Karagözoğlu’ndan izinsiz olarak herhangi bir yöntemle alınarak, kopyalanarak bütünüyle ya da alıntı yapılarak kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası’na göre suçtur.

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.