“Bi Tık Daha”…

Son Zamanların Feylesoflara Yaraşır ‘En’i

 

TV’lerden birinde bir izlence var, Yemekteyiz… Kaçırmamaya çalışanlarının çok olduğunu tahmin ediyorum; ben, “ben belgeselleri izlerim”cilerden değilim; aksine,  ilgimi, dikkatimi tıklarca üst düzeyde tutarak izliyorum Yemekteyiz’i. Keyif veren, insanın bilgisini-görgüsünü arttıran, zaman zaman ağzını sulandıran, sevimli, eğlenceli bir yapım; hakkaniyetten de söz ediliyor sıkça; yani, sadece bir yemek daveti biçiminin kalıpları arasında sıkışıp kalmayıp insanları adalete de davet eden bir yapım. Daha ne istenir… 

Birkaç bakımdan dikkat kesiliyorum “Yemekteyiz olayı”na: eleştirilerin dayanaklarının sağlamlık derecesine, kullanılan dile, .., bir de, kaç katılımcı kaç kere “bi tık daha” dedi, onu saptamaya. Bu tık meselesi, bayağı bayağı dikkat istiyor –bu “bayağı” kelimesini, “çok, oldukça, epey” anlamlarında kullandığımı söylememe gerek yok–; tabiî, bu iş için kâğıt-kalem de gerekli. 

Her yeni bir Yemekteyiz’in ardından zihnimi bir tık daha meşgul eden bu sözün –yarışmacılar bi tık diyorlar, ama ben yine de yanlışlıkla öyle yazmış olayım– “günümüzün moda lafları” listesindeki tıkar tıkar yükselişinin hikmetini araştırmaya verdim kendimi. Ve bu arada, “olay”a tam da kafadan neşter atan bir yazıyla karşılaştım; hemen onu aktarayım, edindiğim öbür bilgileri ileride küçük küçük not ederim.

Evet, o yazı… “Bir tık daha” başlığıyla Hürriyet’ten Melike Karakartal yazmış.* Yayımı, 25 Nisan 2012 Ç: 

«Gün geçmiyor ki dilimizde çeşitli yeni tanımlamalarla karşılaşmayalım sevgili bağlaç olan “de”yi ve “ki”yi; soru eki olan “mi”yi ayrı yazan Habitus okuru. 

Metre, santimetre, kilometre, kilogram, gram gibi ölçü terimlerine bir yenisi daha eklendi, müjdeler olsun.
Artık “bu çorba çok sulu, biraz daha koyu olmalı, orası çok uzak, yürünmez, bu torba bu ağırlığı taşımaz, saçımı biraz daha kestirmem lazım” gibi cümleler kurarken daha az düşünecek, hiç kendimizi kasmayacak, daha serbest, daha rahat cümleler kurabileceğiz.
“Bu çorba bi’ tık daha koyu olmalı, bu torba bi’ tık daha hafif olsa tamam, yol bi’ tık daha yakın olsaydı yürürdük, saçım bi’ tık daha kısa olsa rahatlayacağım” diyecek, meseleyi kapatacaksınız.
Gördüğünüz gibi samimiyetten uzaklaşmadan, araya teknik terimler katmadan, diyeceğimizi dedik, kendimizi ifade ettik. “Bir tık daha samimi” konuşmayı becerdik.
Peki nereden geldi bu “tık”?
Hiç şüphe götürmüyor ki bilgisayarla ve daha da önemlisi, internetle. Mouse’unuza tıklayarak dünyaları değiştirdiniz. Parmağınızın o minik hareketi bir “kelebek etkisi”ne sebep oldu, kim bilir belki de insanların hayatında -iyi ya da kötü- fark yarattınız…
Alışveriş yaptınız, battınız…
Ters bir anınızda normal koşullarda göndermeyeceğiniz bir mail yazdınız ve “gönder”e bastınız…
Bir tık ile beklenmedik haberlerle karşılaştınız, gününüzün seyri değişti…
Bu minik hareketiniz, hayatınızı yönetti…
Yşte bu “tık”, evrildi ve dilimize yerleşti sevgili kendini rahat ifade eden Habitus okuru. 
Bundan sonra duyduğunda hiç garipseme.

