Yıkmak ve Yeniden Yapmak Üzerine…

Yıkarak Yok Etme Eylemi Neye İşaret Eder?

 

İki akademisyenin, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Mimarî Restorasyon Programı Bölüm Başkanı Doç. Dr. Esma İgüs ile Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Güzel Sanatlar Meslek Yüksekokulu Mimarî Restorasyon Bölümü uzmanlarından Hayriye İsmailoğlu’nun birlikte kaleme aldıkları bir çalışma var; “Osmanlı Kenti İstanbul’u Yıkmak ve Yeniden Yapmak Paradoksu: Menderes Yıkımları”(*) başlıklı çalışmanın giriş bölümünde yer alan “yıkım olgusu”nun yol açtığı duruma ilişkin şu ifade pek can alıcı: 

 

«Tarihsel geçmişi uzun sürece dayanan kentlerde, iktidarlar tarafından istek ve bilinçle yapılan, eskiyi ortadan kaldıran, yeniye yer açan tarihî doku müdahaleleri, dolayısıyla da yıkarak yok etme eylemi, tarihî çevre, kentsel hafıza ve mekânsal kimlikler açısından sıkıntılı bir alana işaret eder. Yıkımlarla geçmişle bağın koparılması gerçekleştirilirken, Paris, Viyana, İstanbul ve New York kentleri yıkımlarında olduğu gibi, siyasi erk tarafından modernleşme kavramı kalkan olarak kullanılır. Ancak, bu edimin (edim: Yapılmış, gerçekleşmiş olan iş; eylem, fiil, amel. [İK])  insanların belleğinde oluşturduğu sarsıntı ve kişinin ait olduğu fiziksel çevreye yabancılaşması ne yazık ki göz ardı edilir. Sonuçta, kente ait mekânların fiziksel olarak kaybolmasıyla, bireyin ait olduğu şehre yabancılaşması, zihin kıvrımlarında kendine yer bulur.»

Evet, taammüden, yani, “önceden tasarlanmış olarak, bile bile, bilerek, kasıtlı olarak” işlenen cinayetten farkı olmayan bir eylem…

*   *   *

Benim bu “İgüs-İsmailoğlu çalışması”yla karşılaşmamı sağlayan şey, dikkatli gözlerden kaçmamış olduğunu sandığım şu olgu: İnsanlar, uzunca süredir bir özlem içerisindeler, özlemlerini dile getiriyorlar. Çok genç yaştaki insanlarımızın bile bu özlem duygusuna kapıldıklarını görüyoruz. Sosyal paylaşım alanlarına da yansıyan özlemlerin nesnesi daha çok mekânsal değerler. Bir sinemanın, pastanenin yok olması; bir sokağın, top koşturulan bir alanın inşaata gitmesi; bir çeşmenin kaldırılması; bir iskelenin, bir tren istasyonunun işlevsiz kalması, .. ve nice yok oluşlar…

*   *   *

Bir kenti, –bu İstanbul olur, Tokat olur, ya da Ankara– bir kasabayı, –bu bir Karadeniz kasabası ya da orta Anadolu kasabası olabilir– ya da bir yayla, bir köy, bir otlak, … onları yıkarak-yok ederek “yeni” bir şeylere yer açmak, oralara “yeni yeni” bir şeyler yapmak, “tarih tekerrürden ibarettir” sözünü bile yordu.


İnal Karagözoğlu

18 Ocak 2018, Perşembe

facebook.com/inal.karagozoglu

twitter.com/wwwilgilikcom

 

_____________________

http://osmanliistanbulu.org/tr/images/osmanliistanbulu-4/esma_igus-hayriye_ismailoglu.pdf

 

© 2018 İK

 

Anahtar kelimeler: çeşme, edim, iskele, İstanbul, istasyon, kasaba, köy, otlak, pastane, sinema, taammüden, Tokat, top, yayla, yeni, yeniden, yıkmak, yok etmek

 

783 | Günlük | 180118

“© İK” tanımlaması hk. açıklama: Bu alanda (ilgilik.com) yer alan (yayımlanmış olan) her türlü yayının, bunların sahibi konumundaki İnal Karagözoğlu’ndan izinsiz olarak herhangi bir yöntemle alınarak, kopyalanarak bütünüyle ya da alıntı yapılarak kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası’na göre suçtur.

{lang: 'tr'}

Post a Comment

Improve the web with Nofollow Reciprocity.