“Aaaynen”-“bir tık daha” uyumu 

“Bir tık daha”, tüm gücüyle hayatımızın içinde efendim!
Etrafınıza dikkatle kulak kesildiğinizde bu kelimenin birçok yerde kullanıldığına şahit olacaksınız. 
Arkadaşınız size “Eteğim iyi oldu mu?” diye sorduğunda “Bir tık daha kısa olsa, tamam” dediğinizi fark edeceksiniz. Eteğinize bakacak, diz kapaklarınızın tam üzerinde olduğunu ve üç parmak kısalması gerektiğini anlayacaksınız.
Daralttığınız yüzük parmağınıza bol geliyorsa kuyumcuya gidip “Bunu bir tık daha daraltalım” derken elinizdeki yüzüğü işaret edeceksiniz. Ne kadar daraltması gerektiğini sanki parmağınızı ölçmüş gibi kavrayacak.
3 kilo verdiniz ama hedefiniz 5 idi. Soranlara “Bir tık daha zayıflasam, tamam” diye cevap vereceksiniz. Karşınızdaki tam olarak 2 kilodan bahsettiğinizi anlayacak.
Biliyorsunuz “onay kelimesi” olarak “evet, katılıyorum” yerine “aaaaaynen öyle” diyoruz.
Karşınızdakinin söylediklerini onaylıyorsanız cümlesinin sonunu bitirmesini beklemeden ağzınızı açıyorsunuz. Son kelimesiyle birlikte konuya “aaaaaynen” diye giriyorsunuz, onaylayacağınızı anlayan karşınızdaki insan daha da heyecanlanıyor, siz de daha şahlanarak “AAAAYNEN” diye devam ediyorsunuz.
Yşte “bir tık” da bunun gibi. Karşılıklı aynı şeyi düşündüğünüz insanla birlikte söylendiğinde etkisi artıyor.
“Bu elbise bir tık daha kısa olsaydı, tamam” diyen arkadaşınıza “AAAYNENAAAAAAAYNEN” diye katılıyorsunuz, samimiyetinize samimiyet katıyorsunuz…»

*   *   *

“Bi(r) tık”ın moda oluşunu anlamış bulunuyorum. Bu arada söylemeden geçmeyeyim, bu söz, Yemekteyiz’e mahsus bir şey değil; özellikle dizilere, pek ciddî, pek hayatî konulardaki sohbetlere, tartışmalara, açıklamalara renk katıyor… Olmazsa olmazımız… Kültürel donanımımız bi tık daha yükselmiş bulunmakta.

Hey gidi “tık”! Nereden nereye…

  

İnal Karagözoğlu

20 Ocak 2018, Cumartesi

facebook.com/inal.karagozoglu

twitter.com/wwwilgilikcom

 

 

_____________________

* http://www.hurriyet.com.tr/bir-tik-daha-20414328

 

Notlar:

1- feylesof: Filozof, felsefeci.

2- Habitus okuru: Yazar Melike Karakartal’ın okurlarına sesleniş sözü. (Toplumbilimsel bir kavram olan habitus, Fransız toplumbilimci (sosyolog) ve felsefeci Pierre-Felix Bourdieu’ye (1930 – 2002) göre, toplumsal öznelerin (bireylerin, kişilerin) algılama, hissetme, düşünme ve davranma biçimleri olarak içselleştirdikleri bir toplumsallık hâlidir. Dolayısıyla, habitus, toplumsal öznelerin günlük hayattan siyaset alanına, kültürel zevklerden konuşma biçimine kadar bütün davranışlarını düzenleyen bir içsel yapıdır.)

 

 

© 2018 İK

 

 

Anahtar kelimeler: aynen, bi tık daha, feylesof, filozof, habitus, Melike Karakartal, Pierre-Felix Bourdieu, tık, Yemekteyiz

 

785 | Dil Tazıları | Günlük | 250118

 

“© İK” tanımlaması hk. açıklama: Bu alanda (ilgilik.com) yer alan (yayımlanmış olan) her türlü yayının, bunların sahibi konumundaki İnal Karagözoğlu’ndan izinsiz olarak herhangi bir yöntemle alınarak, kopyalanarak bütünüyle ya da alıntı yapılarak kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası’na göre suçtur.

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